”Şehir hayatında, insanların arasında, yalnızız. Evet, yalnızım, yalnızız.” Peyami Safa

“Hayat da böyledir. Çaresizlik ve tehlike anları vardır ki, o zaman çırpınmaya ve haykırmaya gelmez. Batar insan ve boğulur. Marifet o anları geçmektir. Sonrası gittikçe kolaylaşır. Kadere teslim olmak lazımdır o anlarda. Menfi, miskin, aciz bir tevekkül değildir bu. Anlıyor musun? İsyanın tekniğidir. Yani sabırdır. Müspet, enerjik, hedefli, iyimser bir sabır.”

Peyami Safa’nın Yalnızız’ında pek tabii okuyucuya en sıradışı gelen isimlerden biri Samim. Samim karakteri, kuşkusuz yazarın kendi ruhundan üfleyerek yarattığı bir fenomen. Sürekli düşünüyor ve düşündüklerini kendi iç dünyasında yaşamaya uğraşıyor. Tesir ettiği insanlarda da bu algıyı yaratmaya çabalıyor. Samim’in tasavvur ettiği, Simeranya adını verdiği, bir başka ütopik dünya var. Bu dünyada yaşamın her meselesi bir başka şekilde ele alınıyor ve çözüme ulaştırılmaya çalışılıyor. Samim özellikle “şeytan ayrıntıda gizlidir” deyiminin hakkını verircesine analiz yeteneğine sahip ve bu yanıyla da okuru kendine hayran bırakıyor.

“En çok düşündüğümüz kelimeyi en az kullanmaya bizi mecbur eden gururumuzu aldatmak için, sevmek fiiline sözden başka ifade şekilleri ararız. Meselâ dün, o, masadaki yerlerimizi değiştirmemizi istedi. Öteki masada oturan güzel kadının tam karşıma düşmesine tahammül etmediğini hissettirmiştı. Bense, onun bir aralık basının ağrısını geçirmek için aspirin almaya garsonu yollamak mümkün olduğu halde, eczaneye bizzat gidip geldim.”

Evladiyelik bir kitap Yalnızız. Elveda diyen bir evladiyelik. Bu az rastlanır bir hususiyet. Hani sevdiğiniz biri ya da bir şey, haydi bana eyvallah, der de, siz sadece el sallarsınız. O sallayışta kederi ve neşeyi aynı anda duyarsınız. Öyle zil takıp oynamazsınız yahut feryat figan ağlamazsınız. Talihliyseniz, kendi hareketinize ya da ötekinin hareketine değil, doğrudan harekete bakarsınız. Talihliyseniz, her gidişte bir ayrılıktan ziyade bin kurtuluş olduğunu anlarsınız. Talihliyseniz, başkası adına sevinmenin, başkasının sizin adınıza sevinmesinin ne demek olduğunu kavrarsınız. Bütün bu dramatik sahnelerin de gelgeç olduğunu, bitimsiz olanın bambaşka bir şey olduğunu; hem bir nehir kadar umumi, hem de o nehirle teması kadar kişiye hususi olduğunu duyarsınız. Ah, şu harika görelilik kuramı…

İşte. Buyurunuz. Ferhat Bey, Samim Bey, cemiyet bey, ahlâk bey, namus bey, buyurunuz yazıyorum işte:
“İntihar ediyorum. Kendi kendimden nefretimin çerçevelediği ve çirkinleştirdiği bir dünyada yalnızım.”

Yazar, düştüğün yerde debelenme de kalk artık ayağa, diyor Yalnızız’da. Yasını tut ama yasta kalma, sabret ama çakılıp kalma durağanlığa. Gir içine, Simeranya’da gez. Besim ile Batı’dan, Samim ile Doğu’dan bak. İfadeyi aczi idrak et.

İçimizin imârını sanat vesilesiyle yapabileceğimize inanıyorum. Kendi hikayemi didik didik ederken başkalarına da anlatacak hikayeler biriktiriyorum. Bu yüzden 2015 yılından beri Sanat Karavanı ailesinin içerisindeyim. Aynı zamanda hukuk fakültesi mezunuyum. Tanpınar’ın dizeleri ile bitireyim: ”Rahatını bozduk zavallı bir taşın / eşyanın uykusundan uyandırdık / varlığın çarkına takıldı hiç yere.”

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.