Oyuncaklarla Nasıl Tanıştık?: LEGO

Hikayemiz Danimarkalı yerel marangoz Ole Kirk Kristiansen ile başlıyor. Bir marangoz dükkanı olan Ole yerel bölge halkına bol bol ev yapan biriydi. Ta ki büyük buhrana kadar. Büyük buhranda yaşanan sıkıntılardan dolayı işletmesinde küçülmeye giden Ole, daha küçük mobilyalar, ahşap ütü masaları, ahşap portatif merdivenler ve ahşap oyuncak üretmeye başlıyor. 1934 yılında ise sadece oyuncak üretmeye başladı. O dönem ki ismi Billund ahşap fabrikası bir oyuncak firması için iyi bir isim değildi. Ole, daha akılda kalıcı bir isim bulmak istedi. Dancadaki “güzel oynamak” anlamına gelen “leg” ve “godt” sözcüklerini birleştirerek şirketine LEGO ismini verdi. Lego adıyla oyuncak yapmaya başladı ve yaptığı ilk oyuncak ahşap bir ördekti.

40’lı yıllarda oyuncak üretecek ahşap bulamayan ve yine aynı dönem fabrikasında yangın çıkan Ole, alternatif bulma arayışları sonucunda plastik ile tanıştı. Enjeksiyonlu kalıplama makinesi aldıktan sonra sadece Lego’yu değil tüm oyuncak dünyasını değiştirecek bir oyuncak yaptı. Birbirine Bağlanan Tuğlalar. Tuğlaları ilk piyasa süren değildi, sadece onlardan biriydi. Birleşik Krallık’taki Kiddicraft gibi. Ancak onların tuğlaları soluk renkliydi. Lego hepsiden farklı bişey yaptı. Bir çoğumuzun mutlaka bir yerlerde denk geldiği capcanlı renklere sahip kareleri yapan adamla yani modernist ressam Mondrian’ın renk paletini kullandılar.

 

İlk yapılan legoların altı boştu ve üstüste konulduğunda düşüyordu. Lego, bunu değiştirmek için yaptığı çalışmalar sonucunda 1958 yılında tuğlanın altındaki tüplerin patentini aldı.

1960’ların sonlarına gelindiğinde Lego dünya çapında 42 ülkede satıştaydı. Bu popülerlik sonucunda insanları fabrikadan uzak tutmak amacıyla bir park yapılmasına karar verildi. Böylelikle hepimizin bildiği Legoland doğdu. Legoland Billund’ı ilk yılında 625.000 kişi ziyaret etti.

Kjeld Kirk Kristiansen, 70’lerin sonunda şirketin başına geçtiğinde kimsenin düşünmediği bir fikir buldu. “Mini figür”. Günümüzde dünyada 4 milyara yakın mini figür olduğunu düşünürsek bu büyük bir fikirdi. 1980’lerde Lego patentinin süresi doldu. Bu yüzden rakiplerini alt etmek için Lego yepyeni bir şey yaptı. Lego ile robot üretti ve böylece Lego Technic yeni adıyla Lego Mindstorms ortaya çıktı. Basit bir tuğla ile yapılabileceklerin kitabı yeniden yazıldı.

90’lı yıllara gelindiğinde dijital oyun dünyasının gelişimi Lego’yu bir hayli zorlamıştı. Ancak 1999 yılında Lego, Yıldız Savaşları (Star Wars)’nın lisansını aldı. Filmin vizyona girdiği yıl üretim kapasitesi yetmemiş, piyasada Lego ürünleri zor bulunur hale gelmişti. Bu sebeple bir sonraki yıl daha fazla üretim yapan Lego’nun hesap etmediği bir şey vardı. O yıl film çıkmayacaktı bu yüzden ürünlerin çoğu raflarda kaldı. Harry Potter lisansını da almış olmasına rağmen yanlış stratejiler ve peş peşe yapılan denemelerin fiyasko ile sonuçlanmasıyla büyük zarar gördü.

2014 yılında Jørgen Vig Knudstorp’u atayarak aile şirketi statüsünden çıkmış oldu. Knudstorp, yanlış giden her şeyi iptal edip Lego’yu kurulduğu temele geri gönderdi. Renk skalası azaltıldı ve yeniden şehir sistemleri inşa edilmeye başlandı. Çocukların hikayeyle birlikte oyuncaklarla daha iyi bağ kurduğu anlaşıldığında, çizgi filmler ve yeni lisans anlaşmaları yapılmaya başlandı. 2011 yılında çıkan Ninjago bunun en iyi ve en başarılı örneğiydi. 2014 yılında vizyona giren Lego Movie filmi ile yakaladığı başarı sonrasında dünyanın en büyük oyuncak şirketi oldu.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.