Haftanın pasajı: Her Yanda Acının Sonsuzluğunu Görüyordum

Şaşkın şaşkın, orada öyle ayakta kalakaldım. Onun uzaklaşmasını önlemeye çalışmamıştım. Arkasından uzun uzun baktım: Gene gururluydu; ağır ağır gidiyordu. Yüzünü hiç bu kadar beyaz görmemiştim; yalnız alnında en acı düşlerin sarı mühürü vardı; başı da, yağmurdan çok ıslanmış bir zambak gibi, önüne sarkmıştı.

Ölmek üzere olduğunu anlayan bir adamın çılgınlığıyla:
-Henriette! diye haykırdım.
Dönüp bakmadı; durmadı; adını benden geri aldığını, artık bu ada karşılık vermeyeceğini söylemeye bile tenezzül etmedi. Boyuna gidiyordu.

Arabella’ya bir tek bedduayla lanet okudum; duysaydı ölürdü, çünkü o benim için her şeyinden vazgeçmişti. Tanrı uğruna her şeyden vaz geçer gibi!

Bir düşünceler dünyası içinde kayboldum. Her yanda acının sonsuzluğunu görüyordum. Sonra baktım hepsi birden aşağı iniyor. Jacques yaşının verdiği saf bir telaşla konuşuyordu. Baygın gözlü Madeleine, annesinin yanında geliyordu. Jacques’i bağrıma bastım, annesinin elinin tersiyle ittiği ruh coşkunluğunu, gözyaşları içinde ona boşalttım.

Vadideki Zambak – Balzac

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.