Şu an Okuyorsun
Bir Öğretmenin Eğitim Mücadelesi: Özgürlük Yazarları

Bir Öğretmenin Eğitim Mücadelesi: Özgürlük Yazarları

Eğitimin iyileştirici gücüne inanan bir öğretmenden ve onun insanın içinde umutlar yeşerten hikayesinden bahsedeceğim bugün: Özgürlük Yazarları (Freedom Writers).

2007 tarihli Amerikan yapımı gençlik ve drama filmi olan Özgürlük Yazarları, Amerika’da kaynaştırma okulundaki bir sınıfın hikayesini barındırıyor. Bu sınıfı, dışlanmış ve ötelenmiş kılan özelliği ise içerisindeki öğrenciler. Sınıfın içerisinde; daha 14 yaşında olmasına rağmen hayatta kalabilmek uğruna siyahi çetelere katılanlar, sürüden uzakta kalmamak adına Asya kökenli çetelere katılanlar, 14 yıllık ömrünün neredeyse yarısını ıslah evinde geçirenler, ailesinden dayak yiyenler ve daha nicesi var. Anlayacağınız bu hikaye; sırf kökenleri yüzünden yaşam şartlarını aşağılara çekmek zorunda kalan ve bu şartların doğurduğu sonuçlardan dolayı suçlanan, itilen, ötekileştirilen bir sınıf dolusu çocuğun hikayesi.

Filmin hikayesinin başrolü ise Erin Gruwell. Gruwell, mesleğinin ilk yılında olmasına rağmen bir şeyleri değiştirebileceğine olan inancıyla Kaliforniya Long Beach’te bir kaynaştırma lisesinde göreve başlıyor. Eşi, babası ve diğer öğretmen arkadaşlarının olumsuz eleştirilerine aldanmadan yoluna devam eden Gruwell, ufak ya da büyük suçlara karışmış öğrencilerini, içine tıkıldıkları suç ve kan dolu dünyadan çıkarmak, hayatla ve birbirleriyle barışmalarını sağlamak amacıyla uzun süre çaba sarf ediyor.

Yıllardır, yaşamlarının aniden gelen bir kurşunla sebepsiz yere sonlanabileceğini bilen, sanki bu dünyadan çıkmak imkansızmış gibi hisseden çocukları yaptığı bin bir fedakarlıklarla o umutsuzluk çukurundan çıkaran Gruwell, tüm bunları yaparken maalesef kendine destekçi bulamıyor. Birini dışlamak; onu anlamaktan, ona yardımcı olmaktan daha kolaydır çünkü.

Okul yönetimi ve diğer öğretmenler, bu çocuklara ve Gruwell’e o kadar az bir inanca sahip ki neredeyse yoluna aşılması büyük engeller koyuyorlar. Bunun bir örneğini, sınıf içerisinde yaşanan kavgadan sonra Gruwell’in meslektaşıyla olan bir diyaloğunda görebiliyoruz:

-Bugün biraz hareketli geçmiş.
+Evet, aniden oldu.
-Cesaretini yitirme. Birkaç yıl sonra 3. sınıflara girersin. Onlar çok tatlı. O zamana kadar seninkiler gitmiş olur.
+Ne demek istedin?
-Eninde sonunda okulu bırakıyorlar.
+İşimi doğru yaparsam kapıda sıraya girmiş olurlar değil mi?

Ayrıca Bakınız

İlham dolu bu filmin en önemli özelliği ise gerçekten yaşanmış olması. Film, doğal olarak içerisinde kurgular barındırsa da aslında bu gerçek bir hikaye. Film, Bayan Gruwell’in kötülüğe ve umutsuzluğa bulaşmış bir sınıf dolusu çocuğu yeniden hayata, topluma ve dünyaya kazandırmasının öyküsü. Eğitimin iyileştirici gücünü vurgulayan, sevginin aşılmayacak dağları bile un ufak ettiğini kanıtlayan Gruwell, filmin bir yerinde kendisine bu kadar olumsuz şart varken, daha iyi okullarda eğitim verebilecek şansı varken neden burayı tercih ettiği sorulduğunda şöyle diyor:

Bir çocuğu mahkemede savunuyorsan o zaman savaşı kaybetmişsindir! Asıl savaş burada, sınıfta verilmeli!

Gruwell’in bu sözü aslında geriye söylenecek tek bir söz bile bırakmıyor. Savaşı kazanmak toptan, tüfekten değil; kalem kullanmaktan, eğitimden, sevgiden, umuttan geçiyor. Umarım Gruwell’in hikayesi, öğrencileri için çabaları, kaybedilmiş yaşamlar için mücadelesi sizlere de ilham olur.

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Emin Değilim
0
Heyecanlı
0
Hüzünlü
0
Mutlu
0
Şaşırtıcı
0
Yorumları Gör (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published.

© 2011 Sanat Karavanı, Tüm Hakları Saklıdır.

Yukarı Kaydır