fbpx

“Ruh Bedenin hapishanesidir” Foucault

Foucault, felsefe ve sosyoloji alanlarıyla ilgilenmeyenler için çok da büyük bir anlam ifade etmeyen bir isim olabilir. Fakat felsefesine ve araştırmalarına aşina olanlar, Michel Foucault’un söylemlerinin ne kadar kritik ve toplum için hayati olduğunu bilirler.  Post-modernist olarak anılmak istemediğini söyleyen Foucault, belki de yirminci yüzyılın en önemli isimlerinden biridir.

15 Ekim 1926’da doğan Fransız filozof, uzun ve başarılı bir eğitim hayatı sonrasında ortaya çıkardığı çalışmalarına toplumdaki daimi doğrular üzerinden yön vermiştir. Felsefesini anlamanın tam olarak mümkün olmadığı dahi filozof, en çok Nietzsche ve Heidegger’in fikirlerinden etkilenmiştir. Yaşamı boyunca modernite problemini farklı açılardan ele alarak modern çağı, tahakküm tekniklerinin çoğaldığı bir çağ olduğu fikrini öne sürmüştür.

Foucault’a dair bilinmesi gereken en temel bilgilerin başında, iktidar kavramını ele alışı gelebilir. Öyle ki Foucault’a göre; toplumsal olguların tümü iktidar üzerinden şekillenmiştir. İktidar sadece devlete değil, her şeye nüfus eden bir olgudur ve toplumun her alanına yayılmış durumdadır. En somut varlık gösterdiği yerler ise hastane, hapishane, tımarhane ve okul gibi kurumlardır. Bu kurumlar bireylerin sınıflandırılma, dışlanma, nesneleştirilme, bireyleştirilme, disiplin altına alınma, normalleştirilme mekanizması olma işlevi taşır. Bu yolla bireyi kontrol altında tutar, fakat Foucault  şunu da ekler: “Sadece şunu söylüyorum: bir yerde iktidar ilişkisi ortaya çıkar çıkmaz, orada direniş imkanı da belirir. İktidarın kapanına sıkışıp kalmayız asla: İktidarın üzerimizdeki pençesini belirli koşullarda ve kesin bir stratejiye göre gevşetip değişikliğe uğratabiliriz” (Foucault’dan aktaran Best ve Kellner, 2011: 76).

Foucault modern toplum çıkmazında yapılması gerekenin, tüm iktidarı yıkmak ve bu sebeple tahakküm tekniklerini kırmak gerektiğini söyler. Bunun tek yolu ise ben tekniklerini kurmaktan geçer. Buradan kastettiği ise bireylerin tahakkümle mücadele etmesidir.

Yirmi birinci yüzyılın giderek artan tahakküm araçlarıyla ben tekniklerini kurmak her ne kadar zor olsa da Foucault’un dediği gibi:

“İktidarın olduğu her yerde direniş de vardır.”

Okumak isteyenler için Foucault’un en önemli dört eseri:

  • Deliliğin Tarihi-1961
  • Kelimeler ve Şeyler-1966
  • Hapishanenin Doğuşu-1975
  • Cinselliğin Tarihi-1976

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.