Haftanın Pasajı / Zülfü Livaneli: Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm

İngiltere’ye getirilen kedi öyle büyük bir şaşkınlığa yol açmıştı ki kedi severler onun, “ doğaya aykırı bir kedi hayaleti” olduğu düşüncesinin de birleşmişlerdi. Bu kediler kraliyet ailesinin akrabaları gibiydi. Hatta bir gün prenses nehirde yüzerken yüzüğünü kaybetmemek için parmağını çıkarmış ve kedinin kuyruğuna takmış, kedi kuyruğunu kıvırarak değerli yüzüğün düşmemesini sağlamıştı.

O günden beri Siyam kedileri, ucu kıvrık kuyruklarla doğuyorlardı. Sirikit’in kuyruğu da böyleydi. (Bütün bunları, muhteşem yoldaşımı tanıdıktan sonra Akademi Kitabevi’nden parkamın içine sokarak yürüttüğüm bir kedi kitabından öğrenmiştim.)

Kimseye bağlanmazdı o. Katherine’e bağlanmadığı gibi, bana da bağlanmamıştı. Bir otobüsün altında kalsam, ertesi gün gidip bir başkasını bulacağı belliydi. Bu yüzden ben de aynı biçimde davranmalıydım. Sirikit ezilse, zehirlense, kudursa ya da herhangi bir biçimde ölse kılım kıpırdamamalı ve hemen yeni bir kediyi aramaya girişmeliydim. Doğal olan buydu. Çünkü öteki türlü insan çok ama çok acı çekiyor. Ben, yıllar önce buna benzer…

Yoo! Bunu yazara anlatmadım, size de anlatacak durumda değilim. Şimdilik beni bağışlayın. Sizi küçük yalanlarla avlamaya çalışan yazarı düzeltmek için kaleme sarılan ben de gerçeği saklıyorum. Beni değiştiren, başka bir insan yapan, neşeli ve sadık bir köpekken, soğuk ve uzak bir kediye dönüştüren sırrı anlatmıyorum. Belki ilerde…

Zülfü Livaneli – Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.