Evrensel Ezgileriyle Genç Müzisyenlerin İlham Kaynağı | Alper Tuzcu

“Zaten insan kendi kültürünün ne olduğunu esas ondan uzaklaşabildiğinde, onu hayatından eksilttiğinde anlıyor.”

Bu sözler İstanbul’da doğup, şu an Boston’da yaşayan genç müzisyen Alper Tuzcu’ya ait.
Onun müzikle olan bağı 12 yaşında başladı. O yaşta besteler yapmaya başlayan sanatçı, 2012 yılında İtalya’daki Umbria Caz Festivali’nden kazandığı bursla ‘Kompozisyon ve Müzik Prodüksiyonu’ öğrenimi görmek üzere, Berklee Müzik Okulu’na gitti. Böylece profesyonel müzik kariyeri başladı. Okul yıllarında Boston’ın yanı sıra İspanya’nın Valencia kentinde yaşadı.
Berklee College of Music’ten mezun olan müzisyen, geçtiğimiz birkaç yıl içinde 3 kıtada ve 10 ülkeden fazla yerde sahneye çıktı. Ayrıca, Grammy ödülleri jürisine seçilen Tuzcu, dünyada bu jüriye seçilen en genç müzisyenlerden biri unvanına da sahip oldu.

Tuzcu’nun, ilk albümü ’Between 12 Waters’ı yapma fikri 2014’te İspanya’ya yerleştiğinde ortaya çıktı, albüm ise 2016 yılında piyasaya çıktı.

“Valencia gibi, Akdeniz kıyısında çok kültürlü bir yerde yaşamaya başlayınca, şehirle aramda sanatsal bir bağ oluştu. Ben de, nasıl buraya kendimden bir şeyler katabilirim? diye sormaya başladım. İstanbul’un bugünü ve geçmişine dair kozmopolit kültürüne sahip çıkma ihtiyacı hissettim. Bu şehrin tarihini, İspanya’nın çok kültürlü yaşamı ile birleştirmek çok da zor olmadı”  diyor.

Sanatçı, ilk albümünü 12 farklı kültürden etkilenerek yaptığını söylüyor. ‘Between 12 Waters’da, Tuzcu’nun dünden bugüne Anadolu’da yankılanan ezgileriyle Rebetiko, Türk halk müziği, Ermeni ve Rum kilise müzikleri gibi türleri harmanladığı bestelerini farklı coğrafyalardan 7 vokalist seslendiriyor.

Benim bu albümde kendime en yakın bulduğum parça ise ‘Into the Waters’ oldu. Elektronik tınılarla Hint ezgilerini birleştiren parça tam bir pazar günü şarkısı sanki! 2017 sonlarında da Lines isimli yeni EP’si, Palma Records tarafından yayınlıyor.

2018 yılının Ekim ayında çıkardığı 3. albümü ‘Aurora’ ile kuzey ışıklarına sesleniyor Alper Tuzcu. Kuzey ışıklarının renkleri anlamına gelen albümün tamamı ABD’de yazılıp kaydedildi. Aurora’da caz gitar tınıları, elektronik müzikle harmanlanıyor. Türk müziğinden ezgiler de sözlerle buluşuyor. Albüm global bir proje olmasına rağmen aynı zamanda yerel bir bakış açısına da sahip. Tuzcu albümleri ile müzikte her zaman farklı renkleri ve bu renklerin birbirleriyle uyumunu savunuyor ve sunuyor gibi.

Tür olarak Bonobo, Avishai Cohen ve Thundercat’in bir karışımı olarak özetlenebilecek Aurora’ya, Danielle Angeloni (ABD), Micaella Cattani (Ekvador), LASYA (Hindistan) ve Kat Kennedy (ABD) gibi vokaller eşlik ediyor.

‘New Life’ parçasında caz armonisiyle, Küba müziği ritmleri ve Anadolu müziğinin melodilerini bir araya getiriyor.

’Candles’ isimli şarkıyı ise Mevlana Rumi’nin şiirlerinden ilham alarak oluştururken, buzuki ve bansuri gibi enstrümanları da elektronik müzik ile bir arada kullanıyor. Bu albümde beni en çok etkileyen parça ise ‘Garden of Forking Paths’ oldu. Alper Tuzcu bu parçası ile, Arjantinli yazar ve şair Jorge Luis Borges’un 1941’de yayımladığı “The Garden of Forking Paths” isimli kısa öykü kitabından ilham almışa benziyor. Orta Doğu ve Latin Amerika tınıları ile elektroniğin birleştiği şarkıda herkesin kendinden birşeyler bulacağına neredeyse eminim.

Ezgileri harmanlayarak etkileyici ve evrensel tınılar elde eden genç sanatçıya, müzik yaşamında başarılar diliyoruz. Müziği hep bizimle olsun!

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.