Şu an Okuyorsun
Pasif Bir Nihilizm Biçimi Olarak Oblomovluk

Pasif Bir Nihilizm Biçimi Olarak Oblomovluk

“Bu dünyaya inanmıyoruz artık-modern bir olgu bu. Başımıza gelen olaylara, aşka ölüme bile inanmıyor; bunların bazılarının bizimle pek bir ilgisi yokmuş gibi yapıyoruz… ” Deleuze

Nietzsche Güç İstencin’de Nihilist kişiyi şu sözcüklerle tanımlar: Dünyanın mevcut halinden olmaması gerektiği yargısına, olması gereken halinden de olmadığı yargısına varan kişidir. Yine Ahlakın Soykütüğü Üstüne’de Nihilizmi bir güçsüzlük hissi olarak belirtip, bu dünyayı olduğu haliyle kabul edememe durumuna dikkat çeker.

Nihilizm’de iki karşıt durum mevcuttur. İlkinde güç istencinin artarak yaşamın olumlanması vardır, ki bu durum aktif nihilizm olarak değerlendirilir. İkincisinde ise tinin gücünün zayıflayarak yaşamın değersizleştirilmesi vardır. İstenci bir hiçlik, imha istencine dönüşür.

Rus yazar Gonçarov’un Oblomov’u, güç istencini yitirip dünayayı olumsuzlaması bakımından pasif bir nihilisttir. Bir Toprak ağasının oğlu olan Oblomov, değişen dünyaya ayak uyduramaz(modern bireyin çıkmazı da burada yatar). Pasif ve kararsızdır. Kendini toplumdan soyutlayıp, hiçleştirir.

“Uzanmak İlya İlyiç için ne hastalarda ya da uykusu gelmiş insanlarda olduğu gibi bir zaruret, ne yorgun bir kimsedeki gibi geçici bir ihtiyaç, ne de uyuşuk bir insandaki gibi zevkti; bu onun tabii hali idi. Evde olduğu zamanlar- evde olmadığı zaman da yok gibiydi- hep uzanırdı: hem de hep aynı odada.“

Kendi dünyasının olumsuzluğunun farkındandır, ancak bu durumu değiştirmek içim hiçbir harekette bulunmaz. Yaptığı tek eylem, düşünmek ve hayal kurmaktır, bunun ötesine geçemez. Siyasetle, savaşlarla, dünyanın değişen düzeni ile ilgisizidir. Bu anlamda ruhunda tamamen kayıtsızlık hakimdir. Var oluşu geçmişinde yer alan aile hayatı ve rüyalarına giren rahat bir yaşam üzerine kuruludur.

“Geleceğe dair düşünceleri, umutları vardı; talihine ve kendine güveniyordu. Bir mesleğe, esaslı bir memuriyete girmeye, mesela bakanlıklarda bir iş bulmaya hazırlanıyordu. Petersburg’a da bu amaçla gelmişti. Niyetleri arasında salon hayatına girmek bile vardı; daha sonraları için de –olgunluk çağına girerken – mutlu bir aile hayatı tasarlıyordu. Fakat günler geçti, yıllar geçti; vücudu irileşti, saçları dökülmeye başladı. Yaş otuza varmış, hala on yıl önce düşündüğü mesleğin eşiğinde duruyordu; hiçbir yönde tek adım atmamıştı.”

Gonçarov’un romanın bir diğer karakteri Ştols ise, yaşamı olumlayan bir karakter olarak aktif nihilizmi temsil eder. Değişen dünyanın farkındadır ve hayatın çıkmazında hep bir çıkış yolu bulur. Bir şeylerin değişebileceğine inanır ve Oblov’un da buna inanması için gayret eder.

“Onun istediği, hayatı basit görmek ve olduğu gibi almaktı. Hayat sorunlarını çöze çöze zorluklarını daha iyi takdir ediyor ve yolun yanlış yerde gittiğini görüp de doğru yolu bulunca  İçinden bununla övünüyor ve mutlu oluyordu. Ştols kimseye tapmıyordu. Ruh ve beden kuvvetlerini kendine saklıyordu; tedbirli bir gurur içinde kalıyordu.”

Aşkı bile bir uğraş olarak gören Oblomov, sevdiği kadın uğruna dahi bir adım atmaz. Bir şeylerle ilgilenirmiş gibi görünür, ancak kısa süre sonra kendini bırakır. Hep bir pes ediş, umudunu yitirme vardır.

Ayrıca Bakınız

“İlya İlyiç hiçbir zaman güzel kadınların esiri ya da hayranı olmamıştı. Bunun nedeni de, daha çok, böyle bir bağlanmanın doğuracağı zahmetler, külfetlerdi”

Oblomov’un yaşama dair kayıtsızlığı, hiçbir şey yapmaması ve kendini hiçsizleştirmesi  onu ölüme götürür. Oblomov pasif bir karakter olarak can sıkıcı gibi görünse de kapitalist düzenin, insan ilişkilerindeki çıkarın farkındadır. Nitekim bu dünyada, böylesi ilişkiler ağında kendisini soyutlayarak varoluşsal bir tavır sergilediği bile söylenebilir.

Peki, sence güzel hayat nedir? Niçin oblomovluk olmasın? Sanki herkes bu benim hayalimdeki hayat için uğraşmıyor mu? Sizin bütün koşuşmalarınız, tutkularınız, ticaretleriniz, siyasetleriniz, hep sonunda rahata ermek için, kaybolmuş bir cenneti bulmak için değil mi?

 “Düşünmek için, kalpsiz mi olmak gerekir sanıyorsunuz. Hayır, düşünmeyi besleyen sevgidir. Düşen insana el uzatın, mahvolan bir insanla alay etmeyin, onun haline ağlayın. Sevin onu! Onda kendinizi görün ve ona kendinizmiş gibi bakın.”

 

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Emin Değilim
0
Heyecanlı
0
Hüzünlü
0
Mutlu
0
Şaşırtıcı
0
Yorumları Gör (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published.

© 2011 Sanat Karavanı, Tüm Hakları Saklıdır.

Yukarı Kaydır