Özel Efektler Dosyası No:I – The Matrix

Günümüzde izlediğimiz her filmde neredeyse özel ve görsel efektlere rastlıyoruz. Bu efektleri her zaman büyük savaş sahneleri ya da uzay savaşları olarak düşünmek hata olacaktır. Aslında beyaz perde de gördüğümüz çoğu olay, özel efektlerle oluşturulur. Buna basit bir silah yarasından, görkemli bir dövüşe kadar her şey dahil olabilir; hatta filmde kullanılan ışıklar bile bu yöntemlerle değiştirilebilir ve tamamen yapay bir şekilde filmdeki mekanlar aydınlatılabilir.

90’lar ve 2000’lerin başları ise görsel efektlerin zirve yaptığı dönemler sayılabilir. Sinema izleyicileri o dönemlerde birçok iyi ve kötü görsel efektli filmler izlemişlerdir. Fight Club, Terminator 2, Men in Black gibi filmler iyi görsel efektli filmler arasında sayılabilir. Ancak bir film var ki, diğer filmler arasında öne çıkar ve herkes tarafından modern görsel efektlerin mihenk taşı olarak kabul edilir.

Larry ve Andy Wachowski kardeşlerin yazıp-yönettiği film 1999 yapımı The Matrix filmi, görsel efekt kalitesi olarak Hollywood filmleri için bir standart olmuştur. Yenilikçi çekim teknikleri ve inanılmaz görsel efektleri başarmak için kullanılan yöntemlerle, sinema yapımında da önemli bir başarıya imza atmıştır. Blade Runner ve 2001:A Space Odyssey gibi bilim-kurgu türünü yeniden tanımlamasıyla da ayrıca adından söz ettirmiştir. Peki Matrix filmini bu kadar başarılı yapan görsel efektler ve dövüş koreografileri nasıl yapıldı? Bu filmi hafızalarımıza kazıyan, o muhteşem sahneler nasıl çekildi? Bugünkü yazımızda Matrix filminin arka planını derinlemesine incelemeye çalışacağız.

İlk olarak filmin dövüş sahneleriyle başlayalım. Matrix filmini diğer Hollywood filmlerinden ayıran en önemli unsurlarından birisi de dövüş sahnelerine gösterilen özen ve kullanılan ince detaylardır. Başrol oyuncuları; Keanu Reeves, Carrie-Ann Moss, Laurence Fishburne ve Hugo Weaving haftalarca hatta aylarca uzakdoğu dövüş sanatlarında eğitim almış ve dövüş sahnelerinde kendileri çalışmışlardır. Aldıkları eğitimler arasında Karate, Judo, Kung-Fu da bulunmaktadır. Aslında Kung-Fu olduğunu bilmek çok da zor değil, hele ki Neo’nun kendisi de bunu filmde dile getirmiştir; “I know Kung Fu.”

Çoğu Hollywood filminde rastlayamayacağınız özelliklerden bir tanesi, oyuncuların neredeyse hiç dublör kullanmamış olmalarıdır. Sadece sakatlık ihtimali yüksek olan ve fiziksel olarak onları çok zorlayacak atlama ve düşme sahnelerinde dublör kullanılmıştır. Matrix’te yarattıkları çok boyutlu evrende geçebilecek kavga sahnelerini tasarlanırken, Wachowski kardeşler Hong Kong’un aksiyon film repertuarından büyük ölçüde etkilenmiştir. Kung Fu Dergisi’ne verdikleri bir röportajda, “Biz her zaman Hong Kong sinemasında kullanılan çelik halat sistemini getirerek, Batılı hikaye fikirlerimize hassasiyetle uygulamak istedik” demişlerdir. Ayrıca filmin dövüş koreografilerini Yuen Wo Ping üstlenmiştir. Kendisi Hong Kong sinemasının en önemli isimlerinden biri olmasının yanı sıra dünyaca ünlü bir koreograf ve yönetmendir.

Filmin en can alıcı sahnelerine gelecek olursak eğer; sanırım ilk bahsetmemiz gereken sahne, Neo ve Agent Smith’in metro durağında kavga ettikleri sahnesi olacaktır. Bu sahnede Neo ve Agent Smith’in havada çarpışmaları haricinde CGI kullanılmamıştır. Özel bir yeşil perdeli odada bulunan aktörler, aynı metro durağındaki gibi özel çelik hatlarla hareketlerini sergilerken etraflarında bulunan onlarca kamera tarafından çekim yapılmıştır. Daha sonra bu görüntüler filmin içine yerleştirilmiştir. Bu çoklu kameralar kullanarak yapılan çekimin daha sonra Warner Brothers şirketi tarafından patentlenmiş ve ismi “Bullet Time Camera” olarak konulmuştur. Bu teknikte bilgisayar yardımıyla oluşturulan kamera normal bir hızda ilerlerken, oluşturduğu görüntülerin hepsi yavaş kalır. Böylece akıcı ve detaylı bir görüntü elde edilir.

Sahnenin geri kalanında ise sadece çelik halatlar yardımıyla dövüş sahneleri çekilmiştir. Hugo Weaving ve Keanu Reeves bu sahneler için kendileri çalışmışlardır. Metro durağı, set olarak baştan kırılabilen materyallerle tekrardan oluşturulmuştur. Böylece Neo duvarlara çarptığında ya da Agent Smith kolonları yumrukladığında gördüğümüz şey gerçek moloz parçalarıdır. Bu da filmi izleyen bizler için daha gerçekçi bir film izlediğimiz algısı oluşturmaktadır.

Son olarak bahsetmek istediğim sahne ise, belki de sinema tarihinin en iyi sahneleri arasında yer almaktadır. Filmi izleyen her insanın Matrix denildiğinde aklına gelen sahne olan, çatıdaki kavga sahnesidir. Buraya gelirken kahramanlarımız lobide bulunan güvenlik görevlileriyle çatışır. Lobi sahnesi tamamen pratik efektlerle çekilmiş ve gerçek patlamalar kullanılmıştır.

Çatı sahnesine geri dönecek olursak, burada kullanılan teknikler metro durağı sahnesiyle birebir aynıdır aslında; ancak tek bir değişiklik vardır. Sahne tamamen bilgisayar ortamlarında oluşturulmuştur. “Bullet-time” tekniğiyle Keanu Reeves’in kurşunları savuşturması yeşil bir sette çekilmiş, Neo daha sonradan sahneye eklenmiştir.

Filmi beğenip beğenmemek bir yana; The Matrix filmi hem bilgisayar tekniklerinin bir filmde bu kadar iyi kullanılması, hem de sinemaya kazandırdığı çekim teknikleriyle döneminin en iyi filmlerindendir. Wachowski kardeşlerin ilk filmi olmasından ötürü Warner Brothers şirketi ilk başta sadece 10 milyon dolarlık bir bütçe ayırmıştır. Ancak, Wachowski kardeşler bu 10 milyona sadece Matrix’in açılış sahnesini çekmiş ve yapımcılara göndermiştir. Yapımcılar filmin açılış sahnesini çok beğenince kesenin ağzını sonuna kadar açmış ve bugün, herkes tarafından en azından bir şekilde takdir edilen, bilim-kurgu sinemasına yeni bir bakış açısı kazandırmış ve yeni bir çağ başlatmış olan The Matrix filmini bizlere kazandırmıştır.

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.