OSMANLI’DA BİR KADIN: MİHRİ MÜŞFİK

Mihri Hanım, 1886 yılında Askeri Tıbbiye Öğretmeni Çerkez Ahmet Rasim Paşa’nın kızı olarak hayata gelir.

Yabancı mürebbiyelerle büyüyen Mihri Hanım, müzik, edebiyat ve resim dersleriyle dolu bir çocukluk geçirmiştir. II. Abdülhamid’in saray ressamı olan Fausto Zonaro’dan resim dersleri almaya başlar ve artık bir ilgiden çok tutkuya dönüşen bu derslere Paris’te devam etme kararı alır ancak bu hiç de kolay olmaz. İtalya’ya kaçarak gitmek zorunda kalan Mihri Hanım buradan Paris’e geçer ve bu kaçışla beraber Batılı eğitimin kapılarını aralamış olur. Paris’teki evinin bir odasını Müşfik Selami Bey’e kiralayan Mihri Hanım sonrasında Müşfik Selami ile evlenir.


Yurda dönen Mihri Hanım 1913 yılında Darü’l-Muallimat‘ta (Kız öğretmen Okulu) resim öğretmenliğine atanır. 1914 yılında açılmasına öncülük ettiği İnas Sanay-i Nefise Mekteb-i’nde öğretmenlik hayatına devam eder. Resim eğitimini ciddiye alan ve öğrencilerine de bu ciddiyeti aşılamak isteyen Mihri Hanım, derslerde canlı model kullanılmasını talep eder ancak bu pek de kabul görecek bir fikir değildir -keza öyle de olur. Israrları üzerine kız öğrencilerine çıplak kadın modellerle çalışma fırsatı tanır fakat erkek model bulmak ve onu öğrencilerin bakışlarına sunmak mümkün değildir. Bu sorunu Arkeoloji Müzesi’nde yer alan heykeller ile aşmaya çalışmıştır. Heykel bile olsa tepkilere maruz kalmış ve atölyeye baskınlar gerçekleşmiştir.


Otoportre

Açık havada gözlem yaparak öğrencilerin resim çalışmalarını denemiş ancak bu da tepki görünce polis gözetiminde çalışmalar gerçekleşmiştir. Gülhane Parkı, Üsküdar ve Topkapı Sarayı öğrencilerin çalışmalarının gerçekleştiği bazı alanlar olmuştur.
Mihri Hanım, bir süre daha öğretmenlik hayatına devam ettikten sonra 1919 yılında İttihat ve Terakki Partisi’ne olan yakınlığı sebebiyle yurdu tekrardan terk eder. 1922’de eşinden ayrılan Mihri Hanım, yurt dışında Mihri Rasim olarak tanınmaya başlar.
Ağırlıklı olarak portreler yapan sanatçı, İtalyan şair Gabriel de’Annunzio’nun portresi yapmıştır. Dostlukları sayesinde Mihri Hanım Vatikan’a kabul görerek Papa’nın portresini de yapmıştır.

Roma ve Paris’ten sonra Amerika’ya taşınan sanatçının New York George’de Maziroff Galeri’de kişisel sergisinin açılmasıyla beraber Amerika’da sergi açan ilk Türk ressam olarak bilinir. Ayrıca Amerika’da özel resim dersleri verdiği ve fakültelerde öğretmenlik yaptığı bilinmektedir.

Mihri Hanım, hayatı boyunca çağdaş Türk kadınını cesaretlendirecek adımlar atarken bir yandan da güçlü, kararlı ve tutkulu tavrıyla dikkatleri üzerine çekerek zor günler geçirmiştir. Yenilikçi kimliğinin getirisini belki de çok ağır ödemiştir.
Sanatçının çalışmalarında kadın portrelerine odaklandığı görürüz, onun kadınları anne veya eş olarak değil tek başına birer birey olarak Batılı kadın modelini sergilemektedir. Mihri Hanım, portrelerinde güçlü kadın imajı çizerek kıyafetleri ile de oryantalist kadın figürlerinden ayrı tutmuştur.

Tevfik Fikret ile yakın dost olduğu bilinen sanatçı, Fikret’in ölümünün ardından yüzünün maskını almıştır.
Hayatı boyunca bir tutkunun izini süren Mihri Hanım, çok sevdiği tuvallerine 1954 yılında Amerika’da veda etmiştir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.