Cumhuriyet Tarihinde Bir Kadın Fotoğrafçı / Yıldız Moran

“Küçük heyecanlar sanat olamaz. Büyük heyecan duyulmalı. Bu bir gerçek.”

Cumhuriyet’in ilanından sonra yaşanan en önemli gelişmelerden biri de, kadının sosyal yaşam içerisine dâhil oluşudur. Kadınların yok sayıldığı, hiçleştirildiği, hatta çoğu meslek grubunda yer alamadığı bir dönemin ardından; fotoğraf eğitimi alıp, elinde makinesiyle hem Anadolu’yu hem de yurt dışında pek çok ülkeyi arşınlayan bir kadın Yıldız Moran.

Yıldız Moran

“Konu insandır benim için. Ben onunla iki insan olarak bağımı kurarım. Fotoğrafçı olmam hiçbir zaman ön planda değildir. İkimiz selamlaşırız, konuşur, dertleşiriz. Ben bu arada açımı arar, yerimi bulur, çerçevemi saptarım. Fotoğrafımı çekerim. Başladığım gibi, gene onunla konuşur, vedalaşır öyle ayırılırım.”

Onu önemli kılan en önemli özellik, fotoğraf alanında akademik eğitim alan ilk kadın sanatçı olmasıdır. Üstelik sadece eğitim almakla kalmamış, mesleğini profesyonel anlamda icra edebilmek adına, Olde Vie Tiyatrosu’nun ünlü fotoğraf sanatçısı John Vickers’ın öğrencisi olmuş; Cambridge’de ilk kişisel sergisini açmış ve İtalya, İspanya, Portekiz gibi ülkelerde çalışmalarına devam etmiştir. Nitekim bu başarılarına rağmen kadına yüklenen bakış açısı değişmiyordu. Tıpkı çoğu kadın yazarın erkeklerin gölgesinde tanıtılması gibi o da Özdemir Asaf’ın eşi olarak ön plana çıkarılıyordu. Tıpkı Milena’ya, Tomris’e ve pek çoklarına yaptıkları gibi sadece bir yazarın eşiydi o!

“Beni fotoğrafçılığa iten başarısızlığımdı. Kolejde 8. sınıfta hiç beklemeksizin sınıfta kalınca oldu. Nazım’ın eşi Münevver Hanım geliyordu dersime. Çok iyi bir hoca idi ama Moda’da oturduğumdan yola dayanamayıp hiç derse girmedim. Kalmak büyük şok oldu. Dayım Mazhar Şevket İpşiroğlu, ‘Niçin fotoğraf yapmıyorsun’ dedi. Resme olan ilgimi biliyordu. Kendi olanaklarımla İngiltere’ye gittim, öğrenci oldum. O zaman İngiliz Ataşesi bile İngiltere’de fotoğraf okulu olduğunu bilmiyordu. Dekorasyon çalışan bir arkadaşımın okuluna yazarak ve apar topar beş gün içinde gittim, ucu ucuna yani…”

Sanatçının açtığı sergiler yurtdışında büyük bir ilgi görse de kendi ülkesinde gereken değeri görmedi. Öyle ki hiçbir eseri satılmadı. Bir süre sonra maddi sıkıntılardan dolayı stüdyo çekimlerine başladı. Portre fotoğrafçılığında da ustalığını gösteren Moran;  Yusuf Akçura, Muhsin Ertuğrul, Adalet Cimcoz, Peyami Sefa gibi değerli birçok sanatçının portrelerini fotoğrafladı.  Yılbaşı kartları hazırlayıp sattı.  Kartpostal basımı için gittiği bir matbaada ileride eşi olacak Özdemir Asaf ile tanıştı.

“Yaşamımı sürdürebilmek için para kazanmam gerekliydi. Yılbaşı kartları yapıp satmak, para kazanmamı sağlayabilir diye düşündüm. Anlaştığım matbaa çok kötü basmıştı kartlarımı. Tam umutsuzluğa düşmüşken, bir arkadaşım Özdemir Asaf’ı önerdi. ‘Hem şairdir, hem de titiz ve güzel baskılar yapar’ dedi.

Peyami Safa

“İş konuşmak için Özdemir Asaf’ın matbaasına gittim. Tarihini de verebilirim tanışmamızın; 4 Kasım 1954, saat 11.00. kelimelerle dile getirmek zor. Duygulu, kibar, hiç görülmemiş ve bir daha göremeyeceğim bir insandı Özdemir Asaf. Pırıl pırıl bir zeka, renkli, yepyeni, bambaşka bir dünyaydı o. Olağanüstü bir insandı kısacası…”

Özdemir Asaf

Kadınların yaşadığı sıkıntıların farkında olan sanatçı, belki de erkeklerin dahi cesaret edemediği kasabaları, köyleri gezerek onların ezilmişliklerini fotoğraflarına yansıttı.  Işığı kullanmadaki ustalığı ve yarattığı derin kontrast ile şiirsel bir dil yarattı. Oldukça etkileyici fotoğraflar üreten Yıldız Moran’ın fotoğrafları, belli bir döneme tanıklık ettiği için bir fotoğrafın ötesinde belgesel niteliği taşır.

“Fotoğrafın bir başka yönü daha var: sübjektif yönü. Gazete röportajı ile şairi ayıran yön. Kalemi nasıl birçok şey için kullanabilirseniz, makineyi de öyle. Şair hangi vezinle, hangi kalıpla şiir yazmayı seçip, içeriği dolduracaksa, fotoğrafçı da kendine en uygun fotoğraf makinesini bulmakla yükümlüdür. Her iki dalda da sonuçta şiirsellik, estetik yoksa başarısızdır. Konuya saygılı yaklaşım büyük önem taşır. Fotoğraf makinesi objektif bir algılayış biçimi olarak bellendiğinden her fotoğrafın objektif bir görüntü olduğu kanısı yaygındır. Oysa fotoğraf çekileceği açıdan, çekileceği andan, çekenin görüş açısından kaynaklanan nedenle çok da çarpıtılabilir. O zaman çok tehlikeli bir silahtır.”

“24 saat düşünülen, yaşanılan, ikinci plana atılamayacak bir konudur fotoğrafçılık. İnsana, yaşama özgün, bir aşamanın bir yerini kavramsal olarak dolu, yoğun, ağırlıklı olarak verebilen kişidir fotoğrafçı.”

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Devamını oku:
Bob Marley’in 40 Yıllık Kayıp Konser Kayıtları Bulundu!

Reggae müziğin kralı olarak bilinen unutulmaz sanatçı Bob Marley'in 40 yıldır kayıp olan konser kayıtları bulundu. Bob Marley and The...

Kapat