fbpx

Nietzsche ve Üstinsan Üzerine

İçinde yaşadığımız toplum çoğu zaman kalıpları ve yargılarıyla bizi şekillendirmeye çalışır. Bu şekillendirme aslında doğduğumuz anda başlar. Fakat bizler bunu belli bir eğitim ve yaş seviyesine geldiğimizde hissederiz. Hissettiğimiz anda da toplumdan, dolayısıyla insanlardan kaçıp bir şeyler bulmaya çalışırız. Artık arayış çemberine girmişizdir. İstenilen kalıba girmektense arayışı kendimize amaç edinmek artık hayatımızın temeli oluvermiştir.

Neredeyse her insanın yaşadığı bu durumun izlerine Nietzsche’nin “Böyle Buyurdu Zerdüşt” kitabında rastlamak mümkündür. Nietzsche düşüncelerinin en derin halini bu kitapta yansıtmıştır. Kitabında bahsettiği üstinsan (übermensch) kavramı, insanın arayışının tanımlanmış halidir. Ona göre, toplum içerisinde sıradan olmayan belli sayıda insan vardır. Sadece bu insanlar üstinsan kavramının sınırlarında dolaşır. Geriye kalan sıradan insanların görevi ise, üstinsan tiplerinin doğuşunu hazırlayan bir zemindir. Peki üstinsanın belli başlı özellikleri nelerdir?

Üstinsan, zihinsel açıdan güçlüdür. Zihin gücümüzü, duygularımızı dizginleyemediğimizde kaybederiz. İnsan, bir üst aşamaya geçmek istiyorsa duygularının karşısında dimdik durabilmelidir. Bazen bu duruş bizi zorlayabilir ancak uzun vadede kendimizi inşa etmemize de yardımcı olacaktır. “İnsan kalbini sıkıca tutmalıdır, çünkü o gevşek bırakılırsa kafa da çabuk elden gider”.

Üstinsan, bağımsızdır. Burada bahsedilen bağımsızlık soyut ve somut şeyleri içerir. Fikirlerden, duygulardan, düşüncelerden, yargılardan, bedenlerden, eşyalardan… Bağımsız olmak çoğu zaman yalnızlık da getirir insana. “Yalnızlığına kaç dostum! Seni büyük adamların gürültüsünden sersemlemiş, küçüklerin iğneleriyle de delik deşik olmuş görüyorum”. Genellikle bu tür insanlar, toplum tarafından anlaşılmazlar. “Beni anlamıyorlar. Ben bu kulaklara göre ağız değilim”. Ancak üstinsan birileri tarafından anlaşılmayı beklemez. O, zaten kendini anlamıştır.

Üstinsan, tutkuludur. Tutkuları doğrultusunda ilerler. Ne soyut ne somut hiçbir şeye takılmaz. Sadece ilerler. “Sadece bir aptal sürekli taşlara ya da insanlara takılır.” İnsanlara takılı kalmak bizi tutkularımızdan da alıkoyabilir. Dünyaya geliş amacını kendini gerçekleştirmek olarak gören bir insan, hedeflediği yolda dümdüz ilerlemelidir.

“Felaketine sebep olabilir, soytarının biri”. Tutkularımız, yaşamımızı anlamlı kılan ve her seferinde devam etmemize yardımcı olan şeylerdir. Belki hayatımızda çok güzel şeyler olmayabilir, karanlıktır ancak hayatımıza ışık olabilecek tek kişi de kendimiz olduğunu da unutmamalıyız. “İnsan bir an önce kargaşasını, kendine anlam veren bir düzene çevirmezse, yıldız doğurtmazsa karanlığına, yok olacaktır”.

Üstinsan, yaratıcıdır. Yepyeni değerler yaratır kendine. Zaten var olan ve ona uymayan toplumsal değerlerden kaçmıştır. Kimseden bir şey beklemez ve dolayısıyla yaratıcı olmak zorundadır.

“Yürümeyi öğrendim, o zamandan beri bırakıyorum kendimi koşmaya. Uçmayı öğrendim, o zamandan beri yerimden kımıldamak için itilmeyi beklemiyorum. Şimdi hafifim, şimdi uçuyorum. Şimdi altımda kendimi görüyorum.”

Nietzsche, üstinsan kavramıyla evrimden değil, bir amaçtan bahseder. Yaşam boyu sürebilecek bir amaçtır bu. Aşılması gereken zorlu bir yolculuktur. Bu yolculukta kadın veya erkek ayrımı yoktur. Sadece insan vardır, o da kendini sürekli aşmaya çalışır.

“İnsan bir iptir ki hayvanla üstinsan arasına gerilmiştir. Uçurumun üstünde bir ip. Tehlikeli bir geçiş, tehlikeli bir yolculuk, tehlikeli bir geriye bakış, tehlikeli bir ürperiş ve duraksayış”.

Nietzsche, üstinsan kavramına en yakın isim olarak Goethe’yi görmüştür. Bundan bir önceki yazımda da Goethe’den bahsetmiştim. Bu güzel tesadüften ötürü İnsan Kalbi Ne Tuhaf Şey! başlıklı yazıyı okumanızı tavsiye ederim.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.