Yoksulluğu Dramatize Etmeden Vermek Fotoğrafçının Asli Görevidir / Helen Levitt

20.yüzyılın ünlü belgesel fotoğrafçılarından biri olan Helen Levitt; New York’un sokaklarındaki lirizmi, gizemi ve sessiz dramayı aşan anları yansıtmasıyla uzun yıllar etkileyici fotoğraflar üretti. Fotoğrafçılık hayatına 1931 yılında başlayan Levitt,  Henri Cartier-Bresson’dan ilham alarak özellikle sokaklara yöneldi.

 “ Çalışan sınıfın fotoğraflarını çekmeye karar vermiştim, sonra Cartier Bresson’un resimlerini gördüm ve fotoğrafın bir sanat olabileceğini fark ettim.”

Helen Levitt’in fotoğrafları bir hikâye anlatmaya ya da bir sosyal teze dökülmeye yönelik değildi; fakir mahallelerde çalışıyordu, çünkü orada farklı etnik yapıda insanlar vardı ve bu durum onun için görsel açıdan bir zenginlikti. New York’un yoksul mahallelerini arşınlarken, görüntülere sinen yapının içerisinde dikkat çeken şey, fotoğrafların hemen hemen her birinin  jestle ilgili olmasıydı.

Helen Levitt’in fotoğraflarında, farklı insan gruplarıyla karşılaşılsa da asıl figürleri çocuklar oluşturur. Levitt’in çalışmalarındaki önemli unsur; her yerde ve her zaman uygulanmakta olan sonsuz rutin hayat eylemlerinin, dramdan uzak, mizahi yapıyla verilişidir.

“Fotoğrafçılıkta teorileri uygulamak yerine, dışarı çık ve deklanşöre bas.”

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Devamını oku:
‘Sınır Tanımayan Palyaçolar’ Mülteci Çocuklarla Bir Araya Geldi!

''Kahkaha en iyi ilaçtır'' sloganıyla yola çıkan Sınır Tanımayan Palyaçolar, Urfa'da savaş mağduru mülteci çocuklarla bir araya geldi. Sınır Tanımayan...

Kapat