fbpx

Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi / James Joyce

“ Yüreği titredi; soluğu hızlandı ve sanki güneşe doğru uçuyormuşcasına yabanıl bir ruh gezindi organlarında. Yüreği coşkun bir korkuyla titredi ve ruhu uçuyordu. Yeryüzünün ötesinde uçuyordu ruhu ve tanıdığı gövdesi bir solukta arınmış, kesinsizliğinden kurtulmuş, ruhun tözüyle karışarak ışıldamıştı. Bir uçuş coşkunluğu gözlerini ışıl ışıl yaptı ve soluğunu yabanıl ve rüzgârların taşıdığı gövdesini titreşimli yabanıl ışıl ışıl…”

Ayakları yerden kesen o gençlik duygusu… James Joyce’un  kendi gençliğinden izler taşıyan romanı “Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi”nde; bir farklılık ve katılamama hali içerisindeki kahramanımız, Stephen’ın kendini keşfetme anıdır yukarıdaki metinler. Tipik bir bildungsroman kahramanının uyumsuz, doyumsuz ve araştırıcı kişiliğini andıran karakteristik özellikleriyle, içinde bulunduğu yaşamı ve gerçekleri sorgular. Bu sorgulama esnasında zihni; kozmosa, doğaya ve estetik olana yönelen tuhaf bir arayış içerisindedir.

“Ruhu çocukluğunun mezarından mezar giysilerini iterek çıkmıştı. Evet! evet! evet! adını taşıdığı büyük düzenci gibi o da ruhun özgürlüğünden ve gücünden gururla yaratacaktı yaşayan şeyi, yeni ve yükseklerde uçan ve güzel, duyumlanmaz, yok olmaz bir şeyi.”

Önce dindar, ardından milliyetçi ve en sonunda da yazar olmaya karar verir Stephen. Din, ulus ve estetik temalarıyla içsel mücadelesinden sonra, bir nevi bağımsızlığını ilan eder bu metinlerde. Henüz bir sanatçı olarak kimliğini oluşturma aşamasına geçmemiştir. Bir birey olarak bağımsızlığını kazanma mücadelesindedir. Yaşadığı şehir Dublin ve İrlanda’da, papaz boyunduruğu ona istediği gibi yaşama olanağı tanımamaktadır. Özgür düşünceye baskı vardır ve sürgünlük seçeneksiz bir tercih olmuştur. İçsel yolculuğunu dışa aktarma coşkusundadır.

Sinirlice doğruldu taş parçasından çünkü kanındaki alevi söndüremiyordu artık. Yanaklarının yandığını, gırtlağının türkülerle dolup yutkunduğunu duydu. Yeryüzünün en uzak köşelerine doğru yola çıkmak için yanan ayaklarında gezgincilik şehveti vardı. İleri! ileri! diye bağırıyordu sanki yüreği. Denizin üstünde akşam kararacak, ovalara gece basacak, gezgincinin önünde tanyerleri ağarıp yabancı topraklarla tepelerle yüzler gösterecekti ona…”

Yaşama farklı bakış, çevresini herkesten farklı algılayış; farklı davranış ve seçimler… James Joyce’un bir başınalık, sanatçı-yazar kişiliğinin çocuk yaşlarda görülmesi, kitaptaki kahramanın hikâyesini oluşturan en temel özelliklerdir. Ruh bedende pot yapar ve kendine başka başka bedenler yaratmaya çalışır.

“Neredeydi çocukluğu şimdi? Kendi alınyazısından kaçan, yaralarının utancını tek başına düşünen ve çirkinlikle yapmacıktan kurulu evinde dokununca dağ olan, soğuk kefenler ve çelenklere bürünüp kraliçelik süren ruhu neredeydi? Ya da, o neredeydi?”

Bu metinlerden yola çıkarak kitabın bütününe bakacak olursak; bireyin oluşum ve gelişimini çocukluğundan başlayarak anlatır. Stephen Dedalus bebekliği ile ilgili belli belirsiz anılardan yola çıkar. İrlanda’daki katolik eğitim süzgecinden geçişini, bir birey olarak bağımsızlığını kazanma mücadelesi izler ve sonunda bir sanatçı olarak kimliğini oluşturur. Yazarı James Joyce’un gelişimiyle paraleldir roman, ama otobiyografik oluşunu direkt okuyucunun gözüne sokmaktan sakınır. Bireysel ve sanatsal gelişimin özgün bir öyküsüdür, Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi.

“Yaşamak, yanılmak, düşmek, kazanmak, hayattan hayatı yaratmak! … İleri  ve ileri ve ileri ve ileri!”

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.