Erkeklerin Dünyasında Direnen Bir Kadın Ressam/ Rosa Bonheur

“Modern sanat öncüleri olarak kanona dâhil edilen isimlerin tümü erkektir”

Büyük ölçüde erkeklerin alanı olan kamusal alana dâhil olan, kendisini erkin dünyasında kabul ettiren bir ressam Rosa Bonheur. Rubens’in çizimlerinden etkilenerek başladığı eskizlerle birlikte, desen ustası babasının desteğini de alarak gerçekçi ve natüralist resimler üretmeye başladı. Kadınların sanat alanına dâhil edilmediği bir dönemde; kendi imkânıyla bir şeyler üretme gayretinde olan biri için, bu durum hiç de kolay değildi. Aristokrasinin yıkılışı ve burjuvazinin yükseldiği bir dönemde kadınların nü resimler yapması, dahası canlı bir nü modelle çalışması yasaktı; bu durum, kadınların akademiye katılmalarına da engeldi. Kadınların çalışmalarının ana temasını, yine sıkıştırıldıkları evlerin odaları oluşturuyordu. Tıpkı, Morısot ve Cassatt’ınki gibi…

Berthe Morisot -Mary Cassatt

Sanat akademisinin koşulları, özellikle canlı çıplak modelden çalışmaya verdiği öncelik, saygın kadınları “büyük sanat eseri” yaratmasından mahrum bırakıyordu. Linda nochlin

Rosa’nın babası Raimond, Saint- Simon derneği üyesiydi ve kadınların özgürleşmesini savunuyordu. Hatta o dönem kadınlar için yasak olan pantolonu, özgürleşme için bir simge haline getirmişti. Yükselen burjuvazi ile birlikte nü’nün yerini doğa resimleri almıştı. babasının fikirlerinden etkilenen Rosa; geleneksel kadın kıyafetlerini çıkardı, saçlarını kısacık kestirdi. Ayağına geçirdiği botlarla dağlarda doğal yaşamı resmetmeye başladı.

 “Üç yüz adet yöresel müzemiz olabilirdi, sanatçılara devlet tarafından kamusal eser siparişleri verilmiş olabilirdi, ama gitgide çoğalan tuvallerin para getirme ihtimali olan tek yer burjuvazinin evleriydi. Tarih resmi, orta sınıfın oturma odasına hiçbir zaman yakışmadı, hiçbir zaman da yakışmayacaktı. O odalara imge sanatının “az nitelikli” türleri –genre resmi, manzara, natürmort-yakışıyordu.” (H.C-C.A. White)

Rosa’nın natüralizm anlayışı ve hayvanları kendine özgü karakteriyle verebilmesi dönemin burjuva kesimini oldukça etkiledi.  Ancak onun giyim tarzı dönemin ahlak anlayışına hitap etmediği için, kadınsı olmamakla eleştirildi ve aşağılandı. Eleştirilere verdiği cevapla kadınlara sunulan alanları trajik biçimde anlatmaya çalışsa da, kendisine karşı yüklenen bakış açısını değiştiremedi.

“Yani beni böyle giyinmiş görüyorsanız, bu birçok kadının değindiği gibi, ilginç görünmek için değil, işimi kolaylıkla yapabilmek içindir. Unutmayın ki bir dönem bütün günümü mezbahada geçirdiğim oldu. Öyle kan gölü içinde çalışabilmek için insanın kendisini gerçekten sanatına adamış olması gerekir. Ayrıca atlara büyük ilgim var, atları görmek içinde panayıra gidilir, değil mi? Sonuçta kendi cinsimin giysileriyle rahat edemeyeceğimi anladım. İşte bu yüzden Polis Şefliği’nden erkek giysileri giyebilmek için izin istedim.”

Rosa Bonheur, Seçmek zorunda kaldığı konular yüzünden oldukça kötü şartlarda çalıştı. Popüler beğeniye yönelik ürettiği eserleriyle(hayvan resimleri burjuva kesim arasında popülerdi); Paris Salonu’nun birincilik madalyasını ve Onur Nişanı’nı kazandı. Yaşadığı dönem için bir ilk olan Rosa ödülleri alsa da kendisine dayatılmaya çalışılan Viktoryan Ahlak’ı reddetti.  Kendinden emin ve kararlı tavrıyla, erkeklerin dünyasında var olma savaşını kazandı.

 

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.