Haftanın Pasajı: Reşat Nuri Güntekin – Acımak

Mübalağa ediyorsunuz.
– Katiyen, hakikati söylüyorum.
– Siz ancak romanlarda tesadüf edilebilecek ideal bir kahramandan bahsediyor gibisiniz. İnsan olsun da hiçbir zaafı olmasın?

Maarif müdürü, arkadaşının yüzüne bakıp gülerek:

– Böyle bir iddiada bulunmadım.
– Onda en ehemmiyetsiz bir zaaf gösterilemez demediniz mi?
– Evet…
– Şu halde?!…

Tevfik bey, elini eski arkadaşının dizine vurarak:

– Bir insan için zaaftan mahrumiyet de büyük bir zaaf değil midir? Hatta zaafların en büyüğü…
– Paradoks yapıyorsunuz Tevfik bey…
– Bilakis, Allah’ın en basit bir hakikatini söylediğime kaniim. Zehra Hanım’ı size bir Kemal heykeli, ideal bir roman kahramanı olarak tasvir ettim. Fakat dikkat ediniz ki “tam bir insandır” sözünü sarf etmedim. Şimdi de size bu güzel madalyanın ters tarafını, kendi görüş ve düşünüşüme göre tasvir edeyim.

Doğruluk, temizlik, fedakarlık hastalığı ondan insanlığın en kıymetli bir kabiliyetini öldürmüştür: Acımak kabiliyeti… Zehra Hanım’a hissiz bir lafın denemez… Bilakis geniş bir ruhu var. Güzel, doğru temiz şeyleri çılgınca sevebilir, onlar için her fedakarlığı yapıyor. Fakat zaafa, düşkünlüğe, çirkinliğe acımıyor. Sadece kızıyor, hırçınlaşıyor. Kabahatli insan, düşkün insan onun gözünde ekin tarlalarında bitmiş muzır bir ot gibi. Onu acımadan söküp atıyor. Yapılmış bir fenalık için mazeret tanımıyor: Hak namına, hakikat namına insafsızca vurmak…

Bunu bir adliyeci, bir hakim için anlarım. Hatta onlar için bile bazı kayıtlarla… Öyle ya, cümlelerin, günahların içyüzleri her zaman bildiğimiz, anladığımız gibi midir acaba? Evet, bu katiyeti, bu huşuneti bir hakim için bir dereceye kadar anlarım. Fakat bir mektep hocası için…

Reşat Nuri Güntekin – Acımak

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.