Bir Notaya Binlerce Anlam Yükleyen Dahi: Vangelis

Anadolu’nun eşsiz hazinelerini barındıran, kalbimin sahibi olan topraklarda Ege’nin incisi İda/ Kaz Dağları’ndayım. İşte tam da orada, Assos Antik Kenti’nin zirvesinden bana göz kırpıyor Zeus’un kızı savaş ve bilgelik tanrıçası Athena. Deniz ve güneşe aşık ben, yine deniz ve güneşe komşu bu tapılası güzellikte Athena Tapınağı’nı gezerken; karşı kıyı Midilli’den Yunan müzik dehası Vangelis’in tınıları eşlik ediyor bana. Ege denizi gibi sonsuzluk hissi veren ve kaybolup gitmeyi düşleten eşsiz melodilerle içinden asla çıkmak istemediğim anlar yaşıyorum.

Beni New Age müzikle tanıştıran Vangelis yani asıl adıyla Evangelos Odysseas 29 Mart 1943’te Yunanistan’ın Volos kentinde dünyaya geldi. 4 yaşında beste yapmaya başlayan ve geleneksel piyano derslerini almayı reddeden Vangelis büyük ölçüde kendi kendini yetiştirdi. Kariyeri boyunca nota yazma ve okuma konusunda kapsamlı bilgisi olmayan Yunan besteci müzik eğitimi yerine Atina Güzel Sanatlar Akademisi’nde resim okumayı tercih etti. Ve aldığı resim eğitiminin hakkını ödüllü pek çok sinema ve tv yapımına besteler yaparak verdiğini görüyoruz. Benim de kendisine hayranlığımın başlamasında sinema sanatına sunduğu katkının payı çok büyüktür. Henüz ortaokuldayken Kristof Kolomb’un Amerika ziyaretinin 500. yılı dolayısı ile çekilen 1992 tarihli 1492: Conquest of Paradise filminde duymuştum Vangelis’in müziğini. Hem filmin konusu hem Vangelis’in o tarihi anı birebir yaşatan tınıları beni müziğin yanı sıra sinema sanatına da yaklaştırdı ve ilerleyen zamanda hayatıma yön verecek eğitimimi bu alanda yapmama vesile oldu diyebilirim.

Zamanının çok ötesinde besteler yapabilen bir besteci olan Vangelis 12 yaşındayken caz müzik ile ilgilenmeye başlar ve daha sonra bu ilgi rock and roll’a doğru kayar. Vangelis, 60’ların başlarında The Forminx adlı bir pop gurubu kurar. Atina’da çalan The Forminx, dokuz hit single ve bir Noel EP’si çıkardıktan sonra 1966 yılında şöhretlerinin zirvesinde dağılır. Yine çok sevdiğim Yunan yönetmen Theo Angelopoulos tarafından o yıllarda çekilen bir filmin grubun dağılması sebebiyle tamamlanamaması ve bu film için yazılan şarkıların gün yüzüne çıkamaması da sinema dünyası için büyük bir kayıptır bence.

68’deki öğrenci olayları sırasında Paris’te bulunan ve Demis Roussos, Loukas Sideras ve Argyris Koulouris’le birlikte Aphrodite’s Child isimli progresif rock grubunu kuran Vangelis başka projelerde de  yer almaya başlar ve  1960’larda Filippos Fylaktos’un My Brother, the Traffic Policeman (1963), Giorgos Konstantinou’nun 5,000 Lies (1966) ve Nikos Koundouros’un To Prosopo tis Medousas (1967) filmlerinin müziklerini yapar. 1970’te Henry Chapier’in Sex-Power filminin müziklerini besteler ve yönetmen ile Salut, Jerusalem (1972) ve Amore (1974) filmlerinde de çalışır.

1972’de 1968 yılındaki öğrenci isyanlarından etkilenerek ilk solo albümü Fais que ton rêve soit plus long que la nuit’i yayınlayan Vangelis’in bu albümündeki sözlerinin bir kısmı gösterilerde duvara yazılan sloganlardan oluşturulur. Vangelis, Fransız film yapımcısı Frederic Rossif’in iki filminin müziğini yaparak solo kariyerine devam eder. 1973 yılında kayıtlarını yaptığı ikinci solo albümü olan Earth’de Bizans müziğinden etkileşimler dikkat çeker.

Londra’ya taşındıktan sonra, Vangelis, RCA Records ile bir anlaşma imzalayan ve kendi stüdyosu olan Nemo Studios’u kuran Vangelis peşi sıra takdir kazanan Heaven and Hell(1975), Spiral (1977) ve Çin (1979) albümlerini kaydeder. Heaven and Hell ünlü astrofizikçi Carl Sagan tarafından hazırlanan PBS televizyon dizisi Cosmos’un tema müziği olarak kullanılır.

Rossif’in yönetmenliğini yaptığı belgesel La Fête sauvage’in müziklerinde Batı müziğini Afrika ritmleriyle sentezler. 1979’da Rossif için yaptığı üçüncü film müziği albümü olan Opéra sauvage yayınlanır. Rossif ve Vangelis’in işbirliği Sauvage et Beau (1984) ve De Nuremburg à Nuremburg (1989)’te de devam eder.

Hem müzik hem de sinema dünyasında hızlı bir tırmanışa geçen Vangelis, 1981 yılında Chariots of Fire’ın müziklerini yaparak beklentilerin üzerinde bir başarı yakalar ve film, En İyi Film Akademi Ödülü dahil altı adet ödül kazanır. Vangelis de En İyi Özgün Müzik dalında Oscar ödülünü kucaklar.

80’lerle birlikte Vangelis’i efsaneleştiren zamanlar da başlamıştır. 1982 yılında yönetmen Ridley Scott’la ortak çalışmalara başlayan Vangelis bu ortaklığın ilk ürünü 1982 tarihli Blade Runner filminin müzikleriyle BAFTA ve Altın Küre adaylıkları kazanır. Blade Runner soundtrack’ınde yer alan Memories of Green parçası bizlere hepimizin insan olduğunu, aynı şeyleri hissettigimizi ve üzerinden zaman geçse bile aynı kalıcı duygularla yoğurulduğumuzu betimler sanki. Benim için Blade Runner’ı unutulmaz kılan ise soundtrack albümde yer alan ama filmde kullanılmayan Rachel’s Song parçasıdır. Scott ile Vangelis, Paramount Pictures tarafından yayınlanan 1992 tarihli 1492: Conquest of Paradise filminde de beraber çalışır. Vangelis’in film müziği 1993 Altın Küre ödüllerinde en iyi özgün film müziği ödüllerine aday gösterilir.

Bir yandan solo albümler yayınlamaya devam eden Vangelis, 2001’de elektronikten çok orkestral bir albüm olan ve aslında 1993’te yazılmış olan Mythodea’yı çıkarır ve bu eser NASA tarafından Mars özel görevleri tema müziği olarak kullanılır. 2004 yılında Oliver Stone’un Alexander isimli filminin soundtrack’ini hazırlayan usta besteci 2007’de ise Yunan yönetmen Yannis Smaragdis’in Giritli ressam El Greco’nun yaşamını konu alan El Greco filminin müziklerini yayınlar. 12 Kasım 2014’te Avrupa Uzay Ajansı’nın Rosetta projesinin bir parçası olarak Philae’nın 67P/Churyumov-Gerasimenko kuyruklu yıldızına inmesi üzerine “Arrival”, “Rosetta’s Waltz”, ve “Philae’s Journey” adlı üç beste yapan Vangelis 2016’da aynı temalı Rosetta albümünü yayınlar.

Dinlerken hangi zamanda ve nerede olduğunuzu unutturan, hayata ilişkin her duygunun canlanmasına neden olan melodileriyle Vangelis müzik, sinema, resim, mitoloji, tarih, bilimkurgu, felsefe vb pek çok disiplini kıyas kabul etmez biçimde harmanlayan doğaçlama parçaları, opera ve klasik tarzdan rock çizgisine kadar eserleri, tek bir notada bulduğu anlam yüküyle kendine has bir derinlik yaratıyor. Tüm lirik ve epik tüm duyguları ruha üflemeyi başaran sanatçı müzik tarihinde ayrıcalıklı bir isim olarak yerini her daim koruyor.

Ve ben kulağımda Vangelis’in Ege’nin mavisine ve sonsuzluğuna en çok yakışan Oceanic albümüyle İda’nın antik çağlarına ve mitolojisine tanıklık ediyorum.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.