Ne Görmek İstersiniz?

Hani bakıp da görmediğimiz şeyler gibi. Bir tablonun bir çok açısından fotoğrafını çekerken, yağlı boya nasıl dokunmuş tuvale bilemediğimiz haller. Öz eleştiri oklarının hedefine koyuyorum kendimi ve 12 den vuruyorum, çaaaat! Bir anın keyfini teknolojik çıkartmak. İzlediğim videolar söyletiyor tüm bunları bana.

Şimdi yaslanın arkanıza ve dokunsun satırlar gözlerinize.

Mona Lisa resminin sergilendiği müzede insanlar resmin yüzlerce karesini çekiyor, bakıyor ama görmüyor, duyuyor ama işitmiyorlar. Tüketiciliğimize dem vuruyor sanatçı.

Nazım Hikmet Sanat Günleri dolayısıyla İzmir’de iki gün boyunca çeşitli sanatçıların oturumları gerçekleşti. Son oturumuna yetiştiğimde Tahir ÜN’ün ‘Political Eye’ sunumuna değdi gözlerim, çeşitli hayatlarda gezindi dünyam, farklı videolarla.

Fotoğraf tekniğinin gelişmesi videonun doğuşuna neden olmuş. Zamandan bir kesit, o ana gitmenin bir aracı olarak görülen video. ‘Fight Of Bulls’ çizgi film gibi. DJ’in notaları ile dünyayı boğalar ile notalaması belki de çalan müzik. Kuyruğun yılana dönüşme sahnesi, her insanın içinde ki bir yere dokunur gibi. ‘Hayvanların dövüşmesi’ insanların dönüşmesi ile bağdaştırılıyor, ‘Hayvanların birbirine zarar vermesi normal, doğal mı yani?’ diye eleştiriyor bir izleyici. Kıtaların üzerinde uçan uçaklar kıtalara dönüşüyor yer yer. Tusshar  WAGHELA deneysel animasyonunu gözler önüne seriyor.

Hayvansal figürler yer yer egoya  dönüşüyor. Saeed’in görselinde kan sıcak mı damlar diyor içim, hayatta kalmak pahasına giyilen siyah kıyafetler, siyah tabutları olur mu insanların diye de ekliyor benliğim. Kıyafetin altında kalanları, görünmeyeni görmeye çalışmak ise hayal mi illüzyon mu?

‘Kendine olan sevgisi, gördüğüm şey o kadar güzel ki onu kıyafetle gizlemek istemiyorum’ diye aktarılıyor izleyiciye. Göçmenlerin karmaşık sorununu konu alan video da değişikliği sunuyor. Satürn videosunda ‘önce iş güvenliği’ başlığında baba figürünün çalışanını yediğini, GOYA’nın tablosundan ilham olarak aktardığı karelerin bütünü bir video ile gözler önüne seriliyor.

Beste ERENER. Kısa videoların hikayesi uzun olurmuş… Şinasi GÜNEŞ’ in Anadolu isimli videosunda aynada kendine ait olanları değiştirir gibi kadın, geleneksel yapıyı vurguluyor, kendini değiştirmek mi? Değildir… Kendine ait olanların rengi değişince kader değişir mi? Aynı eşya ile bir sürü hayat ve soruyu kafama takıp giden bir video.

Yeni Anadolu ile de cinsiyetsiz bir toplum oluşturmanın hezeyanını yaşıyor görsel de ki video. Nefes alacak gibi olduğunda boğuyor beni içim…Şişen bir balonun içinde nefes almak gibi. İşkencenin boğulma testi!

Ali DEMİRTAŞ’ ın medya ile ilgili videosu hepimizin her gün yaşadığı o gerçek. Medyada olumsuzluklar askısında idam edilişimiz. Shigeto’nun odanın içinde dolaşırken, insanların beni beğenip beğenmediğini sorgulamak ve yalnız kalmak, başkasının şişirdiği egoda yaşamaya çalışmak.

Francesca Fini’nin videosu ise yine harika. Görüntü netleşene kadar kaç hücre ölüyor beynimizde? Televizyonun ruhu geyşa mı? Beynimize atılan her bir ilmekte ne çok kirleniyor düşlerimiz… Televizyonun ağzı ile konuşmak, ördüklerini bir de gözüne bağlamak! Ah! Başkası olup da kendin olamamak, televizyonun hayatı.

White Noise ismiyle gözlerimizden içimizde ki ilmekleri söken video serinin bence en iyilerinden. Örülen ip zamanın ta kendisi, kaçan ilmekler yapamadıklarımız, ve sökülen ilmek ilmek örülen yine biz. Sadece şiş bizi değil, kontrolünü başkasında olan bizi de şişler.

Gökçen DİLEK’in Rusya’da bir kasaba da bulunan Lenin heykelini fosforlu battaniye ile sarıp, onun etrafında olanları gözlemlediği bir videoda ise büstleri olan kişilerin ideolojik yer değiştirmede ki yerini görmeyi amaçlayan bir yanı var.  1999 Deconstructed Cartier videonun gestalt uydu manipülasyonu ile eş zamanlı şekilde oluşturduğu bir video. Kolektif bilince dokunuşta bulunuyor.

Rrose PRESENT ses ve görüntüyü kamerasız bir video olarak çekerek, bize karmaşanın netliğini sunuyor. Deriva ESCOPİA durmadan çekmek, hiç bakmamak mıdır, ile tam da beni hedefe oturtup, 12’den vuruyor. Mona Lisa gibi gözlerimi hareket ettirebiliyor, her şeye bakıyor, hiçbir şey göremiyorum . Tahir ÜN’ün Oyun videosunda görsel ikiye bölünmüş, bir yanda oyun oynayan çocuklar, diğer yanda oyun onanan yerin dönüşümü… Oyunda ki ip her bir çocuğun boğazına dolanır gibi olunca yaşananlar küçülüyor. Kısır döngüde hayatların akışına bir set çekmek belki de. Hayal mi? Olur mu? Bilinmez. Bir tane de kız çocuğu oynuyor kendi başına! Nedir o sahi? Bir dakika bir dakika ah film molası.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.