Haftanın Pasajı / Hüseyin Kıran: Gecedegiden

Mayalanmamış, doygun, çiğ ve buharsız havayı solumak ve kafamda birikmiş, durmadan benimle konuşan ve çaresizce cevaplar yetiştirmeye çalışmaktan vazgeçme çabam yüzünden bitkin düştüğüm insan seslerini susturdu. Sessizliğin insanı avutan ve aklını azaltan kadifemsi teninin dokunuşlarıyla yumuşamamış, içime gömülü duran her şeyden kurtularak serin ve taze havanın ısırıcı tadını yeniden duydum. Sessizliğin beni ve hayatımı tümleyen muzicesi pek iyi.

Bunla dolu bunca zamandan sonra bulduğum bu sessiz ada, kendim, içinde yüzdüğüm harika havuz, gövdesinde açılan bir yırtıktan hızla boşalmaya başladı. Sesten arındıran sıvı boşalıyor hızla ve küçük hayvanlarım bir anafora kapılmış yitiyor. Telaş içindeyim. Ama durdurmaya çalışmıyorum, bir anlamı yok, mümkün de değil, hiçbir şey mümkün değildir zaten, anlıyorum.

Didikleyen, dürten şey bir insan olsa gerek; kesintili ve sıçramalı, tonlara bürünerek yayılan hava dalgaları, işte ses denen bu uçucu, geçici ama etkili şey, etten teller tıngırdatıyor ve sadece yaşatmak amacıyla bir çift ciğere dolmayı kabullenen bu masumun kötüye kullanılması, kirletilmesi, işte dil, bunu da anlıyorum, Tanrım, hava titreşip duruyor ve huzurumun uçuşuna yas tutmuyorum.

Oysa basit hedefim insanlarla konuşmak zorunda kalmaktı. Bunun için onların duymak, dinlemek zorunda kalmayacağım bir yerdi istediğim.

Hüseyin Kıran – Gecedegiden

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.