Şu an Okuyorsun
Kaderin Tutsağı Bir Rivyalı: The Witcher

Kaderin Tutsağı Bir Rivyalı: The Witcher

Kaderin birbirine bağladığı insanlar birbirlerine sürekli rastlarlar.

The Witcher… Game of Thrones’u geçecek mi? Milyonların aklında tek bir soru…

Witcher; tüm iddiasıyla öyle bir geldi ki başlangıç için çıtayı beklenenden üst noktaya koydu. Peki, ne anlatıyor bu dizi ve izlemeye değer mi? Baştan konuşalım, kitabını okumayan ve oyununu oynamayan, sıkı bir dizi takipçisi olarak yazıyı kaleme alıyorum. Ve yazı boyunca Henry Cavill’i öveceğim sanırım. Bir de spoilersız olacak, rahatça okuyabilirsiniz.

1. Dizinin Konusu ve Karakterleri

Ormandaki kız senin kaderin.

Netflix platformunda yayınlanan dizinin yaratıcılığını Lauren Schmidt üstleniyor. Başrollerinde; Henry Cavill (The Witcher), Freya Allan (Ciri) ve Anya Chalotra (Yennefer) yer alıyor. Dizi; Rivyalı Geralt (Geralt of Rivia) yani Witcher’ın, kaderle bağlandığı bir kız çocuğu olan Ciri’nin birbirini aramasını konu ediniyor.

Ana karakterimiz Geralt; kasti olarak mutasyona uğratılmış bir mutanttır. Yani insanlığını yitirmiştir ve canavar avlayarak geçimini sağlar. Arkasına bağlı kılıcı ve ak saçlarıyla girdiği her yerde tanınan Geralt, tamamıyla korkusuzdur. Karizması, kararlılığı ve gücü ile her işin altından kalkabilen Geralt’ın tek düşkün olduğu şey özgürlüğü iken kaderin tutsağı olacaktır.

Ciri ise Kuzey Krallıkları’ndan biri olan Cintra‘nın veliaht prensesidir. Ebeveynleri vefat eden Ciri’ye anneannesi Kraliçe Calanthe bakmaktadır. Sarayın büyücüsü Fareçuval (Mousesack) ise ona rehberlik eder. Ciri, normal bir insan olarak büyütülür fakat düşündüğü kadar normal değildir. Araması gereken cevaplar; Nilfgaardlıların ülkesini işgale gelmesiyle gün yüzüne çıkmaya başlar. Rivyalı Geralt’ı bulması söylenen Ciri’nin arayışı ve kendini keşfetmesi başlar.

Dizinin anlatıldığı evrende ise her krallık bir büyücüye sahiptir. Bu büyücüler Aretuza adı verilen büyücülük akademisinde yetiştirilirler. Yennefer, sıradan bir kasabada yaşayan fiziksel deformasyonlara sahip bir genç kızdır. Görüntüsü yüzünden hayatı boyunca hor görülen Yennefer’a, ondaki büyü güçlerini hisseden Tissaia adında bir büyücü el uzatır. Fakat Yennefer oldukça hırslıdır, akademiyle yetinmek istemeyerek her şeyi elde etmenin arzusuyla, büyük fedakarlıklarda bulunmaya hazırdır.

Bir de ozanımız, Witcher’ın kadim dostu(!) Jaskier var ki… Söylediği şarkıları ağzınıza dolayabilir. Diziye esprileri ile renk katan Jaskier, zaman zaman Witcher’ın hem yoldaşı hem baş belası olur.

Dizinin zaman örüntüsü farklı bir şekilde işler. Şöyle ki, Geralt’ın zamanı geçmişten geleceğe doğru aktarılırken; Ciri’nin zamanı şimdiden geleceğe doğru aktarılır. Tüm mesele, üç ana karakterin; Geralt, Ciri ve Yennefer’ın kaderlerinin onları bir araya getirip getirmeyeceğidir.

2. Dizinin Eleştirisi

Konuyu karakterler üzerinden aktardığımıza göre oyunculuklara ve detaylara gelelim.

Henry Cavill, ne derse densin rolünün üstesinden gelmiş. Hatta benim beklediğimin çok üstünde başarmış bunu. Kılıç kullanmayı üzerine çok iyi oturtmuş. Cavill, nasıl yapmış bilmiyorum ama bana yıllardır kılıç kullanıyor izlenimini verdi. Ve bence saçlarını hep öyle kullansın…

Cavill’ın, bazı izleyiciler tarafından kasıntı olduğu, çok yazılıp çizilmiş. Aslında, karakterinin asıl görünüşü zaten tam olarak bu olmalı. Sıra dışı güçleri olan Geralt için kibirli bir görünüm çizilirken, aynı zamanda canavarları iyileştirme isteğinin altındaki saf ruhunu görmemiz istenmiş. Yani hem kibirli hem kalbi etrafındakileri iyileştirmeye adanmış bir adam Witcher.

Yennefer’ı canlandıran Anya Chalotra‘ya da bir parantez açalım. Yennefer’ın hırsını gözlerinde görebileceğimiz kadar, karakterini iyi yansıtmış. Çektiği acıları sanki gerçekten çekiyormuş hissine kapılabilirsiniz. Keza 3. bölümün sonuna doğru yaşanan sahnede bunu görebilirsiniz.

Ayrıca Bakınız

-Tek spoiler olabilecek kesit.-

Olumsuz bir eleştiri olarak 6. bölümün Hobbit ile benzediğini düşünüyorum. Kitapta böyle bir anlatım var mı bilmiyorum fakat sahnenin Hobbit film serisiyle ortak yanı çok. Sarp kayalıklardan geçilen merdivenler, cüceler, ejderhalar, o ejderhalar için yola koyulan bir grup avcı vs. bana Hobbit’i hatırlattı. Fakat dizi boyunca Geralt’ın mücadele ettiği canavarlar gayet orijinaldi. Elfler gibi tanıdık yüzler de vardı.

3. Peki, Dizi İzlemeye Değer Mi?

Eğer; epik, fantastik ve birazcık kafa karıştırıcı bir hikaye arıyorsanız dizi tam size göre. “Dizi başlarda sıkıcı gelebilir” klişesini yaşamayacaksınız. Çünkü aksiyon başından sonuna kadar aynı tempo ile devam ediyor. Her bölümde farklı bir hikaye ile karşılaşacaksınız. Kurgusu ve karakterleri Game Of Thrones kadar karışık değil içiniz rahat edebilir. Fakat efektleri, yaratıkları, kendine ait dünyası ve çekim kalitesi ile ondan aşağı kalır yanı yok diyebiliriz.

Henüz ilk sezon olduğu için, olağanüstü fantastik bir evren beklemeyin ama beklentinizi çok aşağı da çekmeyin. Dizinin temposu ve Sherlock ruhunuz, sizi zaten bir çırpıda son bölüme getirecektir.

Ve bir replikle yazıyı kapatalım:

Saygı, tarih yazmaz.

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Emin Değilim
0
Heyecanlı
0
Hüzünlü
0
Mutlu
0
Şaşırtıcı
0
Yorumları Gör (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published.

© 2011 Sanat Karavanı, Tüm Hakları Saklıdır.

Yukarı Kaydır