DÜNYA DİLLERİNİ ŞARKILARINDA BULUŞTURAN SANATÇI: ÇİĞDEM ASLAN

Türkçe, Kürtçe, Yunanca, Boşnakça, Bulgarca, Ladino dillerinde seslendirdiği şarkılara renk veren İstanbul doğumlu bir kadın Çiğdem Aslan. Onun müzikal yolculuğu ailesinde başladı.

‘Sözlü geleneğe dayanan bir kültürde doğup büyüdüğüm için, müzik hayatımın her alanında var oldu.’ diyor Aslan.

İstanbul Üniversitesi’nde İngiliz edebiyatı eğitimi görürken, düzenli olarak Rebetiko müziği, Sefarad müziği ve Türkiye’nin diğer etnik müzikleriyle ilgileniyordu ve aynı zamanda da sahne alıyordu.O, derin ve köklü bir kültürün izinden giderek müziğini Londra’ya kadar taşıdı.
2003 yılında Londra’ya taşındı ve müzik okumaya başladı. Çeşitli atölye çalışmalarının yanı sıra repertuarını ve becerilerini pekiştiren ‘Dunav Balkan Grubu’na katıldı.

2008 yılında ise Londra’nın en iyi müzik gruplarından biri olarak seçilen, Klezmer ve Balkan müzikleri yapan ‘She’Koyokh’ grubuna katıldı.


2013 yılında, 1920’lerin Rebetiko şarkılarını Türkçe ve Yunanca olarak seslendirdiği ‘Mortissa’ albümünü piyasaya çıkardı. Bu albümdeki şarkıları rebetiko / smyrnaic (eski İzmirli) tarzda seslendirdi.

Mortissa, Yunanca kökenli bir sözcük. ‘Özgür ruhlu ve bağımsız kadın’ anlamına geldiği için de, Çiğdem Aslan bundan hareketle Mortissa karakterini bağımsızlığına düşkün, kimseye ihtiyaç duymadan kendi ayakları üstünde durabilen, güçlü bir kadın olarak tanımladı.
Şarkılarından ilham alarak adını koyduğu bu albüm Avrupa’da Asphalt-Tango Records imzasıyla çıktı ve kısa sürede iyi bir çıkış yakaladı. Radyo BBC3 yayını, The Guardian eleştirisi, Songlines’da 2013’ün en iyi ilk 100 albümü arasına girmesi, fROOTs gibi oldukça önemli bir müzik dergisinin 2013’ün en iyi albümü için 10 aday arasına girmiş olması bu yükselişin en iyi göstergelerinden biri oldu.

2015 yılında müzisyen Tahir Palalı ile kaydettiği ‘Uzak Git Ölüm’ parçası, bizleri Anadolu’nun muazzzam ezgileriyle buluşturdu.
2016 yılında ikinci albümü olan ‘A Thousand Cranes’ı piyasaya sürdü. Bu albümde 1920’lerin Smyrnası’nı ve Balkanlar’ını da içine alarak, Güney Doğu Anadolu’ya uzandı. Çiğdem Aslan’ın bu ikinci albümü, adını birçok kültürde ve mitolojide güçlü bir sembolizme sahip göçmen bir kuş olan turnadan aldı. Çoğunlukla şarkılarda, şiirlerde ve öykülerde haberci olarak tasvir edilen bu kuş, kültürün ve geleneğin taşıyıcısı olan uzun ömürlü bir aileyi, iyi bir serveti ve ebedi gençliği sembolize eder. Sevgi ve neşeyi de kendisiyle getirir. Ama her şeyden önce, bir barış sembolü olarak karşımıza çıkar.


Aslan, “Birlikte müzik yapanlar, düşman olmazlar.” mottosu ile yola çıkmış ve müziğini hep bu düşünceyi benimseyerek icra etmiş.
Aslan, bu albümdeki ‘Tourna’ parçasını Matoula Zamani ile seslendirmişti.
İçinde doğup büyüdüğü Alevi- Kürt kültürü üzerine zamanı geldiğinde bir albüm yapmak istediğini de ayrıca dile getirmişti.
Sanatçı 2003 yılından beri de Londra’da yaşıyor.

Anadolu’dan başlayıp dünyaya yayılan şarkıların temsilcisi ve bekçisi olmaya da 15 yıldır başarıdan başarıya koşarak devam ediyor.
O, şarkılarıyla kültürler arası köprüler kurmaya devam ederken, biz de icra ettiklerinden keyif almaya bakmalıyız. Barış ve sevgi ile…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.