Ölümü Hatırlamak: Vanitas

Ölüm, evrendeki değişmez kanunlardan biridir. Ölüm doğa için kaçınılmaz bir olgudur. Ölüm dönüşümdür, gereklilik ve zorunluluktur. Devinim için son, ilk koşuldur…  Evren her şeyin bir sonu olması gerektiğine karar vermiştir, yasaları buna göre işler. Sonsuz uzaydaki milyarlarca yıldızdan en büyükleri bile kendi içlerine çökerek bir süpernova patlamasıyla heybetli yaşamlarına son verirler. Milyarlarca yıldır ölüm, tüm varlıkların nihai sonudur.

Williem Claesz Heda (1594-1680)

Biz insanlar, bu küçücük gezegene doluşmuş, ölümü bekleriz.  Bir gün öleceğini, sona ereceğini, sevdiğin herkesin birer birer yok olacağını bilerek yaşamak bizim değiştiremediğimiz tek gerçeğimizdir. Buna rağmen hepimiz yaşarız, ölüm yokmuş gibi yaşarız hem de, hayal kurarız, neşeleniriz, öfkeleniriz, aşık oluruz… Bir gün ölüm geldiğinde ise sanki geleceğini hiç bilmiyormuş gibi kahroluruz.  Sanki geleceğini hiç bilmiyormuş gibi tüm kibrimizle, yıkıcı yaratıklar olmaya devam ederiz.

Edward Collier (1640-1707

Ölümü hatırlamaya ihtiyacımızın olduğunu düşünen bazı sanatçılar, Vanitas’ı yaratmışlardır. Vanitas; hiçlik, boşluk, yokluk anlamına gelmektedir.  17. Yüzyılda, Hollanda’da ortaya çıkan akım,  insanlara hayatın geçiciliğini, ölümün muhakkak geleceğini hatırlatmayı amaçlar.  Memento mori (öleceğini hatırla) felsefesinin bir uzantısıdır. Natürmort sanatının içinde doğan Vanitas, belirli nesneleri kullanarak bilinçaltımıza kaçınılmaz sonumuzu işlemeye çalışır.

Harmen Steenwyck (1612-1656)

Önce bilgiyi ve güzelliği hatırlatır, daha sonra da bunların önemsizliğini vurgular. Bu nedenle kullanılan nesneler arasında kitap, harita gibi bilgiyi hatırlatanlar, müzik aleti, kadehler ve mücevherler gibi güzelliği ve coşkuyu hatırlatanlar da vardır. Kral tacı, küre gibi nesneler ise gücü temsil ederler. Kitapların üzerinde duran kafatasları, kadehlerin içindeki yarım içkiler, dökülmüş kadehler, yarım kalmış mumlar, kılıçlar, bitmek üzere olan kum saatleri, solmuş çiçekler, çürümüş meyveler ise bize ölümü hatırlatan sembolleridir. Tüm güzellikler son bulacak, en büyük güç olan bilginin bile bir değeri kalmayacak, müzik susacak,  güç tükenecek, herkes ve her şey bir gün nihai sonuna ulaşacaktır…

Andriaen van Utrecht (1599-1652)

Sonlanacağımızı anlamak, evreni kavramak kadar zor olsa da belki de buna arada sırada ihtiyacımız vardır…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.