Dünyayı Bir Tek Utanç Kurtarabilir / Bergman

“Elimden gelenin en iyisini yapmaktan başka ahlaki bir kaygım yok. Korku, kararsızlık ya da fosilleşme, sanat alanında yeteri kadar şeye damgasını vuruyor ya da çarpık teoriler doğuyor.”

Entelektüel burjuvazinin toplumsal konular karşısında apolitik tavrının sorgulandığı: Ahlakı, vicdanı, nefreti, şiddeti ve de utancı bireyler üzerinden yansıtan bir Bergman Filmi, Utanç /Skammen. Tarkovsky’nin Andrey Rublev filminde karşılaştığımız, sanatçının toplumsal sorunlarla yüzleşme miti, Utanç’da da karşımıza çıkar. Savaş karşısında apolitik bir tavır sergileyen Eva ve Jan, düşen bombalara, ölen insanlara rağmen kendi bireysel sorunlarıyla ilgilenmektedirler. Ancak, düşman uçağının yaşadıkları bölgeye düşmesiyle kendilerini savaşın içerisinde bulurlar. Böylelikle, Bela Tarr’ın sinemasına sinen ‘Kendi gerçekliğinden kaçamazsın’ söylemi Bergman’ın Utanç’ına da sinmiş olur.

Zaman geçtikçe savaşın şiddeti artar. Eva ve Jan, isyancı askerlere yardım etmekle suçlanıp sorguya alınırlar. Belki de hayatlarında daha önce hiç maruz kalmadıkları şiddetle karşılaşırlar. Sorgunun başında yer alan eski bir tanıdıkları olan, Albay Jacobi sayesinde serbest bırakılırlar. Bu noktadan sonra, ikili arasında şiddet ve iletişimsizlik ön plana çıkar. Bergman sinemasına sinen iletişimsizlik ve bireyin iç dünyasında kayboluşu, film boyunca birçok sahneye sindirilir. Bergman, bu kısımlarda sevginin iletişim kurmadaki gücünü de tekrar hatırlatır. Sevginin tükendiği yerde insan vicdanını da kaybeder. Naif bir müzisyen olan Jan iki kişiyi öldürür.  Eşine sadakatle bağlı Eva ise, Jan’ı aldatır. Savaşın şiddeti, insanların iç dünyasına inerek onları böler, vicdanlarını köreltir ve onları birer ‘hayvan’a dönüştürür.

“Tanrı değil, sevgi kurtardı bizi. En çok umut bağlayabileceğimiz şey odur.”

Bergman’ın Utanç’ı, toplumsal utancın temsiliyetini taşır. Görsel atmosferin yoğun zıtlıklar aracılığıyla verildiği sahnelerde( ses-sesizlik,karanlık-aydınlık) umutsuz bir hava hakimdir. Eva rolünü oynayan Liv Ulmann’ın yakın plan çekimleri, gözlerindeki çaresizlik ve acı filmin kasvetini daha da artırır. Atılan bombaların gürültüsünün bittiği yerde daima kuş sesleri duyulur. Bu kısımda her şeye rağmen devam eden yaşamın alegorisi hissedilir.

“İnsan yüzü çalışmamızın çıkış noktasıdır. Kamera tümüyle nesnel bir gözlemci gibi yaklaşmalıdır ona. Aktörün en güzel ifade aracı bakışlarıdır.”

Filmin sonunda Eva ve Jean bir grup insanla birlikte tekneyle denize açılır. Denizin ortasında kalmış insanların trajedisi sık sık tekrarlanan karanlık geçişlerin etkisiyle daha da kuvvetlenir. Artık teknede ne yiyecek ne de içecek su kalmıştır. Sessizliğin hâkim olduğu sahnelerde, karanlık geçişler tekrarlandıkça suda yüzen ölü askerlerin bedenleriyle karşılaşırız. Çaresizlik içerisinde birbirine bakan gözlerde umutsuzluk ve beklenen ölüm vardır. Martı ve dalga sesleri içerisinde Eva, Jan’a gördüğü rüyayı anlatır.

“ …Ve sonra yüksek bir duvarın yanına geldim, üstü güllerle kaplanmıştı. Ve sonra bir uçak geldi ve bütün gülleri ateşe verdi. Çok güzel olduğu için o kadar da korkunç değildi. Sudaki yansımalarını seyrettim. Ve güllerin nasıl yandığını gördüm. Ve kollarımda küçük bir kız vardı. Kızımızdı. Bana sıkıca sarıldı ve yanağıma değen dudaklarını hissettim. Ve tüm bu zaman boyunca birinin söylemiş olduğu bir şeyi hatırlamam gerektiğini biliyordum… Ama unutmuştum.”

Vicdan-ahlak-sevgi imgelerinin irdelendiği filmde, bireysel bir yüzleşmedir ‘Utanç’. Savaşların, yıkımların, ölümlerin karşısında umursamaz hale gelen bireye ‘Utanç’ üzerinden yüklenmiştir Bergman.

 “İnsan acıyı hep aklında tutar…”

”Bazen her şey bir rüya gibi geliyor. Benim gördüğüm değil de oynamak zorunda olduğum bir başkasının rüyası. Bizi rüyasında gören kişi uyandığında ve utanç duyduğunda ne olacak peki?”

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

1 Comment

  1. cevdet yüceer

    13 Şubat 2018 at 13:38

    savaş aleyhtarı bir film. yalnızca “utanç” başlığı ile sınırlanmayacak kadar önemli kanımca. yazının başlığı bu olmamalıydı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.