İyi Fotoğraflar Hayatın Özünden Bir Şeyler Anlatır / Bert Hardy

1941 ve 1957 yılları arasında Picture Post dergisinde yayınlanan çalışmaları ile tanınan Bert Hardy; hem gündelik yaşamı hem de savaş fotoğraflarını yansıtmasıyla yaşamın eşsiz bir kaydını sunuyor.  Onun Londra ve Glasgow’daki yoksul mahalleleri; İkinci Dünya Savaşı ve Kore Savaşı’nın görüntüleri, kuşkusuz yirminci yüzyılın büyük belgeleri arasında yer alıyor.

Savaşın yarattığı yıkımı ve kamplardaki esirleri sıkça kadrajına alan Hardy, savaş sonrası yoksul mahallelerde çalışarak sosyal sahneleri belgeledi. Ortaya çıkan imgeler, bugün orada bulunan korkunç yoksulluğa rağmen, insan ruhunun gücünü gösteren klasikler olarak kabul ediliyor. Hardy bu fotoğraflar için önemli derecede eleştiriler aldı, çünkü yeni politika gereği fotoğraflarda halkın refah durumu iyi gösterilmeliydi.

Fotoğrafçıların iyi fotoğraflar çekmek için pahalı ekipmanlara ihtiyaç duymadıklarını söyleyen Bert Hardy; 1951’de bir Kodak Box Brownie kullanarak, Blackpool’un gezinti yollarında oturan iki kadının dikkatlice pozlanmış bir fotoğrafını çekti. Bu fotoğraf, savaş sonrası Britanya’nın ikonik bir görüntüsü haline geldi. Bu fotoğrafın bir diğer özelliği ise, her zaman kullandığı Leica’dan ziyade Box Brownie kamerayı tercih etmesiydi. Bunu, iyi bir fotoğrafı, iyi yapan şeyin kamera olmadığını göstermek için yapmıştı.

Bert Hardy’nin çalışmaları; kalabalık sokaklardan, yalnız bireylere, bomba veya molozlarının ortasında saklanmak isteyen çocuklara kadar uzanan minimal, hareketli kamusal sahnelere sahiptir. Hardy’nin  fotoğraflarındaki yüksek  kontrastlar, derin odaklı kompozisyonlarla dramatik bir yapının oluşumunu sağlar. Özellikle kışın çekilen fotoğraflarda, kalabalıklara ve caddelere sinen sis ,bu yapıyı daha da etkileyici hale getirir. Yoğun bir sis bulutu, arabaları, tramvayları, otobüsleri ve sokakları farklı karakterlerden oluşan canlı bir karışımla örter.

“Tren istasyonunun dışında, Güney Koreli diktatör Syngman Rhee’ye karşı olduklarından şüphelenilen yaklaşık 14 ila 70 yaşlarında yaklaşık 60 siyasi mahkum  vardı . Onları bağladılar ve kıyafetlerini çıkardılar; Güney Koreli muhafızlar çömelttikleri  esirleri silahlarıyla dövüyorlardı.”

Sevil Ateş

MSGSÜ Sanat Tarihi bölümü mezunu.
Kültür sanat editörlüğü ve yazarlığı yapıyor. Tiyatro ve performatif sanatlar ile uğraşıyor.
Sanat Karavanı Yazarı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.