“Kadın Başına”

“Dünyayı Tanrının gözünden görmek için ‘kendim’ olmaya giden yolu bırakmayacağım!”

Durdurulamaz olduğunu hayal et. Tüm zorlukların üstesinden gelmek ve ihtiyacın olan her şeyi başarmak için yeteri kadar beceri, azim ve esnekliğe sahip olduğunu bil. Başarısızlığın tüm risklerini kabul edebilmeyi , belirlemeyi ve başaracağından hiç kuşkun olmadan yolundan vazgeçmediğini hayal et.

İşte; zirve tırmanışları ve motorumla yaptığım seyahatler tam olarak bana bunu veriyor. Hayat ile motor kullanmanın, kamp yapmanın, trekkingin ve zirve tırmanışlarının paralel bir dengede olduğunu bilmek beni en çok baştan çıkaran ve cezbeden nokta.
Yolda olmak benim için kendi içime doğru yaptığım seyahatin sürekli keşfini fark etmek,kim olduğumu anlamak,limitlerimi tanımak ve her seferinde limiti adım adım ilerletmek. Bu hayatta nasıl daha fazla anlayarak, hissederek ve tanıyarak yaşayacağımı anlamak. Nasıl daha fazla ben olabileceğini bulmak ve kendimi tanımak…Yaşadığım bu dünyada daha fazla sorumluluk sahibi bir birey olmamı anlamamı sağlamak… Ruhumun ve bedenimin sonsuz dengesini beslemek… Bunu tercih edebilme lüksüne sahip olmak ise benim için ne büyük şans!

Her gün yeni bir şey öğrendiğim bir okul günü gibi ve ben her yeni macerada yepyeni bir şey öğreniyorum. Başarı veya başarısızlık yok. Çünkü başarmak demek, o başarıyı elde etmek için hırslanmak demekse o zaman başarı veya başarısızlık benim için söz konusu dahi değil. Dağa da yola da saygı duymak gerekiyor. Zirveye 50 metre kala bırakabilmeyi de bilmeli, almak istediğiniz kilometreyi yapamadan geri dönmeyi de durmayı da bilmeli insan.

Motosikletimle yol almak beni özgürleştiriyor. Arabada her şeyi sanki televizyon ekranından görüyor gibi insan. Daha çok gözlemci ve her şeye sınırlı bir çerçeveden bakıyormuş gibi. Oysa motosiklet kullanırken sınırların yok, dünya ile bir bütünsün ve baş rolde sen varsın.

Benim için motorsikletle yol almak sonsuz bir özgürlük. Benim bir parçam ve benden bir parça. Tam anlamıyla hayata karşı sadelik, açıklık ve tamamen sürdürülebilir bir odaklanma anı. Yolda olmak, sorulmayan sorulara cevap bulma hali..
Arabada trafikte gördüğünüz hiçkimse size maceracı gelmezken, motorsikletinin üstündeki herkes size maceraperest gelebilir.
Hiçlik hali bence motorda ve dağda olmak. Yolda olma hali beni tamamen temizleyen, saflaştıran, iyiye ve dürüste daha çok inanmamı sağlayan ve enerjimi besleyen şahane bir yakıt.

Yolda olma hali insanları birbirine yaklaştırıyor ve ben buna bayılıyorum. Zihinleri ve bedenleri iyileştirdiğine inanıyorum. Her geçen gün, havaya bağlı olmayan yaşam haline tutkuyla bağlanıyorum. Bahaneler yerine çözümler ve alternatifler yaratabilmeyi buluyor insan yolda kalabildiği sürece.


Bir dağın zirvesine ulaşmak mucizevi bir şekilde fiziksel, bedensel ve duygusal tamamlanma yaşatıyor ve inanılmaz motive ediyor. Ve bana -yeteri kadar arzu ve inanç varsa, doğru planlarsan ve gerçekten tüm ruhunla hayal edersen ve elbette anlaman için yeterliyse- her şeyi başarabileceğimi hatırlatıyor. Çünkü biliyorum ki ben, her dağa aynı saygıyla çıkıyorum. Çünkü biliyorum ki, dağ izin vermezse ve benim asıl öğrenmem gereken yolda öğrendiklerimse, zirveyi yapamam. Ve her zirveden, her kamptan, özetle her yoldan dönüşte beni yolda olma halinin neden tekrar çağırdığını biliyorum. Çünkü, hep en çok ihtiyacım olduğu zamanda ve anlamaya daha açıkken yola çıkıyorum.


Yolda olmak bana sabrı, devamlılığı, sebat etmeyi ve şükretmeyi öğretiyor. Tek bir adım dahi atamayacak kadar yorulsam da en az 4 saat kadar yürüyecek gücüm olduğunu bilmek beni hayatın her alanında daha güçlü ve daha inançlı hale getiriyor.
Hayatta karşıma çıkan her sorunda, olayın tamamını görüp büyütmektense her bir denemede bir kısmını çözmeye başlamak sorunu da çözümü de kolaylaştıran bir durum oluyor. Dağın kaç metre olduğundan ya da kaç kilometre yol gideceğimi hesaplamak yerine, her bir alınan yolda ne kadar mesafe kaydettiğimin farkında olmak asla vazgeçmememi sağlıyor ve bu olay her daim beni olumlu bir insan yapıyor. Yol, kendine güvenmenin, kendini sevebilmenin önemini anlatıyor.

Yolu, her yolu zihnimde yaşıyorum ben. Her bir yol için bir hikaye yazıyorum.Yol neresi veya yolculuk kaç gün hiç önemli değil, gün gün yazıyorum. Durak durak ve bazen adım adım oluyor yaşama hali.Sonra o gün gelip yola çıktığımda, o ilk adımı attığımda ya da birinci vitese taktığımda motoru, yolun bana getirecekleri için heyecanlı bir şekilde hikayemi yaşamaya hazır bir şekilde başlıyorum.Ve bu, deneyimlemeden anlayamayacağınız inanılmaz derecede bağımlı bir durum. Doğal olarak yükselme hali…

Yolda olma hali her daim, her an değişikliğe hazır olmamı sağlıyor ve bunu hayatımın her alanında uygulayabilme becerisi veriyor. Her değişikliği umutla kucaklayabilme ve duruma hızlı bir şekilde ayak uydurabilme… Hava güneşliyken, fırtına çıkabilme ihtimalini de gideceğin yolun artık kapanan bir yol olduğunu fark edip alternatif rota yaratabilmeyi de biliyor oluyorsun. Ve fark ediyorsun ki seni hedefine, istediğin ve arzuladığın şeye tek bir şey götürmüyor. Biliyorsun ki her zaman farklı rotalar, farklı yollar var; sen yeter ki inancını kaybetme.

Elbette benim dağlarda, yollarda yani yolda olma halinde öğrendiğim en önemli şey: Her şey, sadece insanla ilgili. Arkadaşlıkla, yoldaşlıkla, insan olmakla. Paylaşmakla ilgili. Yolda olunca farkında olmadan dokunduğumuz ruhlar oluyor; mesafeler ve farklılıklar, hayatı ve insanları anlamamızın sırrı bence.

Çünkü bence insan en çok yolda Tanrıdan bir parça olduğunu anlıyor. Ve birkez bunun farkına vardığınızda daha iyi, daha dürüst, daha tutkulu ve her şeye daha fazla aşık oluyorsunuz. Bu halde de kendiniz olmaya giden yolu bırakmıyorsunuz. Çünkü insan nefes alan, almayan her şeyden mesul; doğumdan ölüme kadar. Ruhu özgür, vicdanı temiz, kelimeleri güçlü, hareketleri sağlam, bedeni akışta, kalbi hafif, düşünceleri sınırsız ve tutkuları ateşten olmalı insanın.

Yolda kalın, aşkla kalın!

1 Comment

  1. Selva Büyükyazıcı

    08 Mart 2018 at 10:39

    Ne güzel bi anlatım!Başlangıçtan sona kadar insanoğlınun kendine inanarak ruhuyla vedüşünceleriyle paralel,doğaya veyaradılana saygı duyarak ilerlemesi günümüz insanının en çok ihtiyacı olan şey! Böyle düşünceler sadece bir degide değil,uçan pervane tohumlar gibi toplumun her kesimine hatta ilk okullara ders olarak verilmeli bağımsızlık ve birey olma bilinciyle özgür ruhlu insanlar yetiştirilmelidir! DÜNYA İNSANLIK GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN!

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Devamını oku:
Avrupa’da Türk Modası: Turquerie Akımı

18. yüzyıl Avrupa'sında saray kıyafetlerine ilgi duyan, Türk usulü düğün yapan¸ şatolarda Türk halıları¸ Türk lâlesi¸ Türk içeceği “kahve” bulundurmayı...

Kapat