Şu an Okuyorsun
Fevkalade Döneme Müstesna Bakış: Kulüp

Fevkalade Döneme Müstesna Bakış: Kulüp

Dönem insanı mısınız? Ya da diğer bir deyişle yaşadığınız çağın insanı mısınız?

Netflix’in, Türkiye yapımı son dizisi Kulüp (The Club), gündeme hızlı bir giriş yaptı. Hakan: Muhafız’dan Bir Başkadır’a kadar çeşitli konulardaki orijinal dizilerden sonra Kulüp de seyircisi önüne çıktı. Yaratıcılığını Zeynep Günay Tan‘ın üstlendiği dizinin başrollerinde Gökçe Bahadır, Salih Bademci ve Fırat Tanış gibi isimler yer aldılar.

1950’lerde geçen dizi, bir annenin geçmişi ve yetimhanede büyüyen kızıyla olan çatışmasını ve yüzleşmesini ele alıyor. Dram türündeki diziyi ışıltılı kılan diğer mesele ise Kulüp İstanbul adlı eğlence mekanının açılması.

Bakalım dizi neleri konu alıyor ve karakterleri kimler?:

1. Dizinin Karakterleri ve Konusu

Mathilda, 1950 Türkiye’sinde Yahudi bir ailenin kızıdır. Müslüman Türklerin içinde var olmaya çalışan bu kadın, gençliğinde kendini imkansız bir aşk hikayesinin içinde bulmuştur. Kendini acılarla büyütmüş olan Mathilda, geçmişi ve şimdiki zamanı arasındaki hesaplaşmalarda hayatta kalmaya çalışan güçlü bir kadındır. Aynı zamanda pes etmeyen, inatçı bir annedir.

Selim, müzik yapma hayalleriyle yaşayan oldukça renkli bir karaktere sahip genç bir adamdır. Ama asıl yapmak istediği Doğu-Batı sentezli şarkılar söyleyerek ülkeye yeni bir soluk getirmek, Türk müziğinde erkek bir solist olarak bir çığır açmaktır. Alışılmışın dışında düşünceleri ve tavırları ile Selim Songür olma yolunda ilerleyecektir.

Çelebi, biraz çalarak biraz tırnaklarıyla kazıyarak olduğu konuma gelmiş hırslı bir adamdır. Kulüp İstanbul’un her türlü olayı ve kişisi, Çelebi’nin elinden ve gözünden geçmektedir. Kulüp’ün bir numaralı sorumlusudur bundan dolayı güç sahibidir. Güç, onu hasta ruhlu ve kibirli bir kişiliğe bürümüştür.

Rachel (Asude Kalebek), yetimhanede büyümüş Yahudi genç bir kadındır. Hayatı özgürce ve eğlenerek yaşamayı tercih eden, aşka inanan, anda kalan asi ve inatçı biridir. İstediğini yapma hali ona zaman zaman zarar verse de böyle yaşamayı seven ve de seçen bir karakterdir.

Fıstığı beğenen de ikametgahı Pakize’ye aldırıyor.

İsmet (Barış Arduç), diğer bir adıyla Fıstık İsmet, Pakize adını verdiği taksinin şoförüdür. İlk bakışta ağır başlı, delikanlı bir görüntüsü olan İsmet de Rachel gibi anı yaşamayı seven biridir. Aslında biraz hovarda biraz çapkın, İstanbul’u sonuna kadar yaşayan Müslüman bir gençtir.

Orhan (Metin Akdülger), Kulüp İstanbul’un sahibidir. Risk almayı seven ve kendi piyasasında birinci sırada olmayı hedefleyen bir patron portresi çizer. Çoğunlukla gördüğümüz mafya tipli kulüp sahiplerinin aksine Orhan, bir İstanbul beyefendisi görünümündedir.

Tüm bu karakterlerin bir araya geldiği İstanbul’da, gece hayatı gazino ve kulüplerden geçmektedir. Bir şeylere sahip olmak isteyen insanlar, kendinden üsttekilere boyun eğmek ve de her türlü isteklerini yapmak mecburiyetindedirler. Birtakım fedakarlıkların yapıldığı dönemde Gayrimüslim olmak ise başlı başına bir problemdir. O sıralardaki Kıbrıs Sorunu, Türklerin Rumlara bakış açısını hayli etkilemektedir. Bir nevi ırkçılığın nefes aldığı, sadece Müslüman ve Türklerin ekmek yemesinin istendiği bir ortam hakimdir. Dizide de bu ortamda Mathilda ve Rachel üzerinden yaşanan zorluklar gösterilmektedir. Aynı zamanda erkek bir solist olan Selim üzerinden de sahip olunan kalıpların olumsuz eleştirisi yapılmaktadır. Aslında farklı etnik kökenleri ile sahip olduğu zenginliği değerlendiremeyen bir Türkiye portresi çizilmektedir.

Ayrıca Bakınız

2. Dizinin Eleştirisi

Prodüksiyon anlamında oldukça emek verilmiş olan Kulüp’te, ışıltılı ve nostaljik bir hava hakim. Detaylarla renklendirilen sokaklar, dönemin havasını oldukça hissettiriyor. Klasik arabalar, tramvaylar, henüz baş kısmı tamamlanmamış Galata Kulesi, sokakları kaplayan basit esnaf tabelaları ve neon ışıklı tabelalar (Lüks Sineması, Grand Pera, Foto Güner vb.) dekor için titiz bir çalışma yapıldığını gösteriyor. Müzikler ise muazzam. Sahnelerin duygusunu yansıtan şarkılar seçilmiş. Dizi, imkan sağlandığında ulusal kanallardaki aşk ve dram dizilerinden çok daha ötesini yapabildiğimizi kanıtlar nitelikte.

Senaryosuyla farklı bir hikaye sunan Kulüp’ün olumsuz yönleri de mevcut. Gökçe Bahadır, çok beğendiğim bir oyuncu olmakla birlikte Kulüp’te istenenden bir tık fazla donuk olduğunu düşünüyorum. Derin acılar yaşamış bir kadın rolünde ama hüzünlü bir kadından çok otoriter bir kadın izliyormuşuz izlenimi yarattı bende. Diğer oyunculara baktığımızda; Barış Arduç ise biraz mimiksiz bir oyunculuk sergiliyor. Diğer herkesten bir şeyler geçerken İsmet bende bir iz bırakmadı. Asude Kalebek ise bu kadar usta oyuncu içinde oynamanın biraz kurbanı olmuş. Ama genç yaşına rağmen Rachel’i seyirciye aktarmayı başarıyor. Oyunculuk anlamında en beğendiğim iki isim şüphesiz Salih Bademci ve Fırat Tanış. Selim ve Çelebi’nin her türlü üzüntüsünü, öfkesini ve neşesini sonuna kadar hissediyoruz. Özellikle Salih Bademci, Selim Songür’ü yaşarken aldığı tadı seyirciye de geçiriyor.

Dizinin geneline baktığımızda ise en önemli etken, heyecan yaratmaması olabilir. Bir sonraki bölümde ne olacağını merak ettiriyor ama heyecanı tetiklemiyor. Ana hikayeden kopuk bazı sahnelerin diziye katılması (Orhan’ın annesine verilen elektro şok sahnesi gibi) ise lüzumsuz gözüküyor. Onun yerine Yahudilerin yaşadığı zorluklar daha derin işlenebilirdi diye düşünüyorum.

Peki, izlemeye değer mi? Bence dönem dizisi açısından güzel bir dizi olmuş. Senaryosu da sağlam. Zaten 6 bölümlük kadar kısacık olması hemen bitirmenizi sağlıyor. Eğer 50’ler İstanbul’unu hissetmek isterseniz bir bakın derim.

Dizide kullanılan hissiyatı derin bir şarkıyı ise şöyle bırakıyorum:

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Emin Değilim
0
Heyecanlı
0
Hüzünlü
0
Mutlu
0
Şaşırtıcı
0
Yorumları Gör (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published.

© 2011 Sanat Karavanı, Tüm Hakları Saklıdır.

Yukarı Kaydır