Fotoğrafla Bir Yaraya Dokunmak / Miyako Ishiuchi

Bir imgenin fotoğrafta yer edinmesi sadece kurgusal olarak gerçekleşmez. Geçmişten gelen pathosun açtığı izler bir ‘İm’ olarak fotoğrafta yer edinir. Miyako Ishiuchi da II. Dünya Savaşı sonrası toplumsal bellekte yer edinen travmaların yarattığı etkinin peşinden giderek, acının izlerine odaklandı. Kentsel yaşamı karakterize ederek yabancılaşmayı, bireyin içsel gerilimi içerisinde yansıttı.

Miyako İshiuchi, geçmiş ile bugün arasındaki mücadeleyi ve gelecekteki Japon kimliğinin belirsizliğini yansıtırken; terk edilmiş binaları, atom bombası sonucu hayatını kaybetmiş kişilerin eşyalarını, yazıları, bireylerin bedenindeki yara izlerini çalışmalarına dahil etti. Bu dahil ediş, Miyako’nun dünyasında varoluş ve yok-oluşun simgesi haline geldi.

“Sanatın tanımı, sanatın ne olduğu ya da ne olmadığı umurumda değil. Yaptığım tek şey, herhangi bir etiketten bağımsız olarak yapmam gereken şey.”

Derin kontrast dahilinde ve yakın çekimlerle birlikte etkileyici bir bütünlük yaratan Miyako; cinsiyet, doğa, anılar ve fiziksel varoluş gibi temalar üzerinden farklı perspektifler geliştirdi. Sanatçı, zamanın kıskacında insanların anılarını yalnızlık imgesiyle verdi. Kırık tavanlar, terk edilmiş yataklar, yalnız kadınlar ve yara izlerinin sıkça rastlanıldığı fotoğraflar, geçmişin sanrısıyla bir yüzleşmedir.

“Fotoğraflar acı verebilir, verirde.” Susan Sontag

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.