Yusuf Darıyerli

Adım, Yusuf Darıyerli. 28 Ocak 1958 doğumluyum. Şuan İstanbul, Çengelköy’de yaşamaktayım.  Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı Bölümü ve  Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunuyum. Fotoğrafa ilgim lise çağlarında başladı. Ancak çalışma hayatına atılıp kendi fotoğraf makinemi edindikten sonra; 1989 yılından itibaren hevesli bir amatör olarak, daha bilinçli bir şekilde ilgilenmeye başladım. Fotoğraf çekerken; doğrudan fotoğraf tekniğini tercih ediyorum. İcadından günümüze kadar özü değişmeyen şeyi…

Yöneldiğim konuların daha önce ele alınmamış olmasına önem veririm. Kısmen ele alınmışsa da, mevcut çalışmaların gözden geçirilmesi gerektiğine inanırım. Ancak bu, özgün bir üretim ortaya koymak için asla yeterli bir esin kaynağı olamaz. En önemlisi; özgün bir bakış arayışının heyecanlı bir süreç olduğu, yeni karşılaşmalara fırsat vereceği düşüncesi…

Çalışacağım konuları önceden belirlerim. Rastlantısal olanın, tutarlı bir bütün olması beklenemez… Türkiye fotoğraf kitaplığı hâlâ boş… Yapılacak pek çok çalışma var. Ben, fotoğraf çabasının kalıcı bir ürüne, kitaba dönüşmesi için proje kavramının çok önemli olduğunu düşünürüm.

Bugüne kadar iki kitap çalışması gerçekleştirdim; “Panayır” (2008) ve “Yular” (2017).
Bazı ortak çalışmalara da katıldım. Sergilerimden önemli saydıklarım: “Koyu Siyah”, “Panayır”, “Yağlı Güreş”, “Az Kısalt!-İstasyon Berberi Cavit”, “Taşra Fısıltıları”dır…

Yaptığım çalışmalar kadar, sürmekte olan çalışmalar da var;  Taşra Fısıltıları ve Güneybatı Anadolu bölgesinde belli bir yörede, yerel düğünler üzerine bir çalışmam sürüyor.
Tüm bunlar belgesel nitelikte çalışmalar.

Çalışmalarını kendi evimde sürdürmekteyim. Her şey birdenbire olmadı benim için. 80’lerin ikinci yarısında, çalıştığım şirkette, odamın karşı duvarımda tam karşımda orijinal siyah-beyaz bir Ara Güler fotoğrafı asılıydı. ”Zonguldak-Ereğli yolu, 1962” etiketli fotoğrafta; karlı bir yol, sırtı kameraya dönük hırpani kılıklı, gizemli bir yolcu ve baktığı doğrultuda karla kaplı dağlar ufuk çizgisine doğru uzanır… Fotoğrafın hikâyesini ve ardındaki şeyi uzun uzun düşünürdüm. Yolcunun peşi sıra fotoğrafın içine girer, gri renkli manzara içinde kaybolurdum… Bu deneyimden yaklaşık on beş yıl sonra esas işimi tamamen bıraktım; fotoğrafa yöneldim.

Yaptığım işteki itici gücüm; sevgi, “koşulsuz sevgi”yle bakabilmek… İlham aldığım kişiler arasında; William Eugene Smith, Robert Frank, Josef Koudelka ilk aklıma gelenler… Ara Güler’in “Eski İstanbul Anıları” serisinden de, Gültekin Çizgen’in ilk dönem “Renkli Türkiye Fotoğrafları” serisinden de etkilenmişimdir. Yaşıtlarımdan Jason Eskenazi’nin çalışmalarını da ilgiyle izlerim.

Benim için önemeli olan; içimdeki çocuk ölmedikçe, dünyaya merakla, sevgiyle ve bilme çabasıyla bakabilmek. İleriki hedeflerim arasında, yürütmekte olduğum fotoğraf projelerinin kitaplaşması için çalışmak;  fotoğraf üzerine yorumlar yazmak ve fotoğraf okumaları yapmak…

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

1 Comment

  1. Yusuf Darıyerli

    18 Mayıs 2018 at 17:01

    Böyle güzel bir dergide portfolyom ile yer almaktan çok mutlu oldum.
    Başta Sevil Ateş olmak üzere Sanat Karavanı yayınını gerçekleştiren herkese teşekkürlerimi sunarım.

    Yusuf Darıyerli

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Devamını oku:
Grup Sahneye Çıkmayınca 65 Bin Kişi ‘Bohemian Rhapsody’ Söyledi!

Londra'da düzenlenen festivale katılan 65 bin kişi Green Day'in sahneye çıkmasını beklerken hep bir ağızdan 'Bohemian Rhapsody' şarkısını söylemeye başladı....

Kapat