Tam 70 Yıl Oldu Yılan Hala Ölmedi! Yaşar Kemal – Yılanı Öldürseler

“Kadınları çocuklara öldürtüyorlar. Bunların hiçbiri mezarında rahat yatmayacak.”

1950’li yıllarda yazdığını biliyoruz Yaşar Kemal’in bu cümleleri. Ne kadarda anımsatıyor bugünleri, koskoca puntolarla yazılan görüp, okuduğumuz cinayetleri. İsimler, yaşlar, boylar, kilolar, şehirler ve suç aletleri değişiyor ama medeniyet konusunda değişen hiç bir şey yok gibi…

” Sarmışlardı, kuşatmışlardı dört bir yandan. Bir türlü, ne yapsa, nereye gitse bu kuşatmadan kurtulamıyordu. Başını taştan taşa vuruyor kuşatıldığı yerden, onu saran demir halkanın içinden bir türlü çıkamıyordu. ”

Yaşar Kemal, halkın ve proletaryanın gözlerinin içine bakıyordu. Sistemin taşları altında ezilen ayakların, acılarını birbirlerinden çıkarmamaları için anlatıyordu. Sizi kandırıyorlar ve sizde kanıyorsunuz diyerek, yaptıklarını suratlarına vuruyordu. Bunu yaparken de, bozuk düzenin kolayca kandırabileceği kadar temiz yürekli olduklarını onlara anlatıyor, hep beraber yelkenin yönünü değiştirip, beraber gitmek istiyordu. Yaşar Kemal gitti fakat biz hala olduğumuz yerde 70 yıl öncesindeyiz…

“Bir adamın kıymeti parayla ölçülür mü, bir adamın değeri dünya malıyla ölçülmez, ölçülmez ama gözü kör olsun biz adam öldürmeyi zanaat edinmişiz, ne yazık…”

Yılanı Öldürseler romanı, ataerkil toplumun himayesine girmiş kadın zihniyetini ortaya koymuştur. Romanda, bu zihniyeti temsil eden rol büyükannedir. Nitekim, ”Yılan” metafor olarak kullanılmıştır ve bu yılanın(büyükannenin)  6-7 yaşlarındaki bir çocuktan nasıl anne katili yarattığını ve bir annenin nasıl kurban olduğunu bizlere sorgulatır.

Yaşar Kemal kadın, erkek ayırt etmeden toplumda yozlaşan her parçaya dokunmaya, onu dürtüklemeye, kendine getirmeye çalışır. Cehaletin dili, dini, cinsiyeti, vücut rengi olmadığını, karakterlerin biyolojik farklılıklarından anlayabiliriz. Bu cehaleti tanımlamak istersek de; dinlerin, gelenek ve göreneklerin yani kutsiyet arz eden ve bu uğurda yapılan şeylerin meşrulaştırılmasına  ve sistem haline getirilmesine denebilir. Tıpkı günümüzde olan ”linç kültürü” gibi. Yaşar Kemal, Yılanı Öldürseler romanında bu sistemi, sistemin işlediği zihniyeti anlatır. Geçmişte çıkan ama hala geçmişte yaşandığı gibi yaşanan töre olaylarını gözler önüne serer.

“Bir, benim kitaplarımı okuyan katil olmasın, savaş düşmanı olsun. İki, insanın insanı sömürmesine karşı çıksın. Kimse kimseyi aşağılayamasın. Kimse kimseyi asimile edemesin. İnsanları asimile etmeye can atan devletlere, hükümetlere olanak verilmesin.” (Yaşar Kemal ,İnsanı, Toplumu, Dünyayı Kucaklamak)

İşin özü, Yaşar Kemal bizlere bir rüya yaşatmak istedi. Koca mercekleri belki de bunun için vardı, daha iyi izlemek, daha iyi yazmak ve daha çok düşlemek uğruna. Sadece usa inanan ve sevmeyi bilmeyenler inanmadı buna,  çünkü sevmek vardı işin içinde. Bu iş gerçeğin acımasızlığını görmekle beraber, samimiyetle sevmeyi de istiyordu. Problemi tanımlamak çözdüğümüz anlamına gelmezdi.

 

Yazan: Şafak Gülpınar

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.