Kahkaha Benden Yana: Kierkegaard’dan Hayat Dersleri

‘’Hayat yalnızca geriye dönük bir şekilde anlaşılabilir; ama ileriye dönük bir şekilde yaşanmalıdır’’

 Hayat dersi; en genel ifadeyle yaşamı anlamlandırmak, canlı kalmayı yorumlamak demek. Kierkegaard kendi kişisel yaşamını anlamlandırıp, canlı kalmayı yorumlarken, bizim de kendi hayatımızı anlamlandırıp, yorumlamamıza yardımcı oluyor.

Kierkegaard,  1813 yılında Danimarka’da yedi çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak hayata geldi. 22 yaşına vardığında bir kardeşi hariç bütün kardeşlerini kaybetmişti. Kierkegaard bu durumdan çok etkilenmiş ve kendisinin de çok erken yaşta öleceği fikrini hiçbir zaman zihninden çıkarmamıştı. ‘’Her anın önemi var.’’  cümlesinin anlamını yaşadığı bu durumdan dolayı çok iyi kavramıştı, çünkü yaşamın ölüme bir hazırlık olarak görüyordu.

1838 yılında babasının ölümüyle beraber kalan servet, yapmak istediği şeyleri yapmasına ve bir yazar olmasına olanak sağladı. Neredeyse bütün eserlerini mahlasla yayınladı. Bu eserlerinden biri olan ‘YA /YA DA ‘ kitabında okuyucuya, her biri öncekini ileri taşıyan üç aşamalı bir yaşam mekanizması sunuyor.

‘’Nihayetinde nedir bu hayatın amacı? Eğer insanlığı iki büyük gruba ayırırsak bir tarafın yaşamak için çalıştığını, diğerlerininse çalışmak zorunda olmadığını söyleyebiliriz. Ama pek tabii ki geçinmek için çalışmak hayatın anlamı olamaz. Bu, yani yaşamak için gerekli şartları yerine getirebilmek adına gösterilen sürekli çabanın hayatın amacı sorusuna bir cevap olabileceğini söylemek kendi içinde bir çelişkidir, çünkü o şartları yaratan yine hayatın kendisidir. Genellikle diğer sınıfın hayatlarının da o koşulları tüketmesinin ötesinde bir amacı yoktur. Hayatın amacının ölüm olduğunu ileri sürmek de diğer bir çelişki gibi görünüyor.’’ (Ya/ Ya Da, 1843)

Gündelik yaşamda hepimizin içinde düştüğü çelişkileri, yaşamın anlamıyla ilgili şüpheleri Kierkegaard da çok iyi bildiği için bize kelimelerle yardımcı olmaya çalışıyor. Bunu yaparken aynı zamanda bizi farklı duygulara da sürüklüyor. Bizi kışkırtarak uyandırmaya ve zihnimizi yaşamın anlamıyla ilgili canlı tutmaya çalışıyor.

Yaşamla ilgili birçok konuya değinen ve yorumlayan Kierkegaard’ın sağlığı erken yaşta bozulmuştu. Yürüyüşe çıktığı bir gün bacaklarının tutmaz olduğunu fark etti ve ancak hastaneye ulaşabildi. 11 Kasım 1855’te henüz kırk iki yaşındayken öldü. Hâlbuki iki ablası otuz üç yaşında çocuk doğururken öldüğünde,  Kierkegaard kendisinin de bu yaştan sonrasını görmeyeceğine kanaat etmişti. Fakat düşündüğü gibi olmadı. Ölümüyle ilgili tutulan raporda soru işaretiyle beraber ‘’Verem?’’ yazılmışsa da kesin ölüm sebebi hâlâ bilinmiyor.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.