Tasarım ve Geleceğin Gölgesinde / SuperStudio

Zamanda yolculuk yapan bir mimar olduğunuzu düşünün. Evet evet mimarsınız. Üstelik 20. yüzyılın ikinci yarısında, yani 1960-70 arasında, milattan önce 7. yüzyılda Thales’ten öğrendiğiniz soruları; akıl ve güzelliği birleştirerek tasarımınıza yansıtacağınız bir proje üzerine çalışıyorsunuz. Peki çalıştığınız yer neresi? Tabii ki SuperStudio…

SuperStudio zamanının öncü akımlarından olan radikal mimarlık üzerine yoğunlaşmış bir stüdyoydu. Radikal gruplar olarak sayılan Archigram, Superstudio, Archizoom, Ufo, Utopie, Metabolist grupları; bu tanımın oluşmasında (Radikal Mimarlık) deneyim ve birey üzerine olan yaklaşımların esas alındığı çalışmaları ile dönemin mimarisine katkı sağlamışlardı. İlk kez “Radikal Mimarlık” terimi 1960‘lar ve 1970’lerde tasarlanan farklı biçimler, strüktürler veya bu tasarımların ortaya koyduğu politik görüşler için kullanılmıştır (Branzi, 1972).

Branzi’nin açıklamasına benzer bir ifade ile; 60‘lar ve 70‘lerde biçimsel, ölçeksel, sosyal bazı aşırı yaklaşımların tasarımları şekillendirdiği, herhangi bir problem çözme amacında ve tanımlı bir düzen arayışında olmayıp belirli dinamikler ile etkileşimin sağlandığı bir yaklaşım olarak açıklanabilir. Radikal mimarlık yani İtalyanca “Architettura Radicale” resmi bir hareket olmamakla birlikte Germano Celant‘ın; Superstudio, Archizoom gibi gruplar için söylediği bir isim olarak da anılmaktadır (Stauffer, 2002).

SuperStudio her zaman çalışmalarını; mimarlığı mekan üzerinden tarifleme eğilimiyle gerçekleştirdi. Radikal mimari akımının savunucusu olmanın getirisi üzerine ise mekan olgusunu, mimarlık-birey ilişkisi üzerinden kurdu. SuperStudio aslında, “Mimarlık nedir?” sorusunu açıklayacak nitelikte; çevresel koşullar ve radikal mimarinin getirdiği kavramlar doğrultusunda, tasarım ve sanatın tam ortasına kurulacak mekanları savundu.

SuperStudio’da mekan ve strüktür ile bağlantısının kuvvetli olduğu düşünülen kavramlar; etkileşim, hareketlilik, serbestlik, dönüşebilirlik/değişebilirlik, esneklik gibi kavramlardı. SuperStudio’nun kurucu ortaklarından olan Adolfo Natalini, mimarlık üzerine verdiği derslerde de tıpkı stüdyoda olduğu gibi, etkileşim kavramının üzerinde durdu. Bu kavram, mekan bağlamında daha çok; birey-mekan, yaşam-mekan ve kullanım-mekan gibi etkileşimlerdi. SuperStudio sadece ev, ofis gibi kutu mekanlara bu kavramların ışığında bakmamış; aynı zamanda radikal kent kurguları da yapmıştır.

SuperStudio’nun yaptığı bu radikal kent kurguları gerçekleştirilmemiş oluşu ve gelecekte daha yaşanabilir bir kent önerisi getirmesi anlamında mimariye çok önemli katkılar sağlamıştır. Stüdyonun “Kent ve Yaşam” üzerine yaptığı çalışmalarda; hareketlilik, esneklik, serbestlik ve dönüşebilirlik kavramları biçim, işlev, konum ve ölçek gibi ölçütler bazında ortaya çıkmıştır. Megastrüktür olarak öne çıkan bu radikal kent kurguları; ilk olarak “On İki İdeal Kent Tasarımları” ― “Twelve Cautionary Tales For Christmas” başlığı altında Architectural Desing dergisinde 1971 yılında yayınlanmıştır. Superstudio‘nun yarattığı bu kent kurguları, her biri farklı temaya sahip olacak şekilde oluşturulmuştu. Bunlar dergide yer alan sırasına göre; 2000 Ton Kent (2000 ton City), Geçici Salyangoz Kent (Temporal Cochlea City), Zihinlerin New York‘u (New York of Brains), Uzay Kent (Space City), Yarım Küre Kent (City of Hemisphere), Barnum Jnr. S Muhteşem ve Mükemmel Kent (Barnum Jnr. S magnificent and fabulous City), Sürekli Üretim Taşıyıcı Bant Kenti (Continuous Production Conveyor Belt City), Makine Yerleşim Binası (The Ville Machine Habitee), Konik Teraslı Kent (Conical Terraced City), Düzen Kenti (City of Order), Muhteşem Evlerin Kenti (City of The Splendid Houses), Kitap Kent (City of Book) olarak adlandırılmıştır. “Her bir kent farklı yaklaşımları ile çeşitli yaşamları anlatmaktadır (Superstudio, 1971)” açıklaması da zaten, yaratılan kent kurgularındaki farklı temalara dikkat çeker.

Menking SuperStudio’nun, 1972-73 yıllarında Beş Temel Eylem (The Five Fundamental Acts) başlıklı bir film ile insan yaşamı içinde mimarlığın dönüşüm (metamorfoz) geçirdiği fikrini benimsediğini öne sürmüştü. Yaşam, Eğitim, Tören, Aşk, Ölüm (Life, Education, Ceremony, Love, Death)… SuperStudio’nun yer yüzünden yükseltilmiş bir yaşam önerme anlayışı düşünüldüğünde, tüm bu döngüler öylesine çarpıyor ki gözümüze; ortaya çıkan eserlerde önce bir nefesle yaşamı, bir çizgiyle eğitimi, çizgilerin oluşturduğu referansların birleşimiyle töreni, bu referansların hissettirdiği tutku ise muhteşem estetiği ve ahengiyle aşkı, tasarımın radikal çıkışı ve kesin sonlanışla ölümü…

Frassinelli yorumuyla ise SuperStudio’nun yaratıları; katmansız, yüzeysiz, soyulmuş bir mimarinin yaşamın yerden yükseltilmiş bir strüktür içinde sunulması şeklinde açıklanabilir. Bu yorumun gerçek karşılığı olarak ise SuperStudio’nun yaratılarında yapısal çözüm altında şekillenmiş mekanlar önermek yerine yaşam kurgusunda yer alabilecek farklı mekan hiyerarşileri tanımlandığı gösterilebilir. Bu farklı mekan hiyerarşileri, kullanım amacı tanımlamaksızın mekanlar arasındaki fonksiyona bağlı ayrımı tarihin eski sayfalarında bırakmıştır.

Superstudio‘nun dikkat çeken bir diğer projesi ise Sürekli Yapı’dır. Ele alınan Sürekli Yapı (Continuous Monument) çalışmasında göze çarpan grid, yerküre üzerini birbiri ile bağlantılı olacak biçimde kaplamaktadır. Bu kaplama fikri referansını, paralel ve meridyenlerin sanal çizgilerinin yeryüzünü görünür bir biçimde kesmesinden almaktadır. Bu çalışma doğayı ve yapıları içine hapsedip ikisini birlikte yer yüzüne yansıtan bir perspektife sahiptir.

Sürekli Yapı, öncesinde ortaya konulmuş mimarlık yaklaşımlarını reddetmektedir. Bunlar spontan mimarlık, sensitif mimarlık, mimarsız mimarlık, biyolojik mimarlık ve hayali mimarlık olarak belirlenmiştir (Rudofsky, 1964). Bu bağlamda radikal yaklaşımların dışına çıkılarak Sürekli Yapı projesi çevrenin tek bir yaklaşım altında sürekliliği üzerinden açıklanmaktadır.

Superstudio çalışmaları, ortaya koyduğu mimari ile sadece kent bağlamında kalan çalışmalar olmayıp; yaşamın kendisi olan yer yüzünün, tüm elementlerinin yeni bir katman oluşturabileceği yaratıcılığına ışık tutmuştur.

Şimdi, zamanda yolculuk yapabilen bir mimar olduğunuzu yeniden düşünün. SuperStudio’dan öğrendiklerinizle nereye gideceksiniz? Yaratıcılık serüveninizde yeni rotanız ne?..

Yazan: Betül Akoluk

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.