Çağdaş Türk Resim Tarihi: Gelişimi, Ressamlar ve Eserleri

Batılı anlamda resim sanatıyla nasıl tanıştık?

Şüphesiz, dünya çapındaki usta ressamların ünlü tablolarına bakmaktan gözümüzü alamıyoruz. Fakat bu sefer gözümüzü biraz Batı’dan alıp kendi tarihimize çeviriyoruz. Çünkü kendimizi anlamadan dünyayı anlayamayacağımız kanaatindeyim.

Geçmişten günümüze resmimizin nasıl geliştiğine ve hangi önemli ressamlarımızın bu gelişimde boy gösterdiğine beraber bakalım. İşte resmimizin çağdaşlaşma serüveni:

1. Batılı Anlamda Resim Sanatının Öncesi

Bir olgunun ya da olayın öncesini bilmeden, meseleyi anlayamayız. Bu yüzden ilk olarak ve oldukça özetle odağımızı Osmanlı Devleti’ne çeviriyoruz.

Bilindiği üzere Osmanlı Devleti zamanında geleneksel resim sanatı minyatür idi. Minyatür; iki boyuttan oluşan, derinlik duygusu olmayan, çoğu zaman önemli olayların resmedildiği küçük boyutlu eserlerin sanatıdır. Levni ve Nakkaş Osman gibi önemli nakkaşların eserleri “Surname” denilen şenlik belgelerinde yer alır. Surname-i Vehbi ve Surname-i Hümayun gibi iki önemli eser tarihe kazandırılır.

Surname-i Vehbi’den İlk Sayfa.

Lale Devri‘yle birlikte gelen çağdaşlaşma hareketleri ise resme de yansır. Osmanlılar, resim yapmaya başlamasalar da Avrupa’dan gelen ressamlar sayesinde gravür ve suluboya resimler ile tam anlamıyla tanışırlar.

19. yy.’da ise Tanzimat Dönemi’yle yerleşen Batılılaşma olgusu resim alanına da etki eder. İlk kez Mühendishane-i Berr-i Hümayun‘da resim dersinin programa girmesiyle, resim kendine yer bulur. Fakat yabancı hocalar tarafından verilen resim eğitimi, daha çok mühendislere teknik açıdan katkı sağlaması içindir. Bu yüzden bildiğimiz anlamda resme geçiş tam anlamıyla yoktur. Ama hikaye başlamıştır.

2. Cumhuriyet Öncesi Batılı Anlamda Türk Resmi

Dönem; Asker Ressamlar Kuşağı, Primitifler (foto-yorumcular), Klasikler, 1914 Kuşağı (Çallı Kuşağı) olarak 4 dönemde incelenir.

Sanay-i Nefise Mektebi hocaları ve öğrencileri.

Tahmin edebileceğiniz gibi Mühendishane’ye giren resim evrimine oradan devam eder. 1829’da Avrupa’ya ilk kez öğrenci gönderimi yapılır ve ilerleyen yıllarda da devam eder. Ferik İbrahim Paşa, Ferik Tevfik Paşa ve Hüsnü Yusuf Bey bu sayede resim öğrenimi görürler. Yağlıboya resim çalışan ilk ressamlarımızdır. Daha çok resim ve perspektife önem verirler. “Asker Ressamlar Kuşağı” olarak anılırlar. Ayrıca bu dönemde Harb Okulu’nun müfredatına resim dersi de eklenmiştir.

Ferik İbrahim Paşa – Haliç

Primitifler” ya da Darüşşafakalılar, ise geçiş sürecinde önemli bir yer tutarlar, öncü bir grup olarak anılırlar. Ortak bir üsluba bağlı çalışan ressamlardır. Ahmet Şekür, Ahmet Ragıp, Salih Molla Aşki, Hoca Ali Rıza, Hüseyin Giritli, Fahri Kaptan vb. isimler peyzaj ve manzara çalışmalarıyla tanınırlar. Hoca Ali Rıza belli bir gruba ait olmasa da bu grupla çalışmaları benzerdir. En keskin özellikleri fotoğraftaki gerçekliği aynen tabloya aktarmalarıdır. Cubert etkisinde kalan ressamların, henüz dönemin Batı sanatını kavrayamadıkları, Fransız peyzaj resimlerinin etkisi altında kaldıkları anlaşılır.

Ahmet Şekür – Bursa’dan Çekirge

Hoca Ali Rıza – Sümbüllü Yalı

Abdülaziz döneminde de faaliyetler devam eder; Şeker Ahmet Paşa, Süleyman Seyyid ve Osman Hamdi Bey, Avrupa’da öğrenimlerini tamamlayıp ülkelerine geri dönerler. “Klasikler” kuşağını oluştururlar. Resimlerinde doğaya bağlılık esastır. Şeker Ahmet Paşa ve Süleyman Seyyid daha çok natürmort çalışmışlardır. Fakat Osman Hamdi kompozisyonları dolayısıyla ayrılır, oryantalist çalışmıştır. Resmin yavaş yavaş yaygınlaşması, ressamların çoğalması artık sergileri gündeme getirmiştir. İlk sergi 1874 yılında Şeker Ahmet Paşa tarafından açılmıştır.

Şeker Ahmet Paşa – Narlar ve Ayvalar

Osman Hamdi Bey – Ab-ı Hayat Çeşmesi, 1904

1883 yılı ise Türk resmi için önemli bir dönüm noktasıdır. Osman Hamdi sayesinde “Sanay-i Nefise Mektebi (bugünkü MSGSÜ)” açılır. Bir anlamda resmin askerlerden sivil ellere geçiş dönemidir. Bu okuldan mezun olanlar Avrupa’da kendilerini geliştirirler, Empresyonizm (İzlenimcilik) akımından etkilenirler ve I. Dünya Savaşı yüzünden geri dönmek zorunda kalırlar. “1914 (Çallı) Kuşağı” olarak anılan bu grupta ünlü simalar boy gösterir. Başta; İbrahim Çallı, Hüseyin Avni Lifij, Hikmet Onat, Namık İsmail, Feyhaman Duran ve Mihri Müşfik çalışmalarını sürdürürler. 1908’de Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’ni kurmuşlardır. Ayrıca mezun oldukları okula öğretmen olmuşlardır. Dönemin ressamları, İzlenimciliği Batı’daki üslubuyla değil kendilerine özgü tekniklerle işlemişlerdir.

Hikmet Onat – Tekneler, 1961

İbrahim Çallı – Atatürk Portresi, 1935

Yine bu dönemde Mihri Müşfik‘in öncülüğünde “İnas Sanay-i Nefise Mektebi” kurulmuştur. Böylece kadınlar da güzel sanatlar eğitimi alabilmiştir. Güzin Duran, Nazlı Ecevit ve FahreInisa Zeid gibi isimler burada öğrenim gören önemli isimlerdir.

3. Cumhuriyet ve Sonrasında Batılı Anlamda Türk Resmi

Dönem; Müstakiller, D Grubu, Yeniler Grubu ve Onlar Grubu olarak yine 4 başlık altında incelenir.

1923’te Cumhuriyetin ilanı ile birlikte resimde yenileşme, aynı hızla devam eder. Yeni Türkiye Cumhuriyeti kurulunca, sanat alanında da bir şeyler yapma gereği duyulur. Bu amaçla, Almanya ve Fransa’ya öğrenciler gönderilir. Bu genç öğrenciler, Çallı Kuşağı’nın öğrencileridir ve Avrupa’dan döndüklerinde 1928’de “Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği“ni kurarlar. Birliğin kurucuları; Refik Epikman, Cevat Dereli, Şeref Akdik, Mahmut Cüda, Nurullah Berk, Elif Naci, Hale Asaf, Ali Avni Çelebi, Zeki Kocamemi, Muhittin Sebati, Ratip Aşir Acudoğlu ve Fahrettin’dir. Bu ressamlar, 1905 yıllarında Avrupa’da ortaya çıkan Ekspresyonizm‘i, 1906’da doğmuş olan Fovizm‘i ve 1908’de kimliğini kabul ettiren Kübizm‘i ülkemize getirirler. Çağdaş resmi ülkemize kazandırsalar da Avrupa akımlarını getirmekte geç kalmışlardır.

Nurullah Berk – Surlar, 1975

Hale Asaf – Otoportre

1933 yılı ise resim tarihimiz için diğer bir dönüm noktasıdır. “D Grubu” kurulur. Grubun kuruluşta başlıca üyeleri; Nurullah Berk, Abidin Dino, Zeki Faik İzer, Elif Naci, Cemal Tollu ve Zühtü Müridoğlu’dur. Grup, Batı’da yaygın sanat akımlarını ve güncel sanat görüşlerini Türkiye’ye aksettirmek için harekete geçer. Canlı ve hareketli bir sanat hayatının doğmasına yol açan D Grubu, sanat problemlerinin yakından anlaşılmasına da katkıda bulunur. Sanatın “entelektüel” bir uğraş olduğu görüşünden yola çıkar. D Grubu ressamları, Çallı Kuşağı’nın rastgele, dağınık renk anlayışına karşı tavır sergileyip; desen, düzen ve kuruluşa önem vererek, daha çok biçimsel bir eğilim ortaya koymuşlardır.

Abidin Dino – Eller

Zeki Faik İzer – Soyut Kompozisyon, 1972

1934 yılında ise Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Turgut Zaim de gruba katılır. Grubun 1944 yılında açılan sergisi oldukça zengindir. Bu sergiye; Bedri Rahmi Eyüboğlu, Cemal Tollu, Eren Eyüpoğlu, Eşref Üren, Elif Naci, Nurullah Berk, Sabri Berkel, Zeki Faik İzer ve Zühtil Müridoğlu gibi bildik isimler de katılmıştır. Altı kişi ile kurulan ve sonunda 14 üyeye yükselen D grubu, 1947 sergisinden sonra dağılır. Dağılmasının nedeni, her sanatçının kendine has üslup arayışlarının başlamasıdır.

Bedri Rahmi Eyüboğlu – Horon, 1957

1940 yılında ise resim sanatının Batı etkisinden kurtulması ve toplum sorunlarına eğilmesi için, “Yeniler Grubu” kurulur. Grubun kurucuları; Nuri İyem, Abidin Dino, Agop Arad, Selim Turan, Avni Arbaş, Haşmet Akal, Turgut Atalay, Mümtaz Yener, Faruk Morel, Nejat Melih Devrim, Yusuf Karaca ve İlhan Arakon’dur. Türk resminde ilk kez Avrupa’da eğitim görmeyen bir sanatçı topluluğu grup kurmuştur. Türk resminin sağlam bir temele dayanmasının ancak halk sınıfını ve halk gerçeğini doğrudan anlamakla mümkün olabileceği vurgulanır. Avrupa sanat akımlarına uzak, toplumcu gerçekçi bir çizgide yerel tavırlı özgün bir resim anlayışından yanadırlar.

Nuri İyem – Üç Güzeller

Nejat Melih Devrim – Memorie de Chartres, 1957

1946 yılında ise Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun on öğrencisi “Onlar Grubu“nu kurar ve bu grup da öncekiler gibi Türk resmine yeni bir perspektif ve renk getirir. Konuları işleyişlerindeki özgünlük ve özgürlük ile sanat ortamına yenilik getiren tek toplu hareket olarak değerlendirilir. Nedim Günsür, Neşet Günal, Mustafa Esirkuş, Leyla Gamsız, Turan Erol, Orhan Peker, Mehmet Pesen, Osman Oral, Fikret Otyam ve Adnan Varınca, resimde Doğu-Batı sentezi üzerine çalışmışlardır.

Fikret Otyam – İsimsiz, 2014

Leyla Gamsız – Oturan Nü’ler

4. 1950 ve Sonrasında Batılı Anlamda Türk Resmi

İkinci Dünya Savaşı’nın sona erdiği, çok partili dönemin başladığı 1950’ler Türkiyesi’nde, resim de birtakım aşamalardan geçmiştir. Dönemin en önemli özelliği soyut resmin ülkemizde yer bulmasıdır.

1950 yılında, Nuri İyem, Ferruh Başağa, Fethi Karakaş ve Beyoğlu’nda kiraladıkları çatı katında verdikleri resim kursuna katılan genç sanatçılar “Tavanarası Ressamları” adıyla bir araya gelirler. Erdoğan Benhasavi, Baha Çalt, Atıfet Hançerlioğlu, Seta Hidiş, Ömer Uluç, Haluk Muradoğlu, Ümit Mildon, Vildan Tatlıgil ve Atıf Yılmaz Batıbeki gibi genç sanatçılar kendilerini soyut sanatların temsilcileri olarak görmüşlerdir. Ülkede akademizme karşı başlatılan savaşın ilk temsilcileri olarak niteledikleri topluluklarını; yeni, soyut ve özgün sanatın savunucuları olarak değerlendirmişlerdir.

Ferruh Başağa – Güvercinler, 2007

Adnan Çoker – Mor Dörtgen II, 1998

1960 ve 1970 yılları arasında Türk resim sanatçıları, figüratif ve non-figüratif çalışanlar olarak ikiye ayrılır. Bazı ressamlar figüratif ağırlıklı resimler çalışırlar, bazıları da tamamen soyut içerikli resimler yaparlar. Zeki Faik İzer, Sabri Berkel, Halil Dikmen, Şemsi Arel, Ercüment Kalmık, Ferruh Başağa, Nuri İyem, Adnan Çoker, Özdemir Altan, Utku Varlık, Cemal Bingöl, Adnan Turani, Lütfi Günay ve Cemil Eren soyut resme ait eserler vermişlerdir.

Utku Varlık – Hiç, 2016

Özdemir Altan – Soy Ağacı Serisinden, 2014

Refik Epikman ve Eşref Üren gibi sanatçılar da lirik soyutlamacı çalışmalar yapmışlardır. Nevhiz Tanyeli, Neş’e Erdok, Mehmet Güleryüz, Oral Enuğur, Aka Gündüz Temur, Cihat Aral, Alaettin Aksoy ve Burhan Uygur ise figüratif resim üzerinde çalışmışlardır.

Nevhiz Tanyeli – Nazım Hikmet Portresi

Neş’e Erdok – Saç Tuvaleti, 1994

Türkiye’de soyut alanında çalışmalar yapan sanatçılar başlıca 4 başlık altında toplanır:

  • Geometrik Soyutlamacılar; Hamit Görele, Salih Urallı, Refik Epikman, Erol Eti, vb.
  • Lirik Soyutlamacılar; Zeki Faik İzer, Abidin Elderoğlu, Ercüment Kalmık, Abidin Dino, Arif Kaptan, Mustafa Esirkuş, Özdemir Altan, Turan Erol, Devrim Erbil, Ömer Uluç, Mustafa Ayaz, Zafer Gençaydın, vb.
  • Geometrik Non-Figüratifler; Cemal Bingöl, Şemsi Arel, Sabri Berkel, Cemil Eren, İsmail Altınok, Halil Akdeniz, Gencay Kasapçıgil, Bekir Sami Çimen, vb.
  • Lirik Non-Figüratifler; Nejat Devrim, Selim Turan, Abidin Elderoğlu, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Ferruh Başağa, Adnan Turani, Fethi Arda, Hasan Kaptan, Muammer Bakır vb.’dir.

Devrim Erbil – Kırmızı İstanbul, 2010

1980‘lerden sonra Batı ülkelerine paralel olarak kavramsal nitelikte resim çalışmaları da Türk resmine girer. Bedri Baykam, Mustafa Ata, Ergin İnan, Zekai Ormancı gibi ressamlar bu tarzda çalışan ressamlardan bazılarıdır.

Mustafa Ata – Figüratif Kompozisyon, 2003

Ergin İnan – Alnına Konan Yeşilin Sırrı İçin Sus

Sonuç

Osmanlı’da II. Mehmet Dönemi’nde yabancı ressamlara yaptırılan portrelerden; şenliklerin, düğünlerin anlatıldığı minyatürlere var olan Türk resim sanatı, zamanla kendi evrimi içinde yoğrulmuştur. Çağdaşlaşma hareketlerinden payını alan resmimiz, her ne kadar asker kökenli olarak başlasa da gelişim süreci içinde sivilleşmiştir. Batı tarzında eserler verilmiş; birebir tuvale aktarılan yağlıboya manzara resimlerinden soyut resimlere kadar uzanan süreçte birçok önemli ressamın katkısı olmuştur. Günümüzde resmimiz yolculuğuna hala devam etmekte ve yeni ressamlara ev sahipliği yapmaktadır.

Kaynaklar

  • Çağlar Erbek, “Çağdaş Türk Resim Sanatı” makalesi.
  • Erol Kılıç, “Çağdaş Türk Resminin Panoraması”, Güzel Sanatlar Enstitüsü Dergisi (Atatürk Üniversitesi), 1995.
  • Seyfi Başkan, “Türk Resminde Modernite İle İlk Temas: 1940-1960”, İdil Sanat ve Dil Dergisi, 2014.
  • Mehmet Ali Genç, “D Grubu Ressamlarının Türk Resim Sanatının Gelişimine Olan Katkıları”, İdil Sanat ve Dil Dergisi, 2012.
  • Resimlerin bir bölümü için: www.beyazart.com/sanatci

-Ayrıca bakabilirsiniz-

Türk Resim Tarihinin Bilinmesi Gereken Önemli Ressamları ve Tabloları

Boyun Eğmeyen Bir Deli Türk: Fikret Mualla Saygı

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.