MAESTRO – ORKESTRA ŞEFİ

Kişilere meslek seçiminde tercih ettikleri öncelikli unsur nedir diye sorulduğunda, o işi yapmaktan dolayı mutlu hissetmek veya sevdiğin işi yapmak gibi cevaplar alınır. Düşünüldüğünde insanın mutlu olduğu ve sevdiği işi yaptığında kendini daha iyi ifade edebildiği gerçeğine varırız. Orkestra şefi de kişilerin bir anlamda kendilerini en iyi ifade edebildikleri mesleklerden biridir.

Bir müzik dinletisine katılıyorsunuz; sıra sıra, yan yana dizilmiş kimisi vurmalı kimisi yaylı kimisi üflemeli enstrümanlar çalan müzisyenlerden oluşmuş bir grupla karşılaşıyorsunuz. Karşınızda yer alan bu gruba müzik dünyasında orkestra adı verilir fakat unutmamak gerekir ki her çalgı topluluğu bir orkestra değildir. Bir grubun orkestra olabilmesi için dört ana enstrüman çalan müzisyenleri içinde barındırması gerekir. Birden çok müzisyenin bir araya gelip belirli bir başlangıç ve geçiş belirtmeden çalmaları, bir eser yerine karışık bir dinleti ortaya çıkmasına sebep olur. İşte bu noktada orkestrayı yönetecek bir yönetici bir maestro (usta,guru) bir şefin ihtiyacı ortaya çıkar.

Fransız İhtilali’nden önce orkestra ile müzik şöleni ancak soylu insanlar için mümkündü. Orkestranın ilk çıktığı zamanlarda orkestra şefi diye bir kavram yoktu ve ortaya bir ürün, bir eser çıkarabilmek için müzisyenlerden birinin klavyeden bir iki tuşa basarak veya kemanın yayı ile komut vererek giriş uyarısını yapması gerekirdi.

Orkestra şefi olabilmek için; geniş bir müzik kültürüne, sesleri anında ayırt edebilen iyi bir kulağa ve güçlü bir hafızaya sahip olunmalıdır. Orkestra şefinin bütün rolü aslında provada etkilidir. Yani orkestranın şef olmadan da sahneye çıkabildiği durumlar olabilir. Müzisyenlerin sahneye çıkış sürecinde aralarındaki uyum ve ahengi sağlamak ancak provalarda mümkündür. Şef, orkestra içerisinde yer alan müzisyenlerin, enstrümanların sesini nerede yükseltip nerede alçaltması gerektiğini elleri ve gözleriyle yönlendirerek denge sağlamaya çalışır. Şefin hareketleri müzisyenlerle arasında kurulmuş gizli bir işaret dili gibi gözükür. Şef, sağ elindeki baget yardımıyla ritmi ve sesin yüksekliğini alçaklığını belirterek müziği yönetirken sol eliyle de baget ile yaptığı yönlendirmesine duygu katar. Bunlar dışında yapılan bütün hareketler esere kişilik ve ruh katmaktadır.

Orkestra şefliği müzisyenler tarafından karizmatik ve saygıdeğer bir meslek olarak görülür. İlk Türk Orkestra Şefi Saffet Atabinen Osmanlı Dönemi’nde Paris Konservatuarı’nda eğitim almış ve saraydaki orkestrada çalışmıştır. Ardından gelen diğer bir değerli isim ise Gürer Aykal’dır. Gürer Aykal bir çok ülkede şeflik yapmış ve kazandığı başarılarla kendisine devlet sanatçısı unvanı verilmiştir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.