Rönesans – Floransa ve Da Vinci

Bugün hayranlıkla baktığımız, yeri geldiğinde anlamlarını hala çözemediğimiz eserlerin hamurunun yoğrulduğu Floransa, özellikle sanat tarihçileri için farklı bir yere sahiptir. Floransa, Rönesans dönemine adını altın harflerle kazımış diğer tüm sanatçılar gibi Leonardo Da Vinci için de dönüm noktası olmuştur.

Leonardo Da Vinci, 15 Nisan 1452 yılında dünyaya gözlerini açarken kimse bilemezdi, Leonardo’nun yüzyıllar sonra bile sanatın, aritmetiğin, doğanın, felsefenin kapılarını binlerce insana açacağını. Sadece dünya sanatına, Rönesans’a, kendinden sonra gelen yüzlerce sanatçıya ilham olmakla kalmayacak, eserleriyle adeta zihinlere girecek, Vitruvius Adamı, Son Akşam Yemeği, Mona Lisa, Vaftizci Yahya, Rahimdeki Fetüs gibi eserleriyle ufkumuzu açacaktı.

 

Annesi Caterina ile babası Ser Piero di Antonio’nun evlilik dışı birlikteliğinden dünyaya gelmişti Da Vinci. Annesiyle arası uzun yıllar hiç iyi olmamıştı, Ona büyükbabası ve büyükannesi bakmıştı.

Leonardo’nun büyükbabası gelenekçiydi. Tıpkı o dönemin diğer erkekleri gibi yaşadığı önemli olayları deftere kaydediyor, bir nevi günlük tutuyordu. Yüzyıllar boyu daha nice defterlere, kitaplara, filmlere Leonardo’nun adının konuk olacağını, satır satır yazılacağını bilmeden şöyle yazdı eski defterinin sayfalarına:
Rahip Bartolomeo da Vinci oğlu Piero, çocuğu vaftiz etti.”

“1452. 15 Nisan Cumartesi günü, gece saat 03.00’te bir torunum doğdu. Oğlum Ser Piero’nun oğlu. Adını Leonardo koydular

.…
Rahip Bartolomeo da Vinci oğlu Piero, çocuğu vaftiz etti.”

14 yaşına kadar büyükbabası ve büyükannesiyle yaşayan Da Vinci, büyükanne ve büyükbabasının art arda ölmesi üzerine 1466’da babasıyla birlikte Floransa’ya gitti. Bu adım onun zihinsel ve sanatsal yönünün devrimi için bir başlangıç oldu. Çünkü Rönesans’ın tüm yetkin sanatçıları o dönemde Floransa’da yaşıyor, eserlerini Floransa’da sergiliyordu. Babası, hayatın getireceklerinden habersiz Leonardo’yu dönemin ünlü ressam ve heykeltıraşı Andrea del Verrochio’ya emanet ettiğinde bile hala oğlunun noter olacağından emindi. Ancak olaylar emin olduklarımız üzerine değil, kaderin yaşamamızı istediklerine bağlı olarak gelişirdi ve öyle de oldu.

Leonardo’nun aritmetiğe olan yatkınlığı, anatomiyi sindirebilme gücü, geometri ve matematik ilgisi yeteneğiyle birleşmeye başladığında bu yetenek ne kendisi ne de hocaları için göz ardı edilemez olmaya başlamıştı.

Yukarıda bahsettiğim üzere Da Vinci’nin ailesi gelenekçiydi, babasını ve tüm ailesini noter olmayacağına ikna etmek zordu. Noterlik aile mesleğiydi ve daha doğduğu anda bu kaftan üzerine geçirilmişti. Yüzyıllar geçse dahi dünyada bazı şeylerin hala aynı kaldığını görmek sizce de ürpertici değil mi?

Leonardo’nun yeteneği, yaptığı çizimler, olayları kağıda aktarış tarzı ve derin derin gözlemleri ailesini noter olmayacağına ikna etmişti. Şöyle diyordu babasına Leonardo, noter olmayacağını kesin ve net vurgularken :

“Benim için kaygılanmayın. Ben herkesten farklı bir ressam olmak istiyorum ve bunun için başkalarının ihmal ya da göz ardı ettiği şeyleri incelemem gerekiyor. Ben, sonsuz olan nedenleri resme aktarabilmek için, sonuçları değil, nedenleri bilmek zorundayım.”

Tarihler 1473’ü gösterirken bugünün ustası, o dönemin çırağı Leonardo Da Vinci Arno Vadisi Manzara’sını resmetmişti. Amcasından aldığı ince gözlem gücü ve doğa merakıyla tabi ki doğayı tasvir edecekti! Üstelik sadece bu da değildi, Leonardo doğadaki olaylar üzerine felsefe yapmayı, araştırmayı, didik didik incelemeyi seviyordu. Zaten yaşadığı dönemin en önemli özelliği Eski Yunan düşüncesine yönelim, felsefik düşünceler, doğayı yeniden keşfetme, aydınlanmaydı.

Leonardo Da Vinci, derinlik arttıkça detayların azalmasıyla, kağıdın renginin resme hakim olmasıyla o dönemde var olmayan bir teknik kullanmış ve adeta dehasını resme yansıtmıştı. Da Vinci’nin 21 yaşında, gencecik bir ressamken kullandığı bu teknik, daha sonraları “yok oluş perspektifi” olarak adlandırılacaktı.  Siz de resme baktıkça sanki sizi içine alacak ve bir anda kendinizi sivri tepelerin üzerinde bulacakmış gibi hissetmiyor musunuz?


Arno Vadisi Manzara’sı uzun yıllar Leonardo Da Vinci’nin ilk eseri olarak bilinse de 2018 yılında yapılan uzun araştırmalar sonucu 1471 yılında yapılan başka bir eseri ortaya çıkmış (Bir sonraki yazıda bu konudan detaylıca bahsedilecektir), Arno Vadisi resmi 2.sırada kendine yer bulmuştur.

Yaşadığı dönemden, yarattıklarından, vizyonundan, yüzlerce sanatçıya rol model olmasından yüzyıllar geçse dahi bizi hala şaşırtan, arkasından ne geleceğini bilmemenin heyecanıyla bizi saran Da Vinci, birkaç yüzyıl daha geçse bile insanlığı hala şaşırtacak gibi duruyor!

 

Yazan: Öyküm Kütük

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.