Yaradılış: Adem

İnsanoğlunun yaratılışının Adem’den geldiği hemen hemen tüm dinlerce kabul edilen bir kanıdır. Adem ile Havva’nın yaratılışı, Adem’le beraber fani hayatın başlaması gibi konular inanı da inanmayanı da tarih boyunca bir şekilde heyecanlandırmıştır. Ben size bugün, her gördüğümde beni tekrar tekrar heyecanlandıran bir eserden bahsedeceğim; The Creation of Adam, yani Adem’in Yaratılışı.

Tarihler 1500’lü yılları gösterirken Rönesans’ın etkisiyle sanatçılarla birlikte halkın da dinden uzaklaşması  sanata, doğaya, eğlenceye ilgiyi arttırır. Yaşananların etkisiyle Papa II. Julius içine kapanır. O dönemin Vatikan’ında önemli toplantılara, yemeklere ve Papa’nın özel işlerine ev sahipliği yapan Sistine Şapeli’nin tavanı gökyüzünü anımsatacak şekilde maviye boyanmış ve üzerinde altın renkli yıldızlar bulunmaktadır. Aslında bu durum toplantılara gelen insanlar için şaşırtıcı nitelikte. Bilindiği üzere kiliselerin duvarlarını süsleyen dini figürler Hristiyanlık için çok önemlidir. Papa’nın evinde bu dini figürlerin olmaması oldukça hayret uyandırıcı olsa gerek. Papa II. Julius’ un içine kapanmasıyla beraber dikkat etmediği bu ayrıntı, toplantılara gelen insanların yadırgamalarına ve Papa’nın fresksiz duvarlarının dilden dile dolaşmasına sebep olur.

Papa II. Julius, arkasından konuşulan söylemleri engellemek amacıyla Sistine Şapeli’nin duvarlarını döneminin en meşhur sanatçılarına emanet etmek ister ve adamlarını bu meşhur sanatçıları Vatikan’a getirmekle görevlendirir. Papa’nın teklifinin gittiği önemli sanatçılardan biri de Michelangelo’dur.  Dinsel  yapıdan uzak bir anlayışa sahip olan Michelangelo için bu teklif pek cezbedici değildir, fakat gelen davet Papa’’dan olunca  “evet” den başka bir yanıt veremez.

Michelangelo, Sistine Şapeli’nin duvarına her bakıldığında insanın içini ürpertecek Adem’in Yaratılışı’nı resmederken Eski Ahit’in Yaradılış bölümünde, Tanrı’nın ilk insan Adem’e hayat üflemesini betimler. Öyle ki freskin sol tarafına baktığımızda Adem’in cansız bedeni, üzerinde oturduğu toprak, arkasındaki yeşillikler, gök… Sanki hepsi Tanrı Adem’e hayat üfledikten sonra Adem’le beraber canlanacakmış gibi soluk duruyor. Sağ tarafta ise Tanrı güçlü, diri bir şekilde melekleriyle beraber tasvir ediliyor.

Tanrı, Adem’e hayat üflemeden önce ona yorgun ve şefkatle bakıyor gibi. Onu kendi suretinden yarattı ve onun ruhuna hayat üflemesine çok az kaldı. Bazı sanat tarihçileri Tanrı’nın kolunun altındaki figürün diğer meleklere göre daha kadınsı hatlara sahip olmasından dolayı Havva olduğunu söyler. Adem’e endişeli ama bir o kadar da heyecanlı bakışını yakaladınız mı? Freskin benim için en can alıcı noktası; Tanrı ile Adem’in parmakları!

Tanrı ile Adem’in parmakları her zaman içimde engellenemeyen bir heyecana sebep olmuştur. Birbirine dokunacakmış kadar yakın, fakat bir daha hiç kavuşamayacakmış kadar da uzak. Fani ve ilahi varlıkların birbirinden sonsuz ayrılışı yine  aynı zamanda Adem’in Tanrı’nın üflediği ruhla birlikte hep Tanrı’yla beraber olacak olması ancak bu kadar ince bir anlayışla resmedilebilirdi. Sanki Tanrı’nın Adem’e minik bir dokunuşuyla birlikte her yer canlanacak, cansız bedene ruh girecek ve bir anda her şey silinecekmiş, fanilik ve ilahilik artık başlayacakmış gibi. Parmaklar birbirine değdikten sonraki içe çekilen derin nefesi sizler de duydunuz mu?

Adem’in Yaratılışı freskindeki mesajlarından biri, yapılışından tam 500 yıl sonra sanat tarihçileri tarafından anlaşılabilmiştir. Michelangelo insan vücuduna, insan vücudunu eksiksiz tasvir etmeye o kadar takıntılı bir sanatçıydı ki kusursuz insan figürleri yaratabilmek için kadavralarla çalışırdı. Michelangelo vermek istediği mesajı tabi ki insan vücudunda hayranlık duyduğu bir organla verecekti; Beyin!

Tanrı’nın ve meleklerin olduğu kısma bakacak olursak sanki hepsi bir beyin lobunun içinde duruyor gibi. Michelangelo, inançlı biri olmamasına karşın isteksizce Papa’nın davetiyle Sistine Şapeli’nin duvarına dini figürler yapmak zorunda kalmıştı. Tanrı ve meleklerini beyin lobu içerisinde tasvir ederek sanki “Tanrı diye bir şey yok, Tanrı sizin zihninizde yarattığınız bir figür ve gücü de yalnızca zihniniz kadar” demek istemiş gibi. Sanıyorum Michelangelo zoraki resmettiği bu freskte Papa’nın evinin duvarlarına böyle bir mesaj gizleyerek ince bir intikam almayı da unutmamış. Çünkü; Gerçek bir sanatçı koşullar ne olursa olsun kendine doğru geleni anlatmanın bir yolunu her zaman bulur.

 

Yazan: Öyküm Kütük

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.