Karanlık Dünyadan Bir Haykırış: Füruğ Ferruhzad

Ve bu benim
yani bir yalnız kadın
ve soğuk bir mevsimin eşiğinde
belirsizliğini anlamanın başlangıcında, tüm yeryüzü varlığının
yalın ve kederli umutsuzluğunu, gökyüzünün
güçsüzlüğünü, bu betona kesmiş ellerin….

Füruğ. Aydınlık ve ışık anlamına geliyor. Nur ve parıltı. Fakat çağdaş İran şiirinin en güçlü sesi Füruğ Ferruhzad 32 yıllık kısa yaşamı boyunca adını taşıdığı aydınlığı asla hissedemeyen ve karanlıklarda boğulmaya mahkum edilmiş buruk bir ruh.

Bu dünyada kimselere yük olmayan o naif, aydınlık varlığına asla yer bulamamış ve kendini şiirde arayan bir göçebe… Bir yolcu, bir sırdaş, bir dost ve içi hüzün dolu bir boşluk. Acının vücut bulduğu kederli bir ruh, bir kadın, sen ve ben.

Füruğ Ferruhzad için sadece 32 yıllık bir yaşama şiirler sığdırmış bir şair demek çok sığ bir tanım olacaktır. Sanatçı, İran’ın  en baskıcı döneminde muhalif ve aynı zamanda imgesel bir dil kullanmış, saygın çizgisini aşmayan varoluşuyla İran şiirine yepyeni ve yüreklere derinden dokunan bir soluk getirmiştir. Onun şiirinde varoluşun ağır yükü toplumun kadınlığa yüklediği karanlık anlamla bütünleşmiş ve hüzünlü bir imgelemin oluşmasına zemin hazırlamıştır.

Yaşamının ona kattığı acı tecrübelerin başında genç yaşta yaptığı, pişmanlıkla sonuçlanan evliliği ve hayatı boyunca özlemini duyduğu oğlunun yokluğu geliyordu. Füruğ son derece duyarlı ve çevresinde olup bitenlerin farkında bir kadındı. Bugün bile yüreklerimize işleyen o mükemmel dizelerin yazarı olan sanatçı, belki de bu yüzden bu kadar hüzünlü ve kederli bir ruha sahipti.

 Benim küçük gecemde,
Rüzgar ağaçların yaprağına son kez süre tanıyor,
Benim küçük gecemde viran olmanın korkusu var,

Kulak ver
Karanlığın esintisini duyuyor musun?
Ben garipçe şu talihime bakıyorum, ümitsizliğe alıştım,

Kulak ver,
Karanlığın esintisini duyuyor musun?

Bugünkü İran’a dair bildiğimiz pek çok karanlık bilginin yanında, doğunun bu gizemli toparlaklarında yetişen pek çok sanatçı Fars kültürünün unutulmaz dokusunu bizlere hissettirmektedir. Fürüğ bu önemli isimlerden yalnızca biridir. Onun eserlerindeki tutku ve yaşamın korkunçluğuna dair cesur isyanı sadece içinde bulunduğu coğrafya ile sınırlı kalmamış, pek çok sanatçı üzerinde derin izler bırakmıştır:

Bir pencere yeter bana bir tek pencere
Bilince ve bakışa ve suskunluğa
İşte öylesine boy atmış ki ceviz fidanı
Anlatabilir artık genç yapraklarına tüm bir duvarı
Ve sor aynadan
Adını kurtarıcının
Ve işte senden daha yalnız değil mi
Ayaklarının altında titreyen gökyüzü?
Yıkıntı elçiliğini, peygamberler
Kendileriyle birlikte getirmediler mi çağımıza?
Ve yankıları değil mi o kutsal metinlerin
Bu patlamalar ardarda
Bu zehirli bulutlar?
Ey dost, ey kardeş, ey herkes!
Yazın tarihini gül soykırımının.

Edebiyatımızda ise Gülten Akın ve Nilgün Marmara’nın eserlerinde Füruğ’u anımsatan derinlikli bir anlatıma rastlamak mümkündür. Onlarda okuduğumuz evrensel temaların bu denli bireysele indirgenişi, toplumun kadınlığa ve kadın olmaya atfettiği ağır yükten kaynaklanmaktadır. Varoluşlarıyla  sınanan tüm bu kadınların en büyük ortak noktası ise paylaştıkları acıları bir büyüye dönüştürmeleridir.

Belki de bu yüzden kadınlığın eril toplum tarafından çizilmiş sınırlarına en büyük darbeyi, hayatları çeşitli zorluklarla sınanmış bu güçlü kadınlar vurmuştur. Füruğ, korkunç bir kaza yüzünden hayatını genç yaşta kaybetmiş, Marmara ise dünyanın karanlığına daha fazla dayanamamış ve ölümü tercih etmiştir. Bu tercih bilhassa Marmara’nın şiirlerinde kendini apaçık belli etmiştir.

Çok yalnızım, mutsuzum                             

göründüğüm gibi değilim aslında

karanlıklarda kaybolmuşum

…bir ışık arıyorum, bir umut arıyorum uzun zamandır

aradıkça batıyorum karanlık kuyulara

kimse duymuyor çığlıklarımı

duyan aldırış etmiyor çekip kurtarmak istemiyor

bense insanların bu ilgisizliği karşısında ilgiye susamışım

ümidimi yitirmişim

biliyorum bir gün dayanamayacak küçük kalbim

arkamı dönüp inandığım ve güvendiğim her şeye

veda edeceğim

Ölüm her ne kadar nihai bir son gibi görünse de ne Füruğ ne de diğerleri hafızalarımızın kör noktalarında unutulmaya mahkum olacaktır. Umuyoruz ki kelimelerle bir dünyayı şekillendiren tüm bu ölümsüz kadınlar, günün birinde hak ettikleri değeri bulacak ve kalemleriyle var olmaya devam edeceklerdir.

Şiirler Sırasıyla;

-Soğuk Mevsimin Başlangıcına İnanalım

-Rüzgar Bizi Götürecek

-Pencere

-(Nilgün Marmara)Yalnızlık

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.