Her Anlamda Kusursuz Yetişmiş Bir Kadın Bilimin Işığı: Hypatia

“Masallar masal diye, efsaneler efsane diye anlatılmalıdır. Boş inançları gerçek diye öğretmekten daha korkunç bir şey olamaz. Çocuk aklı bunları kabul eder ve çocuk yanlış şeylere inanır. Bu yanlış inançlardan arınmak çok zor olur, uzun yıllar alır. İnsanlar boş inançlara bir gerçekmiş gibi inanıp uğruna dövüşürler. Hatta boş inançlar uğruna daha fazla dövüşürler çünkü boş inanç öylesine elle tutulmazdır ki çürütülmesi neredeyse olanaksızdır.”

ANTİK ÇAĞIN BİLİM MERKEZİ, İSKENDERİYE KÜTÜPHANESİ

Mısır’da bir kent… Antik Çağ’da bilimin merkezi: İskenderiye. 5. yüzyılda Hristiyanlığın yaygınlaşması sırasında inanç savaşlarının merkezi olarak da akıllara kazınan İskenderiye, M.Ö. 332 yılında, Makedonya Kralı Büyük İskender tarafından kurulmuştur.
Feneriyle ünlü bu liman kenti aynı zamanda bir dönemin ünlü bilim adamlarına ev sahipliği yapmış bir bilim merkezi olmasıyla da bilim tarihi için oldukça önemli bir yere sahiptir.
Dünyanın en değerli kitaplığına sahip, bugün hala gizemlerini koruyan, kompleks bir yapı olduğu bilinen bir kütüphane, İskenderiye Kütüphanesi.

O dönemlerde, İskenderiye’nin en önemli özelliği ve ünü müzesi ve bu kütüphanesine aittir. Hatta hepimizin çok yakından tanıdığı matematikçi Öklid (Euclid M.Ö.300) bu merkezde yaşamıştır. İskenderiye Kütüphanesi, felsefe okulu, müzesi ve bunlardan daha da önemlisi “eklektik” olarak adlandırdığımız geniş bir bakış açısına sahip öğretisi ile ünlüdür.
Yunan, Akdeniz, Ortadoğu, İran gibi medeniyetlere ait el yazması eserlerin Yunanca çeviri ve kopyaları burada hazırlanmıştır. Yaklaşık 150 bin cilt el yazması eser bu kütüphanedeydi.


İnsanoğlunun medeniyet macerasının en hareketli yaşandığı coğrafyalardan birinde yer alan İskenderiye’nin tarih boyunca gerçekleşecek hızlı değişimlerden etkilenmemesi mümkün olmamıştır ve şehrin yönetiminin farklı güçlerin idaresine girmesi, şehirde büyük sosyal değişimlere sebep olmuş, şehir büyük savaşlar görmüştür. İskenderiye, Roma döneminde semavi dinlerin doğduğu coğrafyadaki derin değişimlerden de etkilenmiştir doğal olarak.

Romalılar’ın bir yaygın inancı olan Pagan inançlarının arasında önce Yahudilik sonra Hristiyanlık belirmiştir. Elbette bu inançların toplumda kabul görmesi kolay olmamıştır. İmparatorluktaki böylesi gerilimlerden, İskenderiye’nin etkilenmemesi mümkün olabilmiş miydi?

Günümüzde bile kadının hem toplumdaki hem bilimdeki yeri tartışılırken, bin yıllar önce yaşamış İskenderiyeli Hypatia, bu gerilimlerin yaşandığı hararetli çağda varlık göstermiş, ayakta durmaya çalışmış bir filozof ve bilim insanıdır.


İskenderiyeli filozof, matematikçi ve astronomdur. Babası filozof Theon’dur. Theon, kızını kusursuz bir insan olarak yetiştirmek istemiş, kızının eğitimini üstlenmiş, onun hem öğretmeni hem oyun arkadaşı olmuştur. El sanatları, şiir, felsefe, din, astronomi, astroloji, matematik konularında eksiksiz bilgilenmesi için elinden ne geliyorsa yapmıştır. O çağda ve dünyanın o noktasında bilinen büyük dinleri kızına öğretmiştir.

“Düşünme hakkını hep kullanmalısın.Çünkü yanlış düşünmek, hiç düşünmemekten yeğdir.” diye de öğütlemiştir kızını.

Kızının salt zihinsel değil, bedensel gelişmesine de gereken önemi vermiştir. Günün belli saatleri spora ayrılmış; Hypatia yüzmeyi, kürek çekmeyi, ata binmeyi, dağcılığı öğrenmiştir. Yıllar sonra Hypatia babasından öğrendiklerine kendi kendine öğrendiklerini katıp şöyle yazmıştır;

“Masallar masal diye, efsaneler efsane diye anlatılmalıdır. Boş inançları gerçek diye öğretmekten daha korkunç bir şey olamaz. Çocuk aklı bunları kabul eder ve çocuk yanlış şeylere inanır. Bu yanlış inançlardan arınmak çok zor olur, uzun yıllar alır. İnsanlar boş inançlara bir gerçekmiş gibi inanıp uğruna dövüşürler. Hatta boş inançlar uğruna daha fazla dövüşürler, çünkü boş inanç öylesine elle tutulmazdır ki çürütülmesi neredeyse olanaksızdır.”

Bilimi ve zerafeti dışında güzelliği ile de ünlüydü Hypatia. Hypatia’nın yaşadığı dönemde İskenderiye, Roma’nın bir eyaletiydi.
Hypatia matematik, astronomi ile ilgili kitaplar yazmıştır ki bunlardan biri ‘Astronomik Kanun’ adlı bir eserdir. Eski diye adlandırılan bilgileri yeniden ortaya çıkarmış ve onlara hayat vermiştir. Öğrencilerine de bu bilgileri aktarmıştır.
Genel eğitim seviyesinin düşük olduğu, mesafeleri aşmanın, bilgi edinmenin oldukça zahmetli olduğu kısacası tam anlamıyla her açıdan Orta Çağ’ın yaşandığı bir dönemde ışık olmuştur.


Platon’un, Aristo’nun eserlerini ve halkın öğrenmek istediği diğer eserleri şehrin ortasında halka yorumlamış ve bu öğretilere yeniden hayat vermiştir. Her zaman adil olarak anılmıştır. Doğum tarihi kesin olmamakla birlikte tarih 355–370 olarak belirtmektedir. Günümüze kendisiyle ilgili papirüslerin kopyaları kalmıştır.

Atina Okulu’nun En İyi Öğrencisi

Hypatia’da biliminin temelleri, filozof olan babası Theon ile atılmaya başlandı. Babası, eserlerinde de bahsettiği üzere kızıyla hep gurur duymuştur. Hypatia, Atina’da eğitimini tamamladıktan sonra İskenderiye’ye dönmüş ve buradaki okulun başına geçmiştir.
Hypatia’yı daha sonra Ortaçağ’da ünlü usta Raphael’in en büyük eserlerinden biri olan Atina Okulu’nda görmekteyiz. Usta eserine başladığında, kendisine sorulan bir soru üzerine Hypatia’nın “Atina Okulu’nun en ünlü öğrencisi” olduğunu söylemiştir.Onun bilim aşkı, hayatının merkeziydi. Üzerindeki yoğun ilgiyi ‘Ben gerçekle evliyim.’ diyerek reddediyordu.

Platon’un fikirlerini benimsemiştir. Hatta Platon, Aristo ve Suda gibi filozoflar hakkında İskenderiye’de halka açık dersler vermiştir. Bir süre sonra sevecen tavrı, kendinden eminliği ile Hypatia üniversitede sevilen bir öğretmen durumuna gelmiştir.
Tarihçi Sokrat’a göre onun sınıfı, evi öğrencilerle, çağın bilgin ve düşünürleriyle dolup taşar. Avrupa, Asya ve Afrika’dan akın akın öğrenciler, sırf onun derslerini dinleyebilmek için İskenderiye’ye gelmişlerdir. Bu öğrenciler arasında ileride İskenderiye valisi olacak olan Orestes ve Ptolemais’in piskoposu olacak olan Synesius da vardır. Güzelliği ile de baş döndüren bu bilim kadının birçok hayranı da vardır. Ama o kibarca “Ben gerçekle evliyim.” diyerek kendisine yapılan tüm teklifleri geri çevirmiştir.

Hypatia matematik üzerine birçok kitap yazmıştır. Ne yazık ki bu kitaplardan günümüze ancak parçaları kalabilmiştir. Çoğu İskenderiye yangınında ve ‘’Serapis Tapınağı’’nın halk tarafından yakılıp yıkılmasından zarar görmüştür.
Babasıyla birlikte Öklid üzerine en az bir kitap yazdığı biliniyor.

Hypatia’nın bir de “Apollonius’un Konikleri Üzerine” adlı bir kitap yazdığı biliniyor. Hypatia’dan sonra 17. yüzyılın ikinci yarısına değin bu konuya dokunulmamıştır. Hypatia, gökyüzü gözlemlerinde, su arıtmada, denizcilikte kullanılan çeşitli buluşlarıyla ünlüdür.
Hypatia öylesine ünlüdür ki, “İskenderiyeli Filozof” ya da “İskenderiyeli Esin Perisi” adresli mektuplar doğrudan kendisine verilmiştir.


Hypatia’nın ölümü ise belgelerde şöyle anlatılmıştır :
Bir yanda bilimde çığır açan gelişimler yaşanırken, diğer yanda M.S. 412 yılında İskenderiye Patrikhanesi başına Kiril (Cyrille) adlı bir papaz atanmıştı. Kiril kendini beğenmiş, dini istediği gibi saptıran ancak etkin konuşma biçimi ile halkı etkileyebilen biriydi. Asıl amacı din yaymaktan öte siyasi gücü ele geçirmekti. O dönemde İskenderiye’de siyasi güç Roma’nın atadığı, zamanında Hypatia’nın öğrencisi, aşığı ve zamanla en iyi dostu olan, o günün koşullarına göre aydın sayılabilecek Orestes’in elindeydi. Kiril’in amacı Orestes’i zayıflatmak olunca elinde çok güçlü iki kozu vardı: Din ve Hypatia. Bu yüzden de Hypatia’yı kadın olmasını ön plana alıp topluma yok ettirmeyi arzuluyordu.

Piskopos Kiril, Hypatia’nın sonunu hazırlarken bir yandan da cemaati Hypatia’nın değersiz olduğuna inandırması gerekiyordu. İncil’den yaptığı alıntılara halkı kadın düşmanlığına sürüklemeye çalışıyordu.

“Kadın sessizliği ve uysallığı öğrenmelidir. Kadının ne ders vermesine ne de erkeğin üzerinde yetki sahibi olmasına izin vermeyeceğim. Suskun olacak ve sessiz kalacaktır.”

Kiril, Hypatia’nın ölümünü doğrudan emretti veya halkı bunun için teşvik etti. Halkı kışkırtmış ve halk arasında Hypatia “şeytan” olarak nitelendirilmişti ve vahşet dolu olaylar böyle başladı.


Hypatia, üniversitenin önünde aracındayken bu canavarların hücumuna uğradı. Önce soyuldu, sonra midye kabuklarıyla etleri parçalandı ve ateşe atıldı. Canlı canlı yakılan bu muhteşem kadın, hayata veda ettiğinde henüz 45 yaşındaydı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.