Röportaj: İSTANBULİED

İstanbulied’in kurucularından mezzo soprano Ekin Bezirganoğlu ve piyanist Senem Zeynep Ercan ile müziğe dair güzel röportaj gerçekleştirdik.

Şiirle, müzikle, sesle bizi ayrı bir dünyanın içerisine çekiyorsunuz. Bu dünyanın içerisinde yer edinen Ekin Bezirganoğlu ve Senem Zeynep Ercan kimdir?

Senem: Klasik piyano eğitimi aldım. Sonraki yıllarda oda müziği ön plana çıktı. 4 yıl önce de Ekin’le birlikte İstanbulied’i kurduk.

Ekin: Kısaca bahsetmek gerekirse, Güzel sanatlar lisesi keman-piyano okudum, sonrasında konservatuar sahne sanatları / opera bölümünü bitirdim. Son 4 yıldır da Senemle birlikte konser yapıyoruz.

Yaptığınız resitallerde alışılmış olanın dışına çıkıyorsunuz. Bütün müzik türlerini harmanlayarak özgün bir yorum getiriyorsunuz.  Kurmuş olduğunuz bir oluşum var. Kısaca sorarsak nedir ‘İstanbulied’? 

İstanbulied Alman bestecilerin 19. yy da şekillendirdikleri Lied/ şarkı türünden yola çıktı.  Ağırlıklı olarak vokal ve piyanodan oluşan ikililer için yazılmış eserleri seslendiriyoruz. Repertuarda klasik Lied repertuarının yanı sıra, türkü ve tango düzenlemeleri ve bizim için yeni yazılmış eserler var.

Bir dönem ev konserleri düzenlediğinizi okumuştum. Bu süreç nasıl gelişti?

Senem: Salonsuzluk ve kentsel dönüşüm tetikledi diyelim. Konser mekânı bulmakta zorluk çekiyorduk, aynı esnada benim evin yıkılacağı netleşti ve 3 konserlik “ Yıkılmadan Önce” serisini yaptık.  Konsere gelenler ve duvar resimlerini yapan arkadaşlarla beraber tarihe küçük bir not düşmek istedik.

Ekin: Senem’in de bahsettiği gibi salonsuzluk en belirleyici etken oldu. Bizim içinde, dinleyici içinde keyifli, bir o kadar da ilginç bir süreçti. “İyi ki yapmışız” dediğimiz projelerden biridir  “Yıkılmadan Önce”

Ülkemizde klasik müziğe olan ilgi, kuşkusuz diğer müzik türlerine göre daha az. Pop müziğin yoğun şekilde hâkimiyet sürdürdüğü bir dönemde direnmek mümkün mü?

Senem: Bence şu an her zamankinden daha mümkün. Karmakarışık bir dönemden geçiyoruz pop müzik için bile hâkim demek çok mümkün değil aslında. Karmaşa hâkim. Tepside sadece patronlu medyanın tek tipi var. Aynı esnada İnsanlar seçeneklere internet ortamında ulaşabiliyor. Biz de ortada bir yerde sessizce durup yaptığımız işi yapıyoruz, sosyal medyanın da yardımıyla daha önce hiç dinlememiş insanlarla buluşuyoruz.

Ekin: Elbette mümkün. Evet, günümüz toplumunda popüler müzik çok yaygın fakat bugün iyi seviyede klasik, sahne müziği dinleyen ciddi bir kitle var. Ayrıca sosyal medyadan aldığımız geri dönüşler de bu söylediklerimi destekler nitelikte.

Müzik evrensel olana tabidir her zaman, ancak Klasik Müzik yıllarca belirli bir zümrenin müziği olarak algılandı. Aslında hala da bu algı devam ediyor. Sizce bu durumu yaratan temel neden nedir?

Senem: Kavranması biraz alışkanlık istiyor. Müzik, sinema, edebiyat biraz zaman geçirmek istiyor. Kişi ya kendi büyük merak duyacak ya da eğitiminin bir parçası olacak ki o alışkanlık edinilsin. Ne kadar çok duyarsanız yakınlığınız artıyor. Seviyorum dediklerimiz çoğunlukla sıkça duyduklarımız aslında. İnsanların seçme şansının olması, seçeneklerini bilmesi bence önemli olan. Bilinmeyene duyulan ön yargının kırılması, zorlamasız seçenek sunmayla olabilir. Herkes sevmek zorunda değil, ama her türün içinde sevilecek ürünler olduğunu düşünüyorum.

Ekin: Önyargılı olmadan keşfetmek, denemek, dinlemek gerekiyor. Zaman, tanımak lazım.

 

Yaptığınız müziğin ruhuyla bütünleştiğini düşündüğünüz; sizin için özel bir şair, şiir var mı?

Senem: Biz  şimdilik Avrupalı ve Rus bestecilerin sözlerini kullandıkları şair-yazarlardan bahsedebiliriz. Türkçe repertuar son yıllarda zenginleşmeye başladı. Repertuarımıza eklediğimiz Tolga Taviş, şarkılarında Bertan Rona şiirlerini kullanmış.  Şimdi yenileri yolda, onlar sürpriz olsun.  Bunun yanında Fazıl Say’ın da şiirlerinin bir kısmını kullandığı Cemal Süreyya, Turgut Uyar, Nazım Hikmet, Ece Ayhan, Murathan Mungan, Küçük İskender, yeni kaybettiğimiz Ülkü Tamer bir kalemde aklıma gelenler. Şiiri şarkıya çevirmek de ayrı bir sorumluluk, işin o kısmı ayrı.

Ekin: Şiir ve edebiyatı severim, fakat özel biri yok. Senem’in bahsettiği tüm şairler benim de başımın tacıdır.

Sizi çok etkileyen, tutkuyla icra ettiğiniz bir eser var mı? Ve sizi bu derecede etkilemesinin nedeni nedir?

Senem: Benim için Tchaikovsky ve Brahms şarkıları ayrı bir yerde. Piyano kullanımı, kullandıkları armoniler ve vokal çizgisinin iç içe geçmiş dramatik yapısı, bir şarkı süresinde yarattığı atmosfer çok etkileyici.  

Ekin: Ruslar çok geç keşfedilmiş bence; Tchaikovsky, Rachamaninov şarkıları çok güçlü. Kısa metrajlı bir film gibi. 3 dakikada sizi başka bir boyuta taşıyor. Onun dışında Mozart, çok kıymetli. Her söylediğimde adeta vücudumda bir detoks etkisi yaratıyor.

Geçtiğimiz günlerde 8 Mart’tı ve ne yazık ki hala kadına yüklenilmiş tanımlar alanını koruyor. Müzik dünyası içerisinde yer alan iki kadın olarak neler söylemek istersiniz.

Senem: Aslında bireysel olarak müzik dünyasında kadın olduğum için yaşadığım ayrı bir zorluk olmadı. Mesleğimizi yapmak, konser vermek aynı esnada geçinmek bir çaba istiyor. Ama bunun yanında kadına dair zorlayıcı atmosfer zaten ülkenin genelinde hâkim, kendimizi bundan ayırmamız çok da mümkün olamaz.

Ekin: Mesleki olarak herhangi bir zorluk yaşamadım açıkçası. Fakat ülkede “kadın olmak” üzerine çok şey söylenir, ama ben sadece “zor ve yorucu” demeyi tercih ediyorum.

Türkiye’de birlikte sahne almak istediğiniz sanatçılar var mı?

Senem: Uygun projeler olursa bizim kuşaktan arkadaşlarla çalmak isterim. Genç kuşak çok kuvvetli, genç dinleyiciyle buluşturacak projeler heyecan verici olur.

Ekin: Bizim müziğimizi doğru yansıtan, dinamik ve yaratıcı arkadaşlarla aynı sahneyi paylaşmak isterim.

 Müzik dışında yer aldığınız projeler  var mı?

Senem: Benim zaman zaman devreye tiyatro giriyor. Geçtiğimiz yıllarda Fikirtepe’de çocuklarla parklarda buluştuğumuz 10 haftalık bir proje ve sonrasında film atölyesi düzenlemiştik.

Ekin: Geçmiş zamanda bazı atölye ve özel çalışmalarım oldu, fakat şu an yeni bir proje yok.

Özellikle ilham aldığınız, dinlediğiniz kişiler kimlerdir?

Senem: Farklı alanlardan söyleyebilirim; Martha Argerich, Alicia de Larrocha, Philippe Jaroussky, Erkan Oğur, Talip Özkan, Amália Rodrigues…

Ekin: Genel olarak Caz ve alternatif müzik dinlemeyi seviyorum. Fakat her dönem değişiyor, ruh halime göre 🙂 İlk aklıma gelen: Buika, Erykak Badu, Stevie Wonder, Dhafer Youssef, Neşet Ertaş, Zeki Müren…

İleriki süreçlere dair yeni projeleriniz var mı?

Senem / Ekin: Elbette var. Yaz festivalleri ve yurtdışı konserleri ile ilgili projelerimiz var. Orta vade de bir albüm planımız var. Bunlarla ilgili detaylı bilgileri sosyal medya hesaplarımızdan ve web sitemiz www.istanbulied.com dan duyuracağız.

https://www.instagram.com/istanbulied/

https://www.youtube.com/channel/UCLSVUMz4wyh5z83iY3nGpKg

 

 

 

 

 

 

 

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.