Haftanın Pasajı / Cemil Meriç: Istırabı Nükte İle Yenmeye Çalışan Bir Aciz

Gözlerimi kaybettikten sonra…

“Sessiz, uyuşuk, kendi kendine yeten bir hayat. Ve ebediyete yönelen bir ihtiras, ebediyete ve kainata. Kelimeler dünyasının sultanı olmak, zindanımda, hayır fildişi kulemde, sanatın ve düşüncenin gökdelenlerini inşa etmek… Kader buna imkan vermedi. Nemezis’in parmakları gözlerime kadar uzandı.

“Gökten ateşi çaldığı için büyün Promete’ler gibi, Tanrı’ların gazabına uğrayan bir fikir maceracısı…”

“20 Ocak 1955…Bir elinde bavul, ötekinde baston. Bavulunda acıları, korkuları, ümitsizlikleri, bavulunda mazisi. Ve tek desteği Mahmutpaşa’dan iki buçuk lira mukabilinde alınan baston. Bir adam, bir vapurun ambar merdivenlerinden inmektedir. ‘Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan’, gemi meçhule değil, belde-i nura gidiyor. Sonra rüyaya benzeyen günler. Manasız ve manalı. Çirkin ve korkunç.  Sonra bilmem kaç ay Paris. Kenzven geceleri. Kenzven’de her gün gecedir. Istırabı nükte ile yenmeye çalışan bir aciz. Paris, okuduğum romanların en tatsızı, en namussuzu, en kahpesi.”

“Ben görmedim Paris’i… Paris evde yoktu… Ben rüyada gördüm Paris’i, gülümsedi ve kayboldu. Neden beni aramak için buralara kadar geldin diye sitem etti bakışları. Promete kafdağına zincirlenmiş, ben hastaneye zincirliydim. Paris’te hastaneye zincirli olmak. Hastaneye ve karanlığa. Reyhaniye’nin çamurlu sokaklarını, kerpiç kulübelerini ve maymun azmanı insanlarını, kötü yazılmış natüralist bir romanın esneten teferruatını okur gibi, yıllar yılı seyreden gözlerim, Paris’te kapalıydılar.”

“Gözlerimi, yani her şeyimi kaybetmiştim.”

 

Cemil Meriç – Bu Ülke

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.