Grafik Tasarımın Tanrıçası: Paula Scher

“Benim işim oyun. Ben tasarlarken oynarım. Yaptığım şeyden ve oyunun tanımından emin olmak için sözlüğe bile baktım. Birincisi, çocuksu bir aktivite veya uğraşta bulunmak. İkincisi ise kumar. Tasarım yaparken her ikisini de yaptığımı fark ettim. Hem bir çocuğum hem de kumar oynuyorum.”

Tipografiye olan tutkusuyla, popüler kültür ve görsel sanatları en etkili şekilde kullanarak; Citibank, Bloomberg, Microsoft, Bausch + Lomb, Coca-Cola, Shake Shack, Perry Ellis, Tiffany & Co. gibi dünyaca ünlü marka ve kurumlarla çalışmış, Amerikan asıllı bir grafik tasarımcı Paula Scher.

Kırk yılı aşkın süredir bu işi yapan başarılı tasarımcı, 1948 Virginia doğumlu. Çocukluğunu Philadelphia ve Washington DC’de geçirerek, Tyler School of Art’ta eğitim aldıktan sonra, 1970’te New York’a yerleşti. Tasarımlarındaki etkileyici tipografi kullanımını ‘’kelimelerle sanat yapmak’’ olarak tanımlayan tasarımcı, bin dokuz yüz yetmişler ve seksenlerin tasarım algısına yeni bir boyut kazandırdı. Daha yirmili yaşlarında genç bir tasarımcıyken, CBS Plak Şirketi’nde sanat yönetmenliği yaparak albüm kapakları tasarladı.

 “Gerçekten Helvetica yazı tipinden nefret ediyordum. Bana göre Helvetica en temiz, en sıkıcı, en faşist ve en baskıcı yazı tipiydi. Bu yüzden Helvetica ile tasarlanmış her tasarımdan nefret ettim. Amacım Helvetica ile tasarlanmamış şeyler tasarlamaktı. Bu oldukça zordu. Çünkü yeni bir şeyler bulmak zorundaydınız.”

1991 yılında, dünyanın en büyük bağımsız tasarım stüdyosu Pentagram’ın New York ofisine ortak olan Paula, 1994 yılında New York Public Theater için çalışmaya başladı. O dönemlerde birçok farklı isimle anılan Public Theater’a, New York’u yansıtacak bir kimlik kazandırmayı amaçladı.

New York Public Theater için yaptığı bu çalışmalar, New York’ta herkes tarafından ilgi görmüş ve dünya çapında taklit edilmeye başlanmıştı. Tipografi unsurlarını görsel sanatların farklı dallarında kullanarak çalışabilen tasarımcı, ilk olarak 2000 yılında birçok farklı mimardan kendileriyle birlikte tiyatroların iç mekânlarını tasarlama teklifi aldı. Niteliksiz olduğunu düşündüğü bir alanda çalışma fikrini, kendisini geliştirecek bir avantaj olarak gördü.

“Benim için oldukça zor bir karardı ve birlikte çalışma fikrini kabul ettim. Grafik tasarımı mimariyle birleştirme sürecine aşık oldum. Çünkü ne yaptığım ile ilgili bir fikrim yoktu. Neden tabelalar yerde olmasın ki dedim. New Yorklular hep ayaklarına bakar. Sonra bu aktörler ve aktrisler aslında repliklerini yerden alır. Bu yüzden bu tür işaret sistemleri ortaya çıktı ve anlam kazanmaya başladı.”

Mimariyle grafik tasarımın birleşimi, onun için devrim niteliğinde bir fikirdi ve oldukça hoşuna gitti. Paula’nın harflerle oynadığı küçük oyunlar, artık binalar üzerinde hayat bulmaya başladı. Onun için bu işlerden en iyisi ise, Newark’taki gösteri sanatları okulunun dış cephelerini canlı hale getirmek için yaptığı tipografik çalışma oldu.

“Benim için en güzeli ise New Jersey oldu. Newark’taki bu gösteri sanatları okulu için, bana 100.000 dolar verdiklerinde ne yapabileceğimi sordular. Bende Photoshop ile bina üzerinde oynadım ve binayı boyayabileceğimizi söyledim. Yaptık da.”

Tasarımlarına ilk önce eskiz çizimleriyle başlayan Paula, bu çizimleri daha çok New York sokaklarında taksi ile dolaşırken yapmaktan hoşlanıyor. Geniş bir müşteri yelpazesine sahip olsa da, genellikle kurum kimliği üzerine çalıştığı müşterilerinin daha çok olduğunu belirtiyor. Bunlardan en önemlisi de CitiBank. 1998 yılında CitiBank, Travelers sigorta şirketiyle birleşti ve bu birleşimi gösteren yeni bir logo istedi.

 

“İlk toplantıda bir peçeteye Citibank için bir logo çizdim. Bir yıl boyunca uzun, yorucu, sıkıcı toplantılara katılarak bu logoyu gözyaşlarıyla satmaya çalıştım. İşin zor tarafı kesinlikle logoyu tasarlamak değil, onu kullanacak milyonlarca insanı ikna etmekti.”

Babasının Amerikan Jeolojik Araştırma Merkezi’nde fotogrametri mühendisi olarak çalışması, Paula’nın el yapımı haritalara olan ilgisini artırdı. Son dönemlerde teknolojinin gelişmesiyle resim malzemelerine dokunmaya olan özleminin artması, onu yeniden haritalarla dolu resimler yapmaya götürdü. İlçeler ve posta kodları, eyaletlerde bulunan nüfus yoğunlukları gibi tabloya dökülmesi mümkün olmayan bilgileri, tipografik şekilde resmetmeye çalıştı. Bryce Wolkowitz Galerisi’nde bu çalışmalarını sergileyen tasarımcı yoğun ilgi gördü.

Her yaptığı çalışmanın sonunda henüz en iyi çalışmasını yapamadığını düşünen yetmiş bir yaşındaki tasarımcı; bu düşüncenin ona güç verdiğini ve motivasyonunu artırdığını ifade ediyor.

“Zorlanabilirsiniz, keşfedebilirsiniz, hakkında bilgisiz olabilirsiniz, kendini beğenmiş olabilirsiniz, başarısız olabilirsiniz ve bir aptal olabilirsiniz. Sonuçta önemli olan, nasıl büyüyerek geliştiğinizdir.”

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.