Kendi Tanrısını Arayanların Grotesk Filmi / El Topo

“İki olmak tek olmaktan iyidir, çünkü biri düşerse diğeri ötekini kaldırır.”

Alejandro Jodorowsky’in sürreal dokunuşlarıyla  mitsel bir atmosfere dönüşen 1970 yapımı  El Topo(köstebek); tanrının, gücün, hırsın, iktidarın ve arayışın grotesk unsurlarla işlendiği bir film. Film, çölde siyahlar içinde at sırtında çıplak oğluyla tanrısını arayan El Topo’nun yolculuğuyla başlar. İlk başlarda klasik western imajıyla ilerleyen film, daha sonra epizotlara ayrılarak kendi içerisinde çeşitli metaforlar yaratır.

“köstebekler devamlı yeri kazarlar güneşe kavuşmak için, fakat güneşe kavuştuklarında kör olurlar.”

El Topo yıkılmış köylerin, kasabaların içerisinden geçer. İnsanlar asılmış, kurşuna dizilmiş ve kutsal yerler dağıtılmıştır. Bu kısımlarda bilinçli bir şekilde şiddet içerikli sahneler ön plandadır. Jodorowsky sinemada ahlaki ve dini yozlaşmayı, iktidarı, ezeni- ezileni ve kapitalizmi grotesk unsurlarla yansıtarak farklı bir tarz benimser, hatta bazı sahneler birer kitsch unsuruna dönüşür. Çoğu sahnenin absürtlüğüne şaşırırken, görüntülerde ifade edilen sembolik mesajlar izleyiciyi ayrı bir sorgulamaya yöneltir.

El Topo bu olayların sorumlusunu arar ve kendisine albay diyen gücü-iktidarı simgeleyen kişiyle karşılaşır. İnançsızlığın ve eril yapının tahakküm sürdüğü bu kısımda El Topo, albayın iktidarının simgesi olan cinsel organını keser, bir nevi onu iğdiş eder ve iktidarını yıkar. Burada El Topo kurtarıcı olarak tasvir edilir. Nitekim kendisine sorulan kimsin sorusuna da tanrıyım diye cevap verir. Bölgeden ayrılırken oğlunu hristiyan rahiplere bırakır ve onunla gelmek isteyen bir kadını da yanına alarak bölgeden uzaklaşır.

“Eğer tek başınaysan kaldıracak kimse yoktur.”

El Topo yanına aldığı kadınla ilerlerken suların aktığı bir yerde durur. Kadın suyu içmek ister, fakat su acı olduğundan dolayı içemez. Bu sahnede Hz. Musa’ya göndermelerin olduğu görülür. El Topo tıpkı Musa gibi bir ağaç dalıyla suya dokunur ve suyu tatlandırır. Kadına acı anlamına gelen, Tevrat’ta da olayın geçtiği yeri simgeleyen Marah adını verir.

“Çünkü acı bir su gibisin.”

Film ilerledikçe dört farklı epizota ayrılır.  El Topo yolunda ilerleyebilmek için dört farklı ustayı yenmek zorundadır.  Farklı yetenekleri olan bu ustalar için dört peygamberin sembolik yansımaları olduğu da söylenir. Aklın ve kalbin iç çekişmesinin yaşandığı sahnelerde, El Topo mucizeler yaratmaya devam eder.  Bazen hırsına yenik düşer, hileye başvurur. Acı çeker, çile çeker, bedeni örselenir yine de tanrıyı aramaktan vazgeçmez.

“Fazla kusursuzluk hatadır.”

Filmin dikkat çeken önemli bölümlerinden biri de mağara alegorisinin işlendiği kısımdır. Dünyadan izole olmuş bu mağarada uzuvları olmayanlar, cücüler, bedeni deforme olmuş, toplumun dışına itilmiş, kişiler bulunmaktadır. Mağaraya yakın bir bölgede ise bir kasaba mevcuttur. Kasabadakiler mağaradakilerin aksine; insanları köleleştiren, zevke düşkün, dini kendi çıkarları doğrultusunda kullanan, insani değerlerini yitirmiş kişilerdir.

“Bu sistem bizden köleler yaratıyor, onursuz ve derinliksiz.”

El Topo burada kurtarıcı İsa yönündedir. Mağaradakileri kurtarma adına her türlü şeyi yapar. Günlerce mağarayı delmek için uğraşır, taşlar taşır. Sonunda mağara delinir ve içerisindeki herkes çılgına dönmüş gibi kasabaya koşar. Bu koşuş yaşamlarının sonu olur. Kasabada ellerinde silahla bekleyen kişiler herkesi öldürür. El Topo gördükleri karşısında kahrolur, inancını yitirir. Sıktıkları kurşun bedenine işlemez, ama o kendisini bir budist rahip gibi yere bırakarak bedenini ateşe verir.

Kendini gerçekçi bir metafizikçi olarak tanımlayan Jodorowsky, çileci ve arınmacı düsturu El Topo ile açığa çıkarmıştır.  Yönetmen bir taraftan ahlaki değerlerini yitirmiş, kapitalist, acımasız insanları bir taraftan da acı çeken, yoksul, ezilen kişileri grotesk unsurlarla El Topo bir araya getirip, postmodern dünyanın yarattığı derin uçuruma gönderme de bulunmuştur.

“Toplumu ayakta tutan dinsel mitlerdir. Mitleri farklı şekilde yorumlayabiliriz, her zaman mümkündür bu. Onları yenileriz ve toplumu tehlikeye atmaz bu. Ancak bu kurucu mitlere saldırırsak, toplum sarsılır çünkü siz temeli tehlikeye atmışsınızdır. Toplumun temelindeki bir şeye saldırırsanız toplum da size saldırır ve sizi ölüme mahkum eder. Oysa kurucu miti alıp yeniden yorumladığınızda toplum değişmeye başlar.”

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.