Müzikte Minimalizm | John Cage

“Bir müzik kulağına sahip değilim ve yazmadan önce müziği zihnimde duyamam. Hiçbir zaman da duymadım. Ezgileri aklımda hiç tutaman. Solfej, hafıza ya da hayal gücü olarak adlandırılabilecek bütün o şeylere hiçbir zaman bir yakınlığım olmadı. Bunlardan daha radikal özelliklere sahip olsam da çoğu müzisyenin sahip olduklarından yoksunum… Bu yoksunlukları aşmaya yönelik hiçbir zaman bir arzum olmadı, aksine bunları yaratıcılığı besleyen birer avantaj olarak kullandım. Yazmadan önce müziği kafamda duymak yerine, o ana dek hiç duymadığım bir şeyi duyacağım şekilde beste yapmaya çalıştım.”

John Cage Kimdir?

John Cage müzikle uğraşırken katı kuralların gerekli olmadığını kanıtlamış önemli bir besteci ve mucittir. Klasik müzik geleneğini yıkmak için çokça çalışması olan Cage döneminde büyük bir sansasyon yaratıp müzik konusunda birçok tartışmaya sebep olmuştur. Kimilerine göre Cage’in düşünceleri müziği mahvederken kimilerine göre dönemin en önemli müzikal adımları Cage sayesinde atılmıştır.

1912’de Los Angeles’ta doğan John Cage liseyi sınıf birincisi olarak bitirdi. Liseden sonra Avrupa’ya giderek çeşitli müzik girişimlerinde bulundu. Deneyimlerinde farklılığı ve yenilikleri hedef alan Cage, 1940’ta Syvilla Fort’un Bacchanale gösterisi için bir piyano yarattı. Bu piyanoyu tasarlarken en büyük amacı “tüm vurmalı orkestrasını tek bir piyanistin hizmetine vermekti.”05

Hazırladığı bu piyanonun tellerini birbirine bağlayarak arasına çeşitli nesneler yerleştiren (plastik, kauçuk, tahta) Cage bu sayede geleneksel tınıların dışına çıktı. Hazırladığı bu piyanodan davul, gong, çıngırak gibi geniş perdesiz seslere ulaştı. Bu sayede tek kişilik vurmalı orkestrasını yaratmış oldu.

John Cage yarattığı piyano için besteler yazarken Doğu felsefesiyle yakından ilgilenmeye başladı. Zen Budizm’inden öğrendiği sessizlik kavramını, sergilediği başyapıtı 4’33’’ de kullanmıştır. Cage’in belki de en tartışmalı eserlerinden biri olan 4’33’’ üç bölümden oluşur ve performans boyunca herhangi bir nota çalınmaz. Aynı zamanda performansın her tekrarı özgün kabul edilir çünkü o an çıkmış tüm sesler sadece o an’da var olmuştur.

Bu performans sonrasında Cage’in eleştirilere ilk yorumu şu şekilde olmuştur: “Bir noktayı kaçırdılar. Sessizlik diye bir şey yoktur. Sessizlik diye düşündükleri şey rastlantısal seslerle doluydu ancak onlar dinlemeyi bilmiyorlardı. Birinci bölüm boyunca dışarıdaki rüzgarın kımıltılarını duyabilirdiniz. İkincide, yağmur taneleri damda pıtırtıya başladı. Üçüncüdeyse insanlar bu kez kendileri konuşmaya, dışarı çıkmaya ve bu sırada türlü, ilginç sesler çıkarmaya başladılar.”

Müzik alanında bildiğimiz tüm kuralların dışına çıkan ve bize yeni metotlarla birçok eser bırakan John Cage’i yakından tanımak için:

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.