Yalanların Bedeli Nedir? / Chernobyl

“Yalanların bedeli nedir? Doğru olduklarını zannetmemiz değildir. Asıl tehlike şudur ki yeterince yalan dinlediğimizde, artık doğruyu tanıyamaz hale geliriz. Böyle bir durumda ne yapabiliriz ki? Gerçeği bile umut etmeyi bırakıp hikayelerle yetinmekten başka geriye ne kalır?” Valery Legasov

2019 yapımı, yaratıcılığını Craig Mazin‘in üstlendiği beş bölümlük Chernobyl (Çernobil), Sovyet Rusya’nın Pripyat şehrinde, Çernobil Nükleer Santrali’nin 4 numaralı reaktöründe yaşanan nükleer patlamayı konu alıyor. Çekimleri, kostümleri ve malzemeleri ile dönemi çok iyi yansıtan dizinin baş rollerinde Jared Harris ve Stellan Skarsgård muhteşem oyunculukları ile yer alıyorlar.

26 Nisan 1986 günü saat 01:23:45’te yaşanan Çernobil Faciası, Rusya ile sınırlı kalmayıp dolaylı olarak on binlerce insanın hayatına etki ediyor. Bugün hatta ilerleyen senelerde bile etkilerinin devam edeceği düşünülen kazanın baş rollerindeki kişiler, mini bir dizi ile seyirciye aktarılıyor.

Dizi, hikayenin baş rolü olan bilim insanı Valery Legasov‘un intihar etmeden önce kayda aldığı açıklamaları ile başlıyor. Bu sahneden sonra Çernobil’e geçiş yapılıyor. Olay günü kontrol odasında, sorumlu mühendisler, büyük bir patlama ile sarsılıyorlar. İlk başta sadece tankın patladığını düşünen çalışanlar ve müdahale ekipleri, ona göre hareket ediyorlar. Burada, ne ile savaştıklarını bilmeyen itfaiye erleri ve sokağa çıkan insanlar görünüyor. Fakat sonradan bu kişiler, kendilerini hastanedeki cehennemde buluyorlar.

Tam bir kaosun hakim olduğu bölgede, makinelerin değerini ölçemediği radyasyon, sadece insan bedenine değil; ağaçlara, hayvanlara, ekinlere birer mermi gibi saplanıyor. Bundan sonra kimsenin ve şehrin hayatı eskisi gibi olmuyor. Hastanede bırakılan itfaiye erlerinin kıyafetlerinden yerdeki taşa kadar her şey radyoaktif nesneye dönüşüyor.

Bilim insanı Valery, kazayla ilgili yapılan önemli bir toplantıda yer alarak eline gelen bilgiler ışığında cesur bir davranış sergileyerek çekirdeğin patlamış olduğunu bildiriyor. Başkan Mikhail Gorbachev, Valery ve yetkili Boris Shcherbina‘yı olay yerine gönderiyor. Çernobil’in 400 km ötesindeki bilim insanı Ulara Khomyuk ise enstitüdeki cihaz sayesinde bölgeye gelen tozların radyasyon içerdiğini anlayarak hemen harekete geçiyor. Dizi bir yandan da itfaiye eri Vasily Ignatenko ve eşi Lyudmilla‘nın üzerinden kazazedelerin hikayesini de aktarıyor.

“Çocukların annelerini korumaları için ölmeleri gereken bir ülkede yaşıyoruz.” Khomyuk

Bu aşamadan sonra kazanın yarattığı hasarın onarılması ve bölge için alınan olağanüstü önlemler işleniyor. Valery’nin zekası, Shcherbina’nın kriz yönetimi ve Khomyuk’un dedektifliği aktarılıyor. Çalışmalar boyunca helikopterler, madenciler, askerler ve ay araçları devreye giriyorlar. 600.000 kişinin hummalı ve fedakarlık gerektiren çalışması tüm detaylarıyla işleniyor. 50 °C sıcaklıkta yerin altında çalışan madenciler, su tanklarını boşaltan 3 cesur gönüllü, bölgedeki hayvanları öldürmekle görevlendirilen askerler, 90 saniyede bir değişimle graniti radyasyonlu çatıdan temizleyen “biyorobotlar”…

Dizinin amacının yıkımın ne boyutta olduğunu en somut bir şekilde seyirciye aktarmak olduğunu anlıyoruz. Belki saatler belki yıllar içinde öleceğini bilen insanlar yine de ellerini taşın altına koyuyorlar. Ekinlerin tarladan kazındığını, hayvanların tek tek vurularak betonlara gömüldüğünü seyrediyoruz. Çünkü bölgedeki canlı cansız her şey, bakın, her şey yüksek miktarda (15.000 röntgen) radyasyon içeriyor.

Radyasyon kurşunları, doğrudan ve dolaylı olarak binlerce canlının hücrelerine giriyor. Tüm masumiyetiyle vurulan köpeklerin ve onları vuranların yaşadığı acıyı seyrediyoruz. Daha önce eline hiç silah almamış bir gencin, yaptığı bu işe katlanmasındaki zorluğu ve hüznü hissediyoruz. Pavel, tek çare olarak alışmaya çalışıyor ve vicdanını baskılıyor.

Tüm bu yaşananların içinde bir de siyasilerin, KGB aracılığıyla “dünya bunu duymasın” savaşlarını izliyoruz. İşte Valery’nin asıl imtihanı burada başlıyor. Hükümet kazayı tamamen, santralden sorumlu Viktor Bryukhanov, Nikolai Fomin ve baş mühendis Anatoly Dyatlov‘a yıkarak devletin itibarını korumak istiyor. Keza, bu üç adam gerçekten de suçlu ama tek suç onların mı?

“Senden daha cesur ruhlar tanıyorum Khomyuk. Ellerine şans geçip hiçbir şey yapmayan. Çünkü kendi hayatın ve sevdiklerinin hayatı söz konusu olduğunda ahlaki görüşün anlamını yitiriyor. Seni terk ediyor. O andan sonra tek istediğin vurulmamak oluyor.” Shcherbina

Valery, tanıklık yaptığı mahkemede bir yüksek güçlü kanal tipi reaktörün (RBMK) nasıl çalıştığını ve neden böyle bir kazanın yaşandığını anlattığında; insan hayatının 3-5 boron çubuğundan daha önemsiz olduğunu anlıyoruz. Maalesef ki yalanların bedeli; Sovyet RusyaUkrayna, Belarus, Almanya, Türkiye ve daha nicelerinin canlarıyla ödeniyor. İzlerken bakmaya cesaret edemediğimiz o yanık bedenlerin gerçek kişiler olduğunu düşününce hissettiğimiz o rahatsızlık ise insanlık için umut vadediyor.

Diğer yandan, bu faciada, devletten çok daha büyük sorumluluk almış, can ve mal kaybını en aza indirgemiş bir bilim insanının doğruları söylerken hayattan silindiğini görüyoruz. Üstelik Valery’nin bu açıdan dünya tarihinde yalnız olmadığını çok net söyleyebiliriz. Gerçekten de iyiliğin cezasız kalmadığını görüyoruz.

Dizi boyunca sorgulamamızın istendiği mesele, neyi ne kadar doğru yaptığımız aslında. Önemli olan, dönülmez hatalar yaptıktan sonra önlem almak yani koruyucu kalkan koymak değil, hatalar olmadan önce o kalkanı yerleştirebilmek. Devletlerin ve bireylerin ihmalkarlığının sonucunun, gelecek nesle ve doğaya yansıması kaçınılmaz bir gerçek oluveriyor. Bir Michael Jackson şarkısının da dediği gibi “All I want to say is that they don’t really care about us”.

Şimdi, bir salgınla boğuşurken “bir şey olmaz” demeyiniz. O insanlar da bir şey olmaz dediler, birbirlerine dokundular, aldıkları hasarların boyutu hala tartışılıyor. Sadece ülkemizin değil dünya devlerinin aldıkları kararlara bakınız, sorgulayınız. Rehavete kapılmanın, maskesiz dışarı çıkmanın, sosyal mesafeyi korumamanın, yasaklara uymamanın, getireceği sonuçları düşününüz. Normalleşmenin başlayacağı şu süreçte, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını kavrayınız.

“Gerçek rahatsız ettiğinde yalan üstüne yalan söyleriz ta ki yalanın orada olduğunu hatırlayamayıncaya kadar. Fakat hala oradadır. Söylediğimiz her yalanla, gerçeğe borçlanırız. Er ya da geç, o borç ödenir.” Valery Legasov

Çok konuştum. Dizideki karakterlerin gerçek akıbetinden bahsedip bitiriyorum:

– Khomyuk, bu felakette gerçeği savunan bilim insanlarını temsilen kurgusal bir karakter olarak yer alıyor.

– Kazadan sorumlu üç kişi de 10 yıl hapis cezasına çarptırılıyor (sonradan hiçbiri cezasını tam çekmiyor).

– Dyatlov, 1995’te radyasyona bağlı hastalıktan vefat ediyor.

– Valery, içinde taşıdığı ağır yüke dayanamayarak kazanın 2. yıl dönümünde intihar ediyor.

– Shcherbina, başka bir krizde daha görev aldıktan sonra 1990’da vefat ediyor.

– Olay anındaki gece amiri Alexander Akimov, mühendis Leonid Toptunov ve itfaiye eri Ignatenko olaydan 2 hafta sonra vefat ediyor. Ignatenko’nun eşi çok zor da olsa hayatına devam ediyor.

Dizide, Ilya Repin’in o muhteşem “Oğlunu Öldürmek” tablosu da gösteriliyor, şöyle bakabilirsiniz:

Valery Legasov’un gerçek ses kayıtları için:

Dizide özellikle Dyatlov, sorumsuz, rahat ve katı bir adam olarak aktarılıyor. 32. Gün programındaki bu hali bana pek öyle gelmedi (el hareketlerine dikkat ediniz), bakınız:

Etkileyici bir sahne ve fragman:

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.