fbpx

İskandinav Mitolojisi: Başlıca Tanrılar, Tanrıçalar ve Efsaneler

Marvel mı DC mi? Muhteşem ve cevabı kesin olamayan soru. Şu günlerde hep bu kıyasla karşı karşıyayız. Marvel’ın Thor’u, DC’nin Aquaman’ine karşı… Sürekli bu tip karşılaştırmalar ve kavuşulamayan çözümler… Klasik anlatılardan uzaklaşılmış ve tanrıların yarış sahası artık bu iki platform olmuş durumda. Orijinal hikayeleri çoğunlukla değiştirilmiş mitolojiler ve onların yer aldığı filmler, sinema sektörünün büyük bir parçası haline geldi.

Çoğunuzun bildiği üzere Thor filmi de mitoloji baz alınarak yapılmış bir film. Üç seriden oluşan film, diğer Marvel filmleriyle bağlantılıdır ki zaten bildiğiniz gibi toplamda hepsi Marvel Sinematik Evreni (MCU)’ni oluşturur. Thor, Asgard topraklarının baş tanrısı Odin’in oğludur ve kardeşi Loki ile çekişme halindedir. Peki, İskandinav mitolojisi bunlarla mı sınırlıdır? Ya da senaryolarla mitolojik öyküler ne kadar birbirini tutmaktadır?

Sınırların nereye kadar gittiğini merak ediyorsanız buyurun bu mit evrenini beraber tanıyalım.

1. Yaratılış ve Kozmoloji

İskandinav mitolojisi; Nors paganlığından, Kuzey Cermen insanlarının mitlerinden, İskandinav insanlarının Hristiyanlık öncesi dinleri ve inanışlarından beslenir. Hikayeye göre; bütün canlı türlerinden önce Ginnungagap denilen boşluk vardır. Bu boşlukta Dokuz Dünya, hayat ağacı Yggdrasil üzerinde yükselir. Bu dünyaların isimleri; Niflheim, Muspelheim, Midgard, Asgard, Vanaheim, Jötunheim, Alfheim, Nidavellir ve Hel’dir. (Anlatımlarda değişiklikler olduğundan görsel biraz farklıdır ama benim saydıklarım genel kabul görendir.)

Niflheim buz diyarı, Muspelheim ateş diyarıdır. Bu ikisinin çarpıştığı noktada ilk canlı Ymir oluşur. Ymir saldırgan bir devdir. Uykuya daldığı sırada ayağından ve koltuk altından yeni devler oluşur. Bir yandan da buzlar erirken Audhumla adında bir inek belirir ve Ymir’i besler. Audhumla beslenirken de tuz için kayaları yalar. Böylece Aesir tanrılarının ilki olan Buri’yi ortaya çıkarır. Daha sonra Buri’nin oğlu Bor ve onun eşi Bestla’dan ise Odin, Vili ve Ve doğarlar. Nedeni bilinmez, Odin ve kardeşleri Ymir’i öldürürler. Onun cesedinden dünyayı tasarlarlar. Kanından okyanusları, derisinden ve kaslarından toprakları, saçlarından bitkileri, beyninden bulutları ve kafatasından gökyüzünü yaratırlar. Ardından tanrılar iki ağaç gövdesinden de Ask ve Embla adında ilk kadın ve erkeği yaratıp, Midgard (Dünya)’a yerleştirirler. Midgard’dan sonra tanrıların diyarı Asgard’ı yaratıp orada yaşarlar. Yaratılış efsanesinin birçok faklı versiyonu vardır. Bu anlattığım en yaygın olanıdır.

Bunların dışında kozmolojide bizi üç kavram daha; Valhalla, Bifrost ve Hlidskjalf karşılar. “I’m awaited in Valhalla!!!” repliği tanıdık geldi mi? 2015 yapımı “Mad Max: Fury Road” filminde savaşçı oğlanlar söylerler. Savaşırken öldüklerinde Valhalla’ya kavuşacaklarını düşünürler. İşte Valhalla, Odin’in savaşırken ölen kişileri ağırladığı saraydır. Bifrost ise Midgard ve Asgard’ı buluşturan gökkuşağı köprüsüdür. Tanrı Heimdall tarafından korunur. Hlidskjalf da Odin’in kozmosta olan her şeyi izlediği görüş noktasıdır.

Asgard tanrılarının Aesir ve Vanir tanrıları olarak ikiye ayrıldığı kabul görür. Vanir tanrılarının en ünlüleri; Freyja, Freyr, Njord, Nerthus, Gullveig ve Odr’dır. Aeisr tanrılarının hikayesi çok fazla yazılıp çizildiği için ben de onlara ayrıntılarıyla değineceğim.

2. Aesir Tanrıları ve Tanrıçaları

Aesir, başlıca tanrılar ve tanrıçalar topluluğudur. Odin, Thor, Frigg, Loki, Tyr, Baldur, Heimdall, Idun ve Bragi en çok bilinenleridir.

2.1. Odin (Wodanaz, Wotan, Woden)

Odin, satırlarca sıfata sahip, birçok ismi olan, en büyük tanrıdır, her şeyin babasıdır. Dolayısıyla çok karmaşık ve gizemli bir tanrıdır. İsminin kökeni “Odr” ve “-inn” kelimelerinden gelir. “Odr” kelimesi, öfkeli, coşkulu anlamlarına gelirken “inn” kelimesi belli bir konunun efendisi anlamına gelir. Yani kelimeler birleşince Odin kelimesi “Öfkenin Efendisi” olarak karşılanır. Odin genel olarak; sağlık, ölüm, kral, bilge, savaş, büyü ve şiir kelimeleri ile de ilişkilendirilir. Ayrıca “Wednesday” kelimesi Odin’in isim kökünden gelir. Yani Odin günü olarak anılır.

Dış görünüş olarak, klasik metinlerde Odin için bilge bir adam görüntüsü çizilir. Sakalları uzun ve beyaz, elinde asası, tek gözlü bir tanrı olarak tasvir edilir. Tek gözlü olmasının sebebi bir gözünü Mimir’e kurban etmesinden kaynaklanır. Efsaneye göre Mimir Kuyusu’ndan su içen kişi Mimir’in bilgeliğine kavuşacaktır. Odin de bu bilgeliğe kavuşmak için gözünü feda ederek Mimir’in bilgeliğine erişmiştir.

Aile yaşantısına baktığımızda ise Odin’in Tanrıça Frigg ile evli olduğunu görürüz. Odin’in Frigg’den Baldr ve Hod adında iki oğlu vardır. Ayrıca sürekli Jotunheim’e giden Odin, ismi Dünya manasına gelen Jörd ile birlikte olmuş ve bu birliktelikten meşhur tanrı Thor doğmuştur. Yine başka devlerden de Rind ve Vidar adında oğulları vardır.

Güç olarak çeşitli özelliklere sahiptir. Şekil değiştiren olarak insan ve hayvan kılığına girebilir. Bilgeliğinin bir getirisi olarak şiirsel konuşur ve söylediği her şey gerçektir. Tek sözüyle her şeyi oldurabilir. Geçmişi ve geleceği görme yetkisi vardır. Kısacası Odin her şeyin başlangıcıdır.

2.2. Thor (Dorr, Donar, Dunraz)

Odin’in oğlu (Son of Odin), Gök Gürültüsü Tanrısı (God of Thunder) lakaplarıyla tanıdığımız, ünü kıtaları aşan Thor, dolayısıyla belki babasından da ünlü bir İskandinav tanrısıdır. Thor kelimesi şimşek, meşe ağacı ve güç kelimeleriyle ilişkilendirilir. Ayrıca “Thursday” ile de ilişkilidir. Yani Perşembe günü aslında gök gürültüsü günüdür.

Thor’un dış görünüşü oldukça heybetlidir. Saçı ve sakalı kızıl olarak tasvir edilir. Bütün tanrılar içinde en güçlüsü Thor’dur. Tam bir görev adamıdır ve cesaretlidir. Dış görünüşünün en ayrılmaz parçası ise çekici olan Mjölnir’dir.

Thor, Mjölnir olmadan neredeyse hiçbir yere gitmez. Çekicini başının üstünde çevirir, şimşekleri ve gök gürültülerini toplayarak tüm gücüyle yere vurur. Çekicini öldürmek ve yok etmek; gerekirse canlıları iyileştirmek için kullanır. Thor’un, Mjölnir dışında bir de sihirli kemeri Megingjord vardır. Bu ikili onun güç kaynağıdır.

Thor, Midgard’ın koruyucu tanrısı olarak bilinir. Bu yüzden en büyük düşmanı Jormungand’dır. Jormungand; Midgard’da okyanusta yaşayan yılan ya da ejderha olarak betimlenen bir yaratıktır.

Loki’nin üç çocuğundan biri olan Jormungand, Thor’un başına büyük belalar açmıştır. İkilinin hikayesinin sonu ise Ragnarök’te gelmiştir. Tanrıların kaderinin belirlendiği Ragnarök’te Thor, çekiciyle Jormungand’ı yok etse de Jormungand da zehriyle Thor’u öldürmüştür. Bu ikili birbirinin sonu olmuştur.

2.3. Loki

Loki, İskandinav mitolojisinin hilekar ve düzenbaz tanrısı (The Trickster God) olarak anılır. İşin çok emin olunamayan kısmı ise Loki’nin tanrı olup olmadığıdır. Loki’nin babası Farbauti bir dev iken annesi Laufey’nin bir tanrı mı yoksa dev mi yoksa başka bir canlı türü mü olup olmadığı kesin değildir. Loki’nin Asgard tanrılarıyla birlikte anılmasının sebebi ise Jotunheim’den olmasına rağmen Asgard’da yaşamasıdır.

Loki’nin ailesine değinirsek; Sigyn’nın ve Angrboda’nın eşi olduğunu görürüz. Sigyn’dan Narvi ve Vali, Angrboda’dan Hel, Fenrir ve Jormungand adında çocukları vardır. Hel; yer altı tanrıçası olarak ölülerin yer aldığı Helheim’e hükmeder. Fenrir; savaş, kanun ve adalet tanrısı Tyr’in bir elini ısıran ve Odin’i öldüren kurt görünümlü yaratıktır. Jormungand da daha önce belirttiğimiz gibi Thor’u öldüren yılan görünümlü yaratıktır. Loki ayrıca Odin’in atı olan Sleipnir’in de annesidir, evet doğru okudunuz; annesi…

Loki’nin dış görünüşüne gelirsek; eski çizimlerde bizim cambaz diyebileceğimiz bir görünümde tasvir edilir. Uzun burunlu ve çeneli, sakallı ve yüzünde imalı bir gülüşü olan Loki’nin en önemli yeteneği ise bir şekil değiştiren olmasıdır. Neredeyse tüm canlıların şekline girebilir; fok balığı, kısrak, somon hatta yaşlı bir kadın…

Loki’nin en büyük eğlencesi ise Asgard tanrıları ve tanrıçalarıdır. Onların başını derde sokmaya bayılır. Kurnaz ve oldukça akıllı olması sebebiyle sürekli yeni fikirlerle insanları ve tanrıları sinirlendirir, başlarına bela olur. Genel olarak bunun dışında rol oynadığı en önemli olay ise tüm tanrılar ve tanrıçalar tarafından sevilen, ışığın ve saflığın tanrısı Baldur’un ölümüdür. Olaydan sonra Loki’yi durdurmaya çalışan tanrılar ise onu bir mağaraya başında yılanla kapatırlar. Loki’yi Ragnarök gerçekleşene kadar kurtaracak kişi ise eşi Sigyn’dır. Ragnarök gerçekleştiğinde devlerin yanında yer alan Loki, Naglfar gemisine kaptanlık eder. Savaşta tanrı Heimdall ile birbirlerini ölümcül bir şekilde yaralarlar ve de beraber ölürler.

2.4. Frigg

Odin’in eşi, Asgard’ın kraliçesi, tanrıların lideri, Baldur ve Hod’un annesidir. Thor, Heimdall, Höder, Hermod, Tyr, Bragi, Vali ve Vidar’ın da üvey annesidir. Frigg çoğunlukla; aşk, evlilik, doğurganlık, annelik ve kehanet kelimeleriyle ilişkilendirilir. “Friday” kelimesi de Frigg’in isminden gelmektedir.

Geleceği görme yeteneği olduğu söylenir. Eşi Odin ile birlikte Hlidskjalf adı verilen tahtta oturarak dünyayı seyreder. Fensalir adında bir de evi vardır. Kadınlar bu eve sık sık giderek Frigg’e taparlar.

Frigg, bir diğer Asgard tanrıçası Freyja ile karıştırılır. Aslına bakarsanız bütün özellikleri aynı gibidir. Hatta ikisinin aynı tanrıça olduğu fakat dönemsel telaffuzların farklı olmasından dolayı isimlerin değiştiği düşünülür. Freyja’nın eşinin adı da Odr’dır. Yani Odin kelimesinin köküdür ve tanrı Odin’in eşi olduğu söylenir. Kendisi Vanir tanrıçası olsa da Aesir-Vanir Savaşı’ndan sonra Aesir tanrıçası olarak onurlandırılır. Freyja’nın en büyük hazinesi Brising’lerin kolyesidir. Kolyeye sahip olmak için kolyeyi yapan dört cüceyle birlikte olduğu söylenir.

Frigg ve Freyja aynı kişi midir bilinmez ama çoğu zaman ayrı kişiler olarak ele alınırlar. Frigg daha kraliçe ağırlığında anlatılırken, Freyja daha özgür ve daha “çapkın” bir tanrıça olarak tasvir edilir.

2.5. Heimdall (Heimdallr)

Bu kadar çok İskandinav mitolojisinden dem vururken tanrı Heimdall’dan bahsetmeyi kendime borç biliyorum. Zira “Thor” filminde en etkilendiğim karakterdir kendisi. Söz konusu Idris Elba iken nasıl etkilenmeyelim ama değil mi?

Tanrı Heimdall, Asgard’ın tecrübeli ve güçlü koruyucu tanrısıdır. Asgard’ın gardiyanıdır. Odin’in oğludur. Heimdall, Asgard’ın gökkuşağı köprüsü Bifrost’un zirvesinde Himinbjörg adı verilen yerde oturur. Kısacası Asgard’ın kapısını kollar.

Dış görünüş olarak oldukça uzun ve yakışıklı olarak tasvir edilir. Kendisine “Altın Diş” lakabını kazandıran altından dişleri vardır. Altınları sadece dişleriyle sınırlı değildir. Tamamen altından yapılmış Gulltop adında bir de atı vardır. Anlayacağınız odur ki kendisi Türk insanında da fazla altın sever…

Yetenekleriyle ünlü bir tanrıdır. Kuşlardan bile az uyur. Görme ve duyma yeteneği çok kuvvetlidir. Gündüz ve gece kilometrelerce görebilir; toprak üzerinde yetişen çimin, koyun üzerinde yetişen yünün sesini duyabilir. Saldırganların yaklaştığını duyduğunda ise hemen Gjallarhorn denilen boynuzu üfleyerek haber verir. Fakat oda Ragnarök’tan sağ çıkamaz ve Loki tarafından öldürülür.

3. Ragnarök: Tanrıların Nihai Kaderi (Kıyamet Günü)

Ragnarök ya da diğer adlarıyla Son Savaş (The Last Battle) ve Kıyamet Günü… Aslında tanrıları anlatırken kısa kısa Ragnarök’tan bilgiler vermiştim. Şimdi tüm hikayeyi anlatacağım.

Efsaneye göre bir gün daha önce görülmemiş Büyük Kış (Great Winter, Fimbulvetr) gelecektir. Rüzgarlar daha keskin olacak ve her yer karla kaplanacaktır. Güneş tüm sıcaklığını alarak çökecek, dünyalar soğuğa bürünecektir. İnsanlar yemek bulamayacak, ihtiyaçlarını karşılayamayacak; baba oğlunu, oğlu babasını öldürecektir.

Skoll ve Hati adında iki kurt, sonunda amaçlarına ulaşarak güneşi ve ayı avlayacaklar, yıldızlar dahi kaybolacak, cennet karanlığa bürünecektir. Hayat ağacı Yggdrasil titreyecek, bütün ağaçlar ve dağlar çökecektir. Kurt Fenrir, zincirlerinden kurtularak serbest kalacaktır. Yılan Jormungand, okyanusların derinliklerinden çıkarak karaya ulaşacaktır. Ölülerin tırnaklarından yapılmış, ordusu devlerden oluşan Naglfar gemisi, Loki’nin kaptanlığında demir attığı yerden sonunda harekete geçecektir. Bütün bu karakterler zehirlerini dünyaya yayacaklardır.

Elinde keskin bir kılıçla Surt adında bir dev lider ve ordusu Asgard’ın köprüsü Bifrost’u yıkarak geçmeye başlayacaklardır. Bunu gören Heimdall, hemen boynuzu üfleyerek tehlikeyi haber verecektir. Odin hemen Mimir’e danışacak ve sonlarının geldiğini bilseler dahi tanrılar savaşmaya karar vereceklerdir.

Tanrılar, kendilerinden oluşan orduyla birlikte Vigrid adı verilen savaş alanında düşmanlarıyla karşılaşacaklardır. Sonrası bildiğimiz gibi: Odin, bir insanla beraber Fenrir’e karşı savaşacak ama başarılı olamayacak, Fenrir ikisini de yutacaktır. Daha sonra Odin’in oğlu Vidar gelip Fenrir’in boğazına kılıcını saplayıp öldürse ne fayda… Bir diğer kurt Garm ve tanrı Tyr; Heimdall ve Loki de birbirlerini öldüreceklerdir. Aynı şekilde tanrı Freyr ve Surt; tanrı Thor ve Jormungand da birbirlerinin sonu olacaklardır.

Tanrılar öldü peki geriye ne kaldı? Dünya… Dünyanın kalanı da sular altına gömülecek ve geriye boşluktan başka hiçbir şey kalmayacaktır. Bütün yaratılış ve var olan her şey böylece yok olacaktır.

Fakat bir diğer anlatışa göre -keza Neil Gaiman da böyle anlatır- yeşil ve güzel bir dünya suların altından yükselecektir. Tanrılar; Vidar, Vali, Baldur, Hodr, Thor’un çocukları Modi ve Magni eski dünyanın çökmüş yerinde yaşamaya devam edeceklerdir. İnsan ırkından da Lif ve Lifthrasir adında bir kadın ve bir erkek, bir ağaç kovuğunda saklanarak hayatta kalmayı başarmışlardır. Çoğalarak dünyayı yeniden kuracaklardır. Ve güneş gökyüzünde yeniden yükselecektir.

Son Söz

Dijitalleşmenin bizi getirdiği nokta, geleneksel olan durumların ve olayların daha fantastik ve kurgusal bir yöne çekilmesiyle gözler önünü serilir. Artık efsanevi mitler bile yeterli gelmeyerek değiştirilme ihtiyacı duyulur. Bizim mitoloji deyip geçtiğimiz hikayeler aslında o kültürlerin inandıkları ve kendi geçmişleri olarak gördükleri tarihin ta kendisidir. Bu yüzden her şeyiyle mitolojiye saygı duymak gerekir.

Bir de tarihin bize öğrettiği en önemli bilgi tarihte hiçbir şeyin yok olmadığıdır. Bizim imkansız deyip geçtiğimiz tanrılar, tanrıçalar belki o zamanların güçlü karakterleridir. Zamanla efsaneleşip ve form değiştirip günümüze kadar gelmiş olabileceği ihtimalini göz ardı etmemek gerekir. Bunu asla bilemeyecek olsak dahi…

Mitoloji okuması yaparken, onlara tamamen efsane gözüyle değil de bir yerinde gerçeklik payı olabileceğini düşünerek hareket etmenizi tavsiye ederim. Çok yaygın bir atasözümüzle kısaca demek istediğimi toparlayayım: ateş olmayan yerden duman çıkmazmış…

Hayal etmekten ve dahi gerçeğe yakın olmaktan çekinmeyin, sorularla ve sanatla kalın…

Ve ayrıca; Odin Baba’nın askerleriyiz!

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.