Shakespeare ve Marlowe Teorisi

İngiliz şair ve oyun yazarı William Shakespeare eserleriyle olduğu kadar yaşamının bilinmeyen yönleriyle de edebiyat çevrelerinde büyük bir merak uyandırmaktadır. Shakespeare’in yaşamına dair bilinenlerin az olması birçok teoriyi de beraberinde getirmiştir. Bunlardan en kuvvetlisi Christopher Marlowe’un eserlerini Shakespeare adı altında yayınladığı ve aslında Shakespeare diye bir şahsın olmadığı doğrultusundaki teoridir.

William Shakespeare’i anlattığım önceki yazımı okumak için tıklayın

Shakespeare’in yaşamına dair kayıtlarda ulaşabildiklerimize göre şair, bir tek gün bile okula gitmemiş, çocukluğu ve ilk gençlik yılları kasap çıraklığında geçmiştir. Yaşadığı bölgede tek bir kitap bile bulabileceği bir yer yoktur. Böyle bir ortamda yetişen bir insanın şaheser olarak nitelendirilebilecek, 15-20 bin kelime kullanılarak yazılmış eserleri kaleme almış olması ve İngiliz, Fransız, İtalya ve hatta Rus saraylarında geçen olay ve entrikaları en ince detaylarına kadar biliyor olması büyük tartışmalara yol açacak ikilemler oluşturmuştur. Bütün bunlara ek olarak, Shakespeare’in Masonluk ile alakalı pek çok bilgiye sahip olması, tıp, tarih, felsefe ve Fransızca biliyor olması karanlık ve hala aydınlatılamamış noktalardır.

Shakespeare hakkındaki bu bilgi eksiliği ve ikilemler araştırmacı ve edebiyat meraklılarını bu gizemi aydınlatmaya yönelik bir teori arayışına itmiştir. Birçok tarihçi ve araştırmacı, Shakespeare ile ilgili belirsizlikleri onunla aynı çağda yaşamış ve onun gibi oyun yazarlığı yapan Christopher Marlowe’u odak noktasına alarak çözmeye çalışmıştır. Evet, Shakespeare eğitim görmemiş, kitapla dahi karşılaşma olasılığı çok düşük olan, yabancı bir dil ve diğer ülkelerin tarihi ve politikası hakkında fikir yürütmesi şaşırılacak ve okur yazar olduğuna dair tek bir imzası hariç olmak üzere hiçbir el yazması günümüze kadar ulaşmamış olan biridir. Bu nedenle, o dönemde bunu yapmış olabilecek bir kişi arayacak olursak bu şahıs; Christopher Marlowe’dan başkası olamaz. Çünkü Marlowe, iyi eğitim almış ve birçok ülkeyi gezmiş görmüş bir yazardır. Dolayısıyla, yazdığı eserlerin dolu dolu olması, yabancı bir dil bilmesi, diğer ülkelerin tarihini ve politikalarını bilmesi şaşırılacak bir durum değildir.

Ayrıca bu iki yazarın nasıl arkadaş oldukları ve nasıl tanıştıklarına dair en küçük bir bilgi mevcut değildir. Bunu göz önünde bulundurduğumuzda, aynı tarihlerde aynı şehirde yaşayan ve oyun yazarlığı yapan iki yazarın nasıl tanıştıklarına dair herhangi bir referansın olmaması Shakespeare’in Christopher Marlowe olma olasılığını güçlendiren bir diğer olgu olmaktadır. Ayrıca Shakespeare’in yazı tarzının Marlowe’un eserlerine benziyor olması da bu teoriyi güçlendirmektedir.

Shakespeare’in Christopher Marlowe olma olasılığı ne kadar akla yatkın gelse ve birçok araştırmacı tarafından ispatlanmaya çalışılsa da hala bir teoriden ibarettir ve hiçbir bilimsel geçerliliği yoktur. Mina Urgan’ın da dediği bu teori belki de sadece safsatadan ibarettir. Teorinin arkasında şöyle bir gerçek vardır ki; Shakespeare soneleri ve oyunlarıyla tarihin gördüğü en usta şair ve oyun yazarlarından biridir. Bu nedenle, hala onun eserlerini okumak edebiyatın en derinliklerine okuyucuyu çekmektedir. Sonuç olarak, edebiyat sevenler Shakespeare’i bilinmeyenleri ile seviyor ve sevmeye de devam edecek gibi görünüyor.

Bünyamin Özcan

Pamukkale Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu, İngilizce Öğretmeni. Edebiyat seven, fotoğraf çeken, doğa ile içi çe olmayı seven bir Sanat Karavanı yazarı. Amatör olarak tiyatro ve pantomim ile uğraşmışlığı var. Dolayısıyla tiyatro oyunları izleyip, eleştirmeyi sever. Hayatın anlamını kitaplarda aramaya devam ediyor.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.