Paris’in Notre Dame’ı

Paris’te Seine Nehri kıyısında bulunan aynı zamanda Fransız Gotik Mimarisinin en güzel örneklerinden biri kabul edilen Notre Dame Katedrali, 12. yüzyılda tasarlanmış olmasına rağmen inşaatının tamamlanması 14. yüzyıla dayanıyor.

Dünyaca ünlü bu katedral Meryem Ana’ya ithafen isimlendirilmiştir. Notre Dame İngilizce ”Our Lady” anlamına gelmektedir. Bunu Türkçe’ye ”Bizim Hanımefendimiz” olarak çevirebiliriz. Burada ”Hanımefendi” olarak belirtilen isim Meryem Ana’dır.

Katedral var olduğundan bu yana türlü türlü badireler atlatmış, bunlardan en bilineni ise 1790’lı yıllarda Fransız Devrimi sırasında meydana gelen bir olaydır. Bu olay katedralde bulunan dini imgelerin çoğunun hasar görmesine hatta yok edilmesine sebep olmuştur. Neyse ki 1845 yılında başlanan restorasyonlarla kapsamlı bir yenilenme yaşamıştır.

Fransız Gotik Mimarisini biraz açacak olursak; sivri kemerler, uçan payandalar, kaburgalı tonozlar, üç parçalı cepheler ve vitraylı pencerelerden süzülen ışıklar gibi ögelerin tek bir çığır açıcı yapıda bir araya geldiğini söyleyebiliriz.

Batı cephesindeki üç kapının ortasında İsa, İsa’nın solunda Meryem Ana, sağında Azize Anna heykelleri vardır. Cephenin tam ortasında Gül Penceresi bulunur ki dönemin vitray çalışmasını yansıtmaktadır. Vitray, içeri verdiği renkli ışıklarla katedralin ruhani yönüne destek sağlamaktadır.

Aslında Katedral ilk yapıldığında uçan payanda yapmak düşünülmemiş, fakat inşaat başladıktan sonra gotik mimaride kullanılan ince duvarlar daha da yükselmiş ve duvarlarda dışa doğru oluşan gerilimlerden dolayı çatlamalar başlamıştır. Daha fazla bozulmayı engellemek için de bu destekler eklenmiştir. Böylece uçan payandalar buradaki gotik mimarinin bir parçası haline gelmiştir.

Ayrıca Katedral, 19. yüzyılın başlarında yıkılmak istenmiştir ama 1831 yılında yayınlanan Victor Hugo’nun Notre Dame De Paris romanından sonra vazgeçilmiş şeklinde bilgiler de vardır. Ne derece doğrudur bilinmez ama Victor Hugo sayesinde Notre Dame Katedrali’nin bilinirliği artmış ve nesilden nesile yayılmıştır.

Romanın başlıca mekanları Notre Dame Katedrali ve çevresidir. Bununla birlikte Victor Hugo yapının iç mekan ve ön cephe tasvirlerine de çokça yer verir. Kitap ülkemizde Notre Dame’ın Kamburu adıyla yayınlanmıştır.

1998 yılında ise Notre Dame De Paris adlı bir müzikal sahnelenmiştir. İlk olarak Paris’te perde açan eserin müzikleri Riccardo Cocciante’ye, sözleri ise Luc Plamondon’a aittir. Aynı zamanda Guinness Rekorlar Kitabı’nda ” İlk Yılında En Çok İzleyiciye Ulaşan Müzikal” olarak yer alan eser, ”Vivre”, ”Belle”, ve ”Le Temps Des Cathedrales” gibi şarkılarıyla uzun yıllar müzik listelerinde üst sıralarda yer bulmuştur.

Kitabını okuyun, müzikalini seyredin. Her ikisi de kusursuz birer sanat eseri, tıpkı Notre Dame gibi.

1 Comment

  1. Gülsüm

    12 Ocak 2018 at 20:06

    Doğrusunu söylemek gerekirse bilgi veren yazılar çok dikkatimi çekmezdi ama bu yazı bende merak uyandırdı çok etkileyici…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.