fbpx

İzlemeniz Gereken En İyi 10 Bilim Kurgu Dizisi!

Gelecekte neler yaşanacak? Ya da geçmişte neler oldu?

Bilim kurgu dediğimizde bu iki soru üzerine kurulan senaryolarla karşılaşırız. İnsan, yaratılış gereği olarak hep bir merak içindedir ve bu merakına yanıtlar arar. Geçmişle daha çok zaman yolculuğu yaparak bağlantı kurar. Gelecek ile de alternatif senaryoları üreterek ilgilenir. Bu elbette geleceğin onların yazdığı şekilde olacağı anlamına gelmez. Ama bu alternatif senaryolardan birinin ya da birkaçının gerçekleşmesi ya da hiçbirinin gerçekleşmemesi mümkündür. Burada insanın yaptığı tek şey tahmin üretmektir. Düşündüğümüzden daha farklı ve çoklu boyutların olabileceği varsayımıyla yola çıkılır ve ortaya bilim kurgu ürünleri çıkar.

Gelin bizim seçtiğimiz bilim kurgulara beraber bakalım:

10. The OA (2016 – )

Dizi, genç ve kör bir kızın yedi yıl boyunca ortadan kaybolmasını ve günün birinde gözleri görür bir halde geri dönmesini konu ediniyor. Brit Marling’in canlandırdığı Prairie Johnson, yıllardır kayıp olan kör bir genç kızdır ve 20’li yaşlarında görme yeteneğini kazanmış olarak tekrar köyüne döner. Ancak Prairie’nin dönüşü, köylüler tarafından farklı tepkilerle karşılanır. Genç kız, bazılarının mucize olarak gördüğü bazılarınınsa korkarak yaklaştığı biri haline gelmiştir. Prairie’nin yıllardır nerede olduğu ise merak konusudur.

9. Lost In Space (2018 – )

1965’deki aynı isimle ilk yayınından sonra tekrar çekilen Lost In Space, Robinson ailesinin uzaydaki maceralarını anlatıyor. Gelecekte; yaşam alanı kalmayan dünyadan, koloniler şeklinde ayrılıp uzayda yaşanabilecek yer arayan insanları konu edinen dizi, daha ilk bölümünden olaylara giriş yapıyor. Robinsonlar çerçevesinde gelişen olay zincirinde bir de uzaylı robot dostumuz var. Tamamen konusuna odaklı olan dizi bize hem macera hem gelecek senaryosu sunuyor.

Daha fazlası için: https://sanatkaravani.com/uzay-caginin-ayak-sesleri-lost-in-space/

8. Sense8 (2015 – 2018)

Angelica Turing, intihar etmeden önce doğum yaparak dünyaya 8 çocuk getiren bir annedir. Dünyanın 8 farklı kentinde (Birleşik Krallık, Seoul, Mumbai, Nairobi, Berlin, Mexico City, San Francisco ve Chicago) yaşayan karakterler, gizemli bir şekilde birbirlerini günlük hayatları içerisinde görmeye başlarlar. Kafaları karışır fakat buna bir anlam getiremezler. Birçok zor zamanda birbirlerine yardım ederler. Başlarda bunun farkında olmasalar da içgüdülerine göre hareket ederler. Hepsinin ortak düşmanı ise “Whispers”dir. Onu yenmeyi başarabilecekler midir?

7. Altered Carbon (2018 – )

Aynı isimli kitaptan uyarlanan dizi, baş karakter Takeshi Kovacs’in yıllar sonra başka bir bedende uyanıp, bir cinayeti araştırmasıyla başlıyor. Dizide; gelecekte insan bedenlerinin dondurulup, bu bedenlerin parayla satın alınıp, karakterlerin aktarıldığı birer araca dönüştüğü anlatılıyor. Oldukça gerçekçi simülasyonların olduğu, yapay zekaların işletme yönettiği, 3D billboardların olduğu bu geleceğin dünyasında dolgun bir görsellikle karşılaşıyorsunuz. Zenginliğin ve fakirliğin sınırlarını gözler önüne seren dizi, tam bir gelecek uyarlaması.

Daha fazlası için: https://sanatkaravani.com/yuzyillar-gecse-de-kiz-kardesler-degismez-altered-carbon/

6. Westworld (2016 – )

Dizi, Doktor Robert Ford’un yarattığı, yüksek gerçeklikli bir sanal yetişkin eğlence parkındaki insanların hayatlarını konu ediniyor. Bedenleri başka yerde olan ziyaretçiler, bilinçleriyle bu eğlence parklarına giderler. Ziyaretçiler, bu parklardaki dünyalarda, günlüğü 1000 dolar karşılığında robotlarla cinsel fantezilerden, zevkine adam öldürmeye kadar bir dizi “eğlence”yi yaşayabiliyorlar. Fakat birtakım sebeplerden ötürü işler yolunda gitmemeye başlıyor ve yapay zekadan uyanan androidler, ziyaretçileri bir anlamda “avlamaya” çıkıyorlar. Hikaye de tam olarak burada başlıyor.

5. Black Mirror (2011 – )

Dünyada sansasyonel bir yankı uyandıran dizi, hayal gücünün sınırlarının zorlandığı bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Dizi, gelecekteki teknolojinin nerelere varabileceğini ve bunun insan yaşamı üzerindeki etkilerini anlatıyor. Birçok alternatif gelecek sunan dizi, teknolojinin insan duygularını, geleneklerini, kültürünü ne derecede yok edebileceğini seyirciye sunuyor. Siz de diziyi izledikten sonra; elinizdeki telefona, masanızdaki bilgisayara ve karşınızdaki televizyona bir daha bakıyorsunuz.

4. Dark (2017 – )

Tam anlamıyla “beyinleri yakan” dizi Dark, izlerken not almanızı bile gerektirebilecek kadar karışık bir olay örgüsüne sahip. Alman yapımı olan dizi, ülkenin o puslu havasını da üzerinde taşıyor. Bir zaman paradoksunun etkilerini o kasabadaki insanlar üzerinden anlatan dizi, üç farklı zaman dilimindeki olayları anlatıyor. Aman dikkat edin; geçmiş, günümüz ve gelecek etrafında şekillenen olay örgüsü sizi çıldırtmasın. Çünkü herkes birbiriyle bağlantılı ve bu bağlantılar tam bir paradoks ürünü…

Daha fazlası için: https://sanatkaravani.com/bir-alman-yapimi-dark/

3. Star Trek (1966 – 1969)

“Beam me up Scotty!”

Star Trek başlığını atıp, bu dillere pelesenk olmuş repliği yazmadan geçemezdik. Star Trek, insanların Üçüncü Dünya Savaşı sonrasında, diğer gezegenlerdeki ve galaksilerdeki canlılarla “Birleşik Gezegenler Federasyonu”nu kurduğu ve galaksiler arası yolculuklar yaptığı bir geleceği tasvir eder. Dünya Savaşı sonrasında adeta küllerinden doğan insanlar, onları savaşa sürükleyen hataları artık yapmadığı, yapmaktan kaçındığı bir dünyada yaşamaktadırlar. Dünya savaşı sonrasında Dr. Zefram Cochran’ın warp motorunu bulmasıyla uzaylılarla ilk temasını sağlayan insanoğlu için yeni bir kapı açılmış ve geçmişte yaptıkları hataları telafi etme şansı ellerine geçmiştir.

Daha fazlası için: https://sanatkaravani.com/gelecege-umutla-bakmak-star-trek/

2. Fringe (2008 – 2013)

Değeri çok sonradan anlaşılmış, her bölümde farklı durumlarla karşılaştığımız dizi, tam bir bilim kurgu ürünü. Walter Bishop, ortağı William Bell ile birlikte geçmişte insan beyninin sınırlarını araştırmaya kendini adamış bir doktordur. Bir gün gelir ve Walter ile Bell’in araştırmalarını tekrar gün yüzüne çıkaracak olaylar yaşanmaya başlar. Ajan Dunham, ortağının karıştığı bir mesele yüzünden anormal durumları fark eder ve Walter’ı, oğlu Peter Bishop aracılığıyla bularak olayları çözmeye başlar. Fakat Dunham’ın gireceği dünya sadece kendisininkiyle sınırlı olmayacaktır. Paralel dünyaların da işin içine girdiği dizi, karakterleri ve sunduğu gerçeğe yakın deneylerle, seyirciyi şaşırtmayı ve düşünmeye sevk etmeyi çok iyi başarıyor.

Eğer, tam donanımlı bir bilim kurgu izlemek isterseniz Fringe çok iyi bir tercih olacaktır. Sezon sayısı sizi korkutmasın, bir çırpıda bitiveriyor… Hele ki olayların aslının sadece bu bahsettiğimden ibaret olmadığını anladığınızda… Ah Walter Bishop, seni özlüyoruz…

1.Doctor Who (1963 – )

İşte kelimelerimin anlatamayacağı tek dizi Doctor Who. Fakat dilimin döndüğünce anlatayım.

Doctor Who ilk kez 1963’te yayınlanmaya başlanmış ve günümüzde de yayın hayatına devam eden bir dizi. Dizi, klasik serisi ve modern serisi olarak ikiye ayrılıyor. Dizinin baş karakteri Doctor, Gallifrey gezeninden bir zaman lordudur. TARDIS adı verilen bir zaman makinesini kaçırarak maceralarına başlar. Gitmediği gezegen, görmediği tür, yaşamadığı zaman kalmamıştır desem yalan olur. Çünkü belki gidip gördükleri kadar daha göreceği çok şey vardır. Çünkü zaman lordumuz, çok çok uzak geçmişe ve geleceğe seyahat edebilir. Bu seyahatleri yaparken de yalnız kalmama taraftarıdır. Yol arkadaşı edinerek zaman yolculuğu yapan Doctor, hem kendi hikayesini hem de ziyaret ettiği türlerin hikayesini anlatıyor. Zekası, sonik tornavidası (sonic screwdriver) ve yol arkadaşları ile birçok hayat kurtarmış olan Doctor’ın en mühim gizemi ise adıdır. Dizinin ismi de bu sorudan gelmektedir: “Doktor kim?”

Doctor’ın en önemli özelliklerinden birisi rejenerasyon (yenilenme) geçirmesidir. Bu yüzden dizinin başrolü sürekli aynı kişide sabit kalmaz. Tam 13 tane Doctor ile tanıştığımız dizi dolayısıyla stabil kalmaktan kendini kurtarır. Düşmanları ve de dostları asla bitmeyen Doctor, evrenin aslında zamansız olduğunu hatta zamanın yeniden yazılabileceğini anlatır seyirciye.

Türünün atası olarak kabul edebileceğimiz dizi, görselliği ve olağanüstü kurgusuyla insanı kendi evreninden alıp çok uzaklara götürdüğü gibi çok yakınlarına da getirebiliyor. Hakkında kitap yazabilecek derecede sevdiğim dizi Doctor Who’yu sizi sıkmamak adına özetlemiş olayım. Daleklerden Silence’a, Rose Tyler’dan Amy ve Rory’e, David Tennant’tan Matt Smith’e ve tüm whovianlara sevgilerimi iletiyorum. Ve unutmayın:

“Bow ties are cool!”

BONUS: The 100 (2014 – )

The 100, 97 yıl önce gerçekleşen bir nükleer patlama sonrasındaki dünyayı konu alıyor. Yeryüzünde yaşayan insanların çoğu ölmüş ve çevreye yayılan radyasyondan dolayı dünya yaşanılamaz bir yer haline gelmiştir. Bilinen ve hayatta kalan insanlar ise 12 farklı ülkenin sınırları içerisinde yaşamaktadır. Bu insanları bir araya getirmek ve Ark istasyonları kurmak için tüm insanlar birleşirler. Yayılan radyasyon beraberinde yiyecek sıkıntısını da getirmektedir. Yeni kaynaklar aramak için, Ark oluşumunun aklına bir fikir gelir. Yapılan duyuru ile mahkum olanlardan 100 kişinin bağışlanacağı belirtilir. Karşılığında mahkumların, içinde yiyecek olduğu düşünülen ve Weather Dağı’na çıkmaları ve içerisinde bozulmayan gıdanın yer aldığı eski bir uzay gemisini bulmaları istenir. Ve mücadele tam bu noktada başlar.

Şimdilik bizden bu kadar! Yeni listelerde görüşürüz!

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.