Bir Kadının Hüznünü Resme Sığdırmak–Bakmak ve Görmek Arasında /Ramon Casas

Katalan modernizminin temsilcisi olan Ramon Casas, İspanya’nın çalkantılı dönemlerinde Barselona’nın, Paris’in elitini çizerek;  Madrid ve ötesinde infazlara, isyanlara, sokaklara kadar uzanan kalabalık sahnelerin resimleriyle tanındı.  Henüz 19 yaşındayken çizdiği Picasso portresiyle, sembolik anlatıma verdiği önem ortadaydı. Bu eserde, bir portrenin dışında, arka planda Paris’teki sembolik anıtlar kullanılmıştı.(dikkatli bakıldığında Sacré-Coeur bazilikası görülebilir)

Ramon Casas, ürettiği posterler ve kartpostallarla Katalan sanatını tanıtmaya yardımcı olsa da; benim için Casas’ın önemi, tuvaline sığdırdığı hüzünlü kadınlarda gizlidir. Dar odalara kapanmış, yüzü-bakışları merkezden uzaklaşmış, bekleyen, acı çeken kadınlar… Tıpkı Turgut Uyar’ın dizeleri gibiydiler: “Odalara kapanmak odalarda konuşmak odalarda ölmemek…”

Resimlerde Manet ve Degas gibi sanatçıların etkileri hissedilse de post-empresyonizmden, gerçekçi bir karakterle işaretlenmiş bir stile doğru gidişatı, Casas’ın eserlerini daha da etkileyici kılar. Farklı alanlarda (odalar) resmettiği karakterler, melankolik ve hüzünlü bir atmosferle birleşir. Nitekim bunda fırça darbeleri, giysilerin renklendirilmesi;  figür üzerinde uygulanan ışık ve gölgenin de payı büyüktür.

Kadınların nereye baktıkları, neden baktıklarını bilmek mümkün olamayabilir ancak, onların yüzlerine sinen hüznü görebilmek mümkün. Hele ki bazı portrelerde renklerin,  biçimlerin ve yüzlerin yavaşça karanlık atmosferde kayboluşu, tıpkı bir Barok resmi gibi tüm ağırlığı üzerine alır.  Bilge Karasu’nun Kısmet Büfesi’nde belirttiği gibi : “Bu kadınların karanlığıyız biz…”

“Resme bakan biz, bir büyük bilinmeziz, kocaman görülmeziz, bu kadınların karşısında… Hiç tanımadıkları birinin kendilerine bakabileceğini gerçekten düşünmüşler midir? Seyredebileceklerini, başkasını nasıl görüyorlarsa, başkalarının da kendilerine öyle bakabileceğini hiç geçirmişler midir uslarında?”

Bazı eleştirmenler Casas’ı dönemin elitlerini resmettiğini sıkça dile getirse de, kadınların yaşama alanlarının kısıtlanıldığı, kalabalık alanlarda az rastlanıldığı, payına beklemek ve beş çayları düştüğünü bilmek dahi, resmin atmosferine sinen melankolik havayı açıklamak için yeterlidir.

 

 

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.