Haftanın Pasajı: Huzursuzluğun Kitabı – Fernando Pessoa

…. Etrafta bende olmayan büyük bir huzur hüküm sürüyor, soyut sonbahar havasına soğukça saçılmış. O huzura sahip olmadığımdan, var olduğunu varsayarak bulanık bir zevk duyuyorum. Ama gerçekte, ne huzur var ne de huzursuzluk: Gökyüzü var yalnızca, giderek zayıflayan bütün renklerden bir gökyüzü – mavi-beyaz, henüz mavisini koruyan yeşil, maviyle yeşil arası soluk gri, olmayan bulut renklerinin uçuk, belirsiz tonları ve silik bir morla koyulaşmış kararsız bir sarı. Hepsi daha algılandığı anda sönen birer görüntü, hiçle hiçin arasında gök ve çürük tonlarında, kanatlı, en tepeye asılmış, bitmek bilmeyen, tarifsiz fasıl.

Hissediyorum ve unutuyorum. Herhangi bir insanın herhangi bir şeye duyduğu belirsiz bir özlem, soğuk havadan yayılan bir afyon gibi beni ele geçiriyor. Gerçek, yapmacık bir görme sarhoşluğu içindeyim.

Güneşin perde perde yok olduğu nehir hattında ışık, soğuk bir yeşilin mavileştirdiği solgun bir beyazlığa bürünmüş olarak sönüyor. Havada, asla elde edilemeyenin uyuşukluğu salınıyor. Gökyüzünün manzarası yükseklerde susuyor.

Kabıma sığmaz olduğumu hissettiğim bu saatte, o muzip zevke teslim olup her şeyi söyleyesim geliyor. Ama hayır, uzaklığı, kendini yok edişiyle sadece derin gökyüzü gerçekten her şeydir ve kendi de birbirine karışmış, iç içe geçmiş bir heyecan yumağı olan şu hissettiğim heyecan, bu boş göğün benliğimin derinlerindeki bir göle yansıyan suretinden başka bir şey değildir, Kaya’ların arasına sıkışmış, dağların dalgınca kendini seyrettiği, ölü bakışlı, dilsiz bir göldür bu.

Huzursuzluğun Kitabı – Fernando Pessoa

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.