Schopenhauer -Tartışmak: Doğru için mi kazanmak için mi?

Hayatımız süresince sık sık tartışıyoruz. Peki kaçımız gerçekten tartışıyor, kaçımız
tartışmanın sonucunda ulaşılacak bir doğruyu hedefliyor, kaçımız karşımızdakine salt
saygıyla kalkıyor masadan? Bilmiyoruz ve sürekli bilmeden ( amaçsızca) konuşanları
sevmediğimizi belirtiyoruz. Peki neden?  A. Schopenhauer’da Eristik Diyalektik /Haklı Çıkma Sanatı adlı kitabında ne için ve neden tartıştığımızı irdeleyerek insanın kendi içindeki benin esiri olduğunu vurguluyor.

‘’İstencimizin sapkınlığı şunu ortaya çıkartır: Tartışan kişi genel olarak doğru için değil, sadece kendi önermesi için mücadele eder.’’

Boyuna tartışıyoruz. Tartışalım da ne için, nereye varmak için? En çok da kendimizle tartışırız, çünkü kendimizi yenemeyiz. Çünkü bilinen de, yaşanan da bize hep gösteriyor ki; hep kazanılmalı hep mağlup edilmeli!

‘’İnsan türü kötüdür. Böyle olmasaydı, bizler baştan sona dürüst olsaydık, o zaman her tartışmada sadece gerçeği günışığına çıkarmaya çalışırdık, bunun ilk dile getirdiğimiz düşüncemize mi, yoksa karşımızdakinin görüşüne mi denk düştüğüne aldırmazdık: Bu hiç fark etmezdi ya da en azından tamamıyla ikincil sayılırdı.’’ 

Schopenhauer’un 190 yıl önce yazdığı ‘’Eristik Diyalektik’’ adlı metinde, bilinçsiz insanların
tartışmalarında kazanan taraf olmak için verilen 38 hile vardır. Bu hileler seviyesiz ve kuralsız
her türlü tartışmada ‘kazanmak’ amacıyla hazırlanmıştır. Fakat her tartışma, bireyin kendi
savundukları sonucunda bir galibiyet hissi yaşamak için gerçekleşmemeli. Tartışmalar bize
karşı tarafın fikirleriyle harmanlanan, iki tarafın da yepyeni düşüncelerle sonlandırdığı bir
süreç olmalıdır.

“Hile 28 / Tribünlere Oynama: Tartışma içinde bulunduğumuz muhalifimiz(düşüncemize karşıt olan), tartışılan konu hakkında bizden daha iyi argümana sahip olduğunu fark ettiğimizde, izleyicilere yönelik argümana başvurabiliriz; yani itirazımız aslında geçersizdir, ama bunu ancak bir uzman fark edebilir. Muhalifimiz uzmandır ama dinleyiciler değil. O zaman muhalif, özellikle iddiasına yaptığımız itiraz onu gülünç duruma düşürüyorsa, dinleyicilerin gözünde yenilmiş olur. İnsanlar zaten gülmeye hazırdır ve gülenleri kolayca kendi tarafımıza çekeriz.”

Yukarıda yaptığım alıntıda Schopenhauer, tartışmada sadece kazanan olmak isteyen insanın
başvuracağı hilelerin birinden bahseder. Ancak bu hilenin kullanımı sonucunda; tartışma
anlamını tamamen yitirecektir. Tartışmanın konusu olan problem çözümsüz kalacak ve
gerçeğe ulaşmayacaktır. Çünkü taraflardan biri dürüstlük eksikliği göstermekte ve kötü niyetli
bir pozisyon almaktadır. Bilinçsiz insanın bu tutumunu ise Schopenhauer, ‘’istenç’’ kavramı
ile açıklamaktadır. Kişi tartışma esnasında karşı tarafın gerçeğe ulaştığını bildiği halde
‘’statü’’ için hile yapmıştır. Öyleyse bireysel çıkarları için toplumsal çıkarları feda etmiştir.
Bu tutumunun sonuncunda ise tartışmayı kazanmış görünse de gerçekte kaybetmiş ve
çözümü aranan problem cevapsız kalmıştır.

‘’Her şeye yapılan itiraz, her şeyi engeller ve hiçbir işe yaramaz.’’ -J.S Mill / Düşünce ve Tartışma Özgürlüğü Üzerine (s.9)

‘’Dünya Liderleri’’, mutlak doğruya erişmek bir yana, kutuplaştırmaya sebep olmaktadırlar.
Ne yazıktır ki onların da amaçları budur. Onlar en yetkin pozisyonlardan, en bilimsel ifadeleri
kullanmalarına rağmen, ‘’tartışma’’ yukarıda bahsettiğim gibi onlar için sadece bir düellodan
ibarettir.

(ABD Başkanı Donald Trump’ın, Beyaz Saray’da duvarına astırdığı tablo)

Öyleyse bizim tartışma kavramının önemini bir kez daha hatırlamamız gerekir. İnsan çiçek gibidir ve her çiçek farklı iklimde, farklı coğrafyada, farklı gökyüzüne bakar. Bu farklılıkları birbirleriyle
yüzleştiren ise bazen hafif esen bir rüzgar bazen bir arı olabilir. İşte hafif bir rüzgar ve arı
tam bu noktada gerçek tartışmaya benzetilebilir. Tartışmanın sonucunda ise yeni bir çiçek
doğar. İnsan tazelenmek, farklılaşmak, potansiyelini ortaya çıkarmak ve kendi varoluşunu
daha iyi anlamlandırabilmek için tartışmalıdır. Heyecanı rüzgar gibi değil, bir meltem gibi
olmalıdır. O zaman görülecektir ki; insanoğlu ‘’tartışma arkadaş!’’ yerine ‘’tartış arkadaş!’’
demeye başlayacaktır. Ve hala ‘’kazanmak’’ için tartışanlar varsa, Albert Camus şöyle
demiştir;

‘’Bir insan söyledikleri kadar söylemedikleri ile de insanlaşır.’’

 

Yazan: Şafak Gülpınar

1 Yorum

  1. Avatar

    gergin görünüşlü adam

    02 Haziran 2020 en 15:55

    Tebrik ederim. Gayet yararlı bir yazı olmuş. Elinizin klavye tuşlarına vuran parmak uçlarını öpeyim.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.